​ Kriz / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '14

 
Kategori
Deneme
 

Kriz


Bir kriz anıydı. Nasıl da toplandınız başucuma. Siz kaderimin cinayetinde baş ucumdasmız. Siz se­lamsız sevgiler, mavi karanlıktan ölüm yatağıma so­kuldunuz sinsice. Oysa duyduğum, ağlayan göğsü­mün hışırtısıydı sadece.

Susturun, susturun içimdeki bu gürüldeyen sarnı­cı! Silin aşka bulanan gözlerimi. Bu bomboş önümde uzanan beyaz ışıklı koridorlarda yalnızım şimdi. Susturun basımdaki isyan sancısını.

Artık kim tutabilir vurulduğum balyozu. Kim kur­tarabilir balyozların gölgesinden güneşimi. Açlığımı sarabilir misiniz? Ya bu bedenin türeyen yaralarını? Ruhumun soğukluğunu?

İhanet vuruyor düşlerime, tınılar süzülüyor doku­larıma. Oysa geçmişin siyah beyaz fotoğrafları yok artık çekmecemde. Arsız ağlayışlar, gülüşler, pa­ramparça bana kalan hiçliğim. Ama neden şimdi bu suskunlukta saplanan kriz.

Tarihin kaygan bir basamağında ayağım. Aşağısı karanlık ve derin. Eskimiş suların kıyısında yosun kokusu; dipsiz değil bu su, bulanıklığında kırılan ışık dipsiz değil. Biliyorum.

Taşların yapışkanlığı uyluğumda. Yoksa birleşti­ğim doğa sonsuzluğum mu? Ölümüm mü tırmandı­ğım? Seviştiğim bu tapmakta suçlu ben miyim? Yok­sa kaderin oyunu mu çizdiğim tanrılar katında. Yı­lanların, kurbağaların, kertenkelelerin hışırtısı mı duyduğum? Yoksa ağlayan ben miyim? Toprağa bu kadar yakınken yüzüm, hiçlikse ölüm, ben ölüm de­ğil miyim?

Ya sen damarlarıma umut tadında ilaç veren. Sor­gusuna hazır mıyım insanların? Aşka, nefrete, iş­kenceye hazır mıyım?

İşte, içimdeki saati duyuyorum yeniden. Evet, şimdi aşkın vakti. Dünyanın bu ıssızlığında çığlığın vakti; şimdi uçurtmaları gökten indirme vakti. Saat­lerin yaşamla dalga geçme vakti. Günün güneşten ayrıldığı yerden, bir çocuğun doğmasının vakti. Şim­di, bir akşam vaktidir artık, yağmur toplayan bulut­ların belki de kriz vakti...


  

 
Toplam blog
: 4
: 69
Kayıt tarihi
: 09.03.14
 
 

Eğitimci ..