- Kategori
- Genetik
KT 39: Ne olacaktır bu Dünyanın / memleketin hali?
Her zaman seçkin bir Nevizade mezesi, ortalama sohbetlerin olmazsa olmazı gitgide kötüye gittiği en iyimser tabiatlı ortanca kız kardeş tarafından da tescil edilen memleketin hali, neden kötüye gitmekte olduğu üzerine uzuuuun zaman epey kafa yoran "abla"nın teşhisi ve tedavisi şudur:
İnsanoğlunun genetik yapısının kuytu bir köşesinde, henüz keşfedilmemiş bir "açgözlülük geni" vardır; DNA'nın deşifre edilmesi sırasında bulunup ehlileştirilmezse, insanoğlunun defterini dürecek olan işte bu gendir. Yer göstericiye bahşiş verilmeyen -zincir- sinemalardaki patlamış mısır kutularının ebadlarına üstünkörü göz atmak "abla"ya hak vermek için yetip artacaktır. Küçük, orta, büyük diye adlandırılmış olmalarına karşın küçük boy öyle büyüktür ki, "abla" öteki boylara ne denebileceğini bilemez. Mısır kutularının boylarıyla birlikte geniş aralıklı yumuşak koltuklu loş salonlar, bedensel hazların tatmini odaklı yaşam biçiminin görüntüleridir ve bunun Dünya Planeti'ndeki izdüşümü, aşırı beslenmekten, önce giysilerine sonra da coğrafyalarına sığamaz hâle gelen insanların kendilerine yeni yaşam alanları açmak üzere katlanarak saldırganlaşmalarıdır.
Derken "abla" bir yerlerde, fırsatı değerlendiren insanın, hayatta kalma şansının arttığı ve soyunu sürdürmek için açgözlü olmak zorunda olduğuna dair bir şeyler okur; evet, bu da doğrudur ama yemek için avlandığımız zamanların üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına karşın neden halâ açgözlüyüz, net bir yanıtı yok.
Ve bu noktada, "belki bu sadece bir bilinç düzeyi meselesi" diyerek avunur "abla", "gerekli, yeterli zaman geçtikten sonra biz de elimizi pastanın ufak dilimine uzatmayı başarabileceğiz".