Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '07

 
Kategori
Aile
 

Küçük sarışın kız...

Dünya tatlısı, saflığın, berraklığın timsali, kirlenmemiş bir dünyası var.Sapsarı saçları, sürekli gülümseyen gözleri, minicik elleri. Henüz konuşmaya başlamış olmanın getirdiği tam olarak söyleyemediği sözleri. Tertemiz bir sayfa. Yalan yok, riya yok, kıskançlık yok. Özüde bir sözüde. Yaşamın ilk basamaklarında.

Şimdi yaşamın baharında bu yavru. Anne ve babasının anlaşamaması üzerine yıkılan bir yuvanın ferdi haline gelmiş. Anne babası henüz boşanmış. Bu masum henüz hiçbir şeyin farkında değil. Ama hayatı boyunca yıkılmış bir yuvanın acısını yaşayacak.

Kendisine eşit uzaklıkta olan ya annenin ya da babanın yanında kalacak. İki sevgiyi bir arada alamayacak, bir tarafı eksik kalacak.

Aile, farklı kültürlere sahip iki insanın birlikte kurdukları bir kurum.Her şeyden önce bu kurumu kuracakların ruh sağlığı yerinde olması gerekir. Belli bir olgunluğa ulaşmaları gerekir.

Ayrıca ailenin geçimine yetecek düzeyde bir gelire sahip olmaları gerekir. Bu koşulları taşıyan bayan ve erkeğin yuva kurmalarına izin verilmeli, bu koşullara sahip olmayanların aile kurmalarına asla izin verilmemelidir.

Parçalanmış ailerin günahını çocuklar çekmektedir. Hiçbir insanın, başka bir insana acı çektirme hakkı yoktur. Kaldı ki kendi öz çocuklarına bunu reva görmek sanırım son derece pervasız bir tutumdur.

Anlaşamayan iki insanın yuvayı devam ettirmelerine karşıyım. Anlaşma zemini yoksa boşanmanın kaçınılmaz olduğunu da savunurum. Beni boşanmalar değil, günahsız yavrular ilgilendiriyor. Çocuk sahibi olma boşanacaksan. Eğer çocuk sahibi olduysan o zaman sorumluklarını yerine getir. Evlenmeden önceki alışkanlıklarını bir kenara bırak, yuvanın getirdiği yeni koşullara adapte ol. Erkek veya bayan hiç fark etmez bir evlat sahibi olmanın doğal sonucu ben olmaktan çıkıp biz olabilmektir.

Günümüz gençliği en küçük sorunda mahkeme salonlarıda alıyor soluğu. Yapmayın, etmeyin, çocuğunuz ne olacak sorusuna. Genellikle verdikleri yanıt: Bir şekilde büyür oluyor. Doğru boşanmış bir ailenin çocuklarıda bir şekilde büyüyor. Ama o şekil tercih edilen bir şekil asla değil. Masum evlatların tertemiz dünyasını karartarak anne ya da baba sevgisini tam veremeyerek yıkılmış bir ailenin enkazı altıda ezerek çocuk yetiştirilmez.

Anne- baba da olsa insan insandır. Ve insanoğlu bencildir sormak gerekir. Çocuğuna reva gördüğün yaşamı annen baban sana reva görselerdi acaba ne düşünürdün. Kendine yapılmasını istemediğin bir davranışı sende başkalarına yapma. Bir de bu senin parçansa, senin yavrunsa bin kere düşün öyle karar ver.

Olaya farklı açıdan da bakalım. Geçinemeyen iki insan, çocuk için birbirine katlanıyor. Olumsuz bir ortam var. Çocuk bu ortamda yetişir mi? Ruh sağlığı yerinde olur mu? Tabiki bu ortamlarda yetişen çocuklarda en az parçalanmış aile çocukları kadar zarar görür. Burada asıl olan, anlatılmak istenen: Çocuk yoksa boşanmalar normaldir. Çocuk varsa sorumluluk artar. Burada en son düşünülecek şey boşanmadır. Çocuğa kendi sorunlarını yaşatma hakkın yoktur.

O halde çocuk sahibi olmak istemeden önce etraflıca düşün. Çekincelerin varsa asla çocuk sahibi olma. Olduysan sorumluluklarını yerine getir. Anne ve baba olarak fedakarlık yap. Topluma ruhsal, duygusal ve bedensel sağlığı yerinde evlatlar yetiştir.

Masum bir evladın acı çekmesine, ağlamasına, boynunu büküp çaresiz kalmasına dayanamıyorum. Benim zaafımda bu herhalde. Sağlıklı, mutlu bir ailenin toplum yaşamında vazgeçilmez önemi vardır. Temennim her insanın mutlu ve huzurlu bir yuvada yaşamasıdır.


 
Toplam blog
: 15
: 6091
Kayıt tarihi
: 10.07.07
 
 

Emekli coğrafya öğretmeniyim. Ülkemin sorunlarına duyarlıyım. Haksızlığa, adaletsizliğe, soygun ve v..