​ Küçük Yüreklerdeki Aşk / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '09

 
Kategori
Deneme
 

Küçük Yüreklerdeki Aşk

Küçük Yüreklerdeki Aşk
 

"AŞK" nedir diye sorar küçük kız annesine hiç lafı dolandırmadan paylaştıkları bir sürü günlük olayların ardından... "Bir aşk hastalığı almış gidiyor herkesi" dedi arkasından annesi şaşırdı. "Bunu da nerden çıkardın diye" sordu. Sanırım küçük olarak nitelendirdiği kızı büyüme yolunda yavaş yavaş adım atıyordu. Telaşlandı "acaba" gönlüne bir kıvılcım mı sıçradı diye... Çoğu şeyi paylaşırlardı aslında aşk konusu, sevgi, pekte uzak olduğu konular değil di hayatında... Gülümsedi çünkü aşkı hastalık olarak görmesi için çok daha erkendi. Bir sürü güzel ve kendince özel yönü varken gülümsedi. Ama buruk gülümsemeydi...

Aşkı nasıl anlatmalıydı ona... Hep güzel yönlerini gösterse gün gelicek aşktan dolayı aşktan dolayı nasıl olsa kanunmuş gibi her genç kız gibi oda acı çekeceğini bildiğimden bu konuda iyimser bir anlatıma ve örneklemeye gitmeme kararı aldı. Hatta biraz da oyalama yoluna gitti ama nafileydi. En sonunda aklına bir fikir geldi annenin annem de ben çok sıkıldığım zamanlarda söylemek istediklerimi ifade edemediğim zamanlarda yazı yazmam gerektiğini vurgulardı en iyi anlatım yolu budur sözlerin havalarda kalacağına yazılarda asılı kalsın derdi. Bende bu fikirden yola çıkarak internette bak dedim herşeyin sanal olduğu bir alemdeydik nasıl olsa... Ve okuduklarından yola çıkarak aşkı sen bana özetle dedi. Küçük kız şaşırdı gülme sırası ona gelmişti birde büyüğüm olgunum diye geçinirsin dedi. Ama birtürlü bana aşkı tarif edemedin. Yazıyor ama sözle ifade edemiyorsun dedi gülerekten... Ve annesinden birkaç ipuçu vermesini istedi aşk ile...

Anne AŞK= SEVGİ + AYRILIK dedi. Kafası iyice karışmıştı aslında... Aslında yaşına göre oldukça zekiydi ama annesinin aşkı bu biçimde tarif etmesi şaşırtmıştı onu. Aslında sık sık bahsedilirdi evlerinde aşktan, sevgiden, insan sevgisinden, hayvan sevgisinden yanı sevginin ve aşkın çeşitliliğinden... Tamam dedi küçük kız dediğin gibi olsun. Sana aşkı ben öğreticem. İlk önce dedi anneannem doğru dedi annesi en büyük aşklardan bir tanesi en temizi en karşılıksızı, tek taraflı olanı... Annesinin yazılarını okuyordu, kaybettikten sonra ki yazılarını hatırladı. Ve o soruyu sordu neden kaybettikten sonra diye? Annesi gene gülümsedi çünkü yanımızdayken, yakınımızdayken, konuşurken, yaşarken farkedemiyoruz ama soruların arkası yine kesilmiyordu. Hadi bu kadar muhabet yeter dedi annesi yazacakmısın?

İnternette girdi tanıdık sayfayı çağırdı ve AŞK diye yazdı çoçukca bir saflıkla anne burda herkes aşıkmış dedi. Şimdi burdan yola çıkarak küçük kızın aşk hakkındaki yazılı birikimini aktarıyorum. Sanırım okuyunca bunların yazılarda asılı kalmayacağını büyüyünce tekrar okuyunca ne kıymetli anlarımız olduğunu hatırlatması amacıyla burda yazılı kalmasını istedim. Gelecek için ona küçük tatlı bir hediyem olacaktı ben olmadığım zamanlarında... Ve bulduklarını birleştirerek bu sevimli yazı çıkmıştı ortaya....

"Burda anneme ilk önce çalıştığı farklı meslek dallarından oluşmuş insanların aşk ile ilgili ne söylediklerinle başlamak istiyorum. Aşk hastalıktır, bulaşıcıdır, üstelik demiş genç kimsenin tedavi olmak istemediği şey nasıl hastalık olabilir? demiş doktor - Aşk olsa olsa sanattır demiş ressam bu nasıl sanat ki, izleyicisi yok sadece iki kişilik demiş aktör- Aşk olsa olsa karşılıksız vermektir demiş savcı biri bir tarafa bir şey veriyorsa rüşvette olabilir demiş avukat, iki tarafta razıysa bu bir sözleşme sayılır demiş yargıç .

Gerçek aşk saklanıp kaçıp gidermiş aşkı küstürürlermiş o da bu dünyada bir daha yaşanılmayacağını düşünüp saklanırmış. Sizin yaşınızda gerçek aşk olmaz derken annem sanırım bunu kastetmiş şimdiden küstürmememizi istemiş. Annem sevgi ve ayrılık derken bunu kastetmiş herkes hem sevmiş, hem ayrılmış demek iki buda sanırım 2. sebep aşık olmamam için annem üzülmemem için istememiş ve erken demiş nasıl olsa üzülecem diye...

Bu arada sevgiyi çok uzun yıllar sonra bulanlarda var burdan da anlaşılıyor ki aşkı büyüyüp olgunlaşınca yaşamak lazım ki şimdilerde aşkı acısı çeken arkadaşlarımın aslında hiç bir şey hissedemeyeceğini anladım. Ve coğunun da karşılığı yoktu. Karşılıksız aşk büyüklerde olduğu gibi gelecek görülmüyor bizleride bir yaşam mücadelesi almış onlar gibi sınav dersler... Ayrı okullar da okuma baksanıza daha şimdiden ayrılık kapımızı çalmış bile...

Sonra aşkın zamanla sevgiyle birlikte dostluğa dönüştüğünü görüyoruz buda anneme olan aşkımın örneği bir arkadaş gibi benimle her şeyi paylaşıyor. Gözü kapalı her şeye koşuyor, aslında annemin de bana duyduğunun aşk olduğunu farkettim fedakarlık ya onu benden hiç esirgemiyor.Hayatı benim hayatımın üzerine kurulu.... Babam annemi tek kelime ile ifade eder fedakar ve yanındakini farklı kılmakmış bunu tam olarak anlamadım ama... Anneme bunu söylediğim zaman gözlerinde yaş süzülerek gülümsedi anladım ki aşkta gözyaşı da vardı.

"Annecim ben aşkı öğrendim aşk insanoğlunun içinde barındırdığı bütün iyi, kötü, güzel, çirkin, duyguların birleşiminden oluşuyor. Bir kere mutlu aşk çok ender yok denecek kadar ama yüreklerde sevme duygusu var olunca sanırım senin dediğin gibi aşk hep var olucak. AŞK= Sevgi + Yanlızlık + Kıskançlık + Öfke + Kandırmaca + Fedakarlık + Gözyaşı + ve üzgünüm annecığim benim daha tadamayacağım koskocaman ?????????????????????????? işaretleriyle dolu......

Ve ÖZETLEMEK GEREKİRSE AŞK (?)"

Aynen bu şekilde bitirmişti... Daha ne diyebilirim ki.... Yorumsuzca....

 
Toplam blog
: 227
: 543
Kayıt tarihi
: 16.01.08
 
 

Fazla söyleyecek bir şey yok herkes gibiyim. Artık... Bazı acılar faydalıdır. Önce üzer, sonra he..