Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
 

Kültür Bakanımızdan, eksik kültürlü bir beyan…

Kültür Bakanımızdan, eksik kültürlü bir beyan…
 

Ne yazık ki aşağıdaki ifadeleri de duyduk…

“Biz bu cumhuriyeti halklaştırmaya, seçkinlerin, bir avuç tuzu kurunun cumhuriyeti olmaktan, balo salonlarında kutlanan cumhuriyet olmaktan çıkarıp, halkın paylaştığı, gerçekten kimsesizlerin kimsesi olan bir içeriğe, halkın yönetimi haline getirmeye çalışıyoruz. Bu, Türkiye’nin yapması gereken bir açılım ve atılımdır. Halkın sahneye çıktığı, köy çocuklarının inip halkı yönetmeye çalıştığı yeni bir düzen kuruluyor. Dünyada böyle saflaşmalar var. Amerika’da halk, 40-50 yıl önce aynı otobüse binmekten gocunduğu, aynı masada oturmak bir yana, aynı salonda bulunmaktan rahatsız olduğu, bir toplum kesiminden, bir insan kümesinden bir devlet başkanı seçti. Bizim siyasilerimizin bazıları bunu hâlâ okuyabilmiş değiller.”

Bu sözlerin sahibi, bu ülkenin “Kültür” bakanı oluyorlar…

Baktım; yaş olarak benden tam 68 gün küçük…

Sonra düşündüm, bu kişi acaba Türkiye dışında mı yaşamıştı…

Değil, Türkiye içinde yaşamış, eğitim almış ve üstüne üstlük de “Hukuk” eğitimi alan birisi.

Dahası…

Düne kadar solun en solunda olurken, bugün “İrticaının odağı” olduğu mahkeme kararıyla sabit bir partinin üyesi ve onun hükümetinin de bakanı…

Muhtemelen 1954 veya 1955 yıllarında da ilkokula başlamış olmalı…

Hal böyle olunca, ben şöyle bir geriye dönüp baktığımda, o günlerde Türkiye’de Cumhuriyet Bayramı bugünkünden daha coşkulu kutlanırdı.

Bütün okullar törene katılır, halk tören yapılacağı alanı doldururdu.

Sadece öğrenciler olmazdı o günün törenlerinde…

O yerleşim yerinde ne kadar esnaf ve sanatkârların temsilcileri varsa, hepsi de mesleklerini icra ederek (Berber traş ederek, demirci demir döverek, terzi elbise dikerek) törene katılırlardı.

Kimi bindirilmiş, kimi yaya…

Herkes sokaklarda olurdu…

Geçit törenin yapıldığı yollarda, hemen her kurum “Tak”lar kurardı, süslerlerdi şehri baştan aşağı…

Atatürk anıtlarına çiçekler konup saygı duruşunda bulunurken, cumhuriyet’i Türk milletine armağan ettiği için şükran duyguları içinde, ama hiç kimsenin aklından “Sap gibi durmak” gibi bir düşünce gelmezdi.

Hiç kimse, kimsenin etnik kökeninden, dini inancından söz etmez, aklına bile getirmezdi.

Velhasıl, olancan coşku ile kutlanırdı…

Elbette akşamları da “Medeni milletler seviyesine” ulaşmışlığın bir göstergesi olarak balolar da düzenlenirdi. Ama o törenlerden önce, akşama kadar yapılan törenlerin hepsinde bizatihi “Millet” olurdu, akşam da balosunda da bulunurdu…

Sayın Bakan, sanırım bir şeyi karıştırıyorlar…

Şimdileri sadece kendisi ve kendisi gibi olanların boy gösterdiği törenlerden söz etmiyoruz biz…

O balolar ki, şehrin tüm yöneticileri ile ileri gelenlerinin ayrım gözetmeden davet edildiği etkinliklerdi…

Bir başka ifade ile sizden-bizden gibi bir ayrım da söz konusu değildi…

Sanırım “Kültür Bakanımızın” bu konuda biraz bilgi ve dolayısıyla “Kültür” eksikliği söz konusu.

Dersine biraz çalışsaydı, böyle si talihsiz bir konuşmanın sahibi olmazdı…

03 ARALIK 2009

 
Toplam blog
: 146
: 576
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..