​ Kültür ve sanat yolunda Abdülkadir Güler'le bir konuşma ( 2) / Söyleşi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '16

 
Kategori
Söyleşi
 

Kültür ve sanat yolunda Abdülkadir Güler'le bir konuşma ( 2)

Kültür ve sanat  yolunda Abdülkadir Güler'le bir konuşma   ( 2)
 

Konuşan: Şengül CAN 

Aydın Mücadele Gazetesi  editörü.

****

-Ş.CAN: Yazarlığınız dışında şairliğinizin de olduğunu biliyoruz. Bize biraz da bu yönünüzden bahsedebilir misiniz? Ne tür şiirler yazıyorsunuz?

A.GÜLER- Teşekkür ederim Şengül Hanım, bu güzel bir soru, izin verirseniz bir dörtlükle söyleşime giriş yapayım:

İmpalada bir gelin al al güller içinde

Baştan tırnağa kadar gümüş tüller içinde

Arife tarif olmaz, gören bin kere ölür

Dili güzel, boyu güzel, ne yazık eller içinde…                

                                      ***

Taşlama havasında bir dörtlük daha okumak istiyorum.

Bu taşlamanın da bir öyküsü vardır.

*

Cahile varan kul olur gider

Yerlere serilir çul olur gider

Gittiyse eğer kendine yazık,

Beş paralık zarfa pul olur gider…

                   ****

Ve bir bayram için de bir dörtlük sunmak istiyorum.

Tabi söz yerinde ise cümle okurlarımıza nice bayramlar diliyorum…

Fakiri, zengini bir tutmak güzel

Şu nefreti, kini unutmak güzel

Üç günlük fani ve yalan dünyada

Kardeşçe bayramı kutlamak güzel….

Zaten ilk yazıya şiirlerle başladım. Usta malı şiirler okuyup, şiirler ezberledim. Örneğin Yunus Emre, Karacaoğlan, Âşık Kerem, Dadaloğlu, Köroğlu, Pir Sultan Abdal,  Âşık Veysel, Cahit Sıtkı, Ziya Osman Saba, Yahya Kemal, Mehmet Akif, Faruk Nafiz Çamlıbel, Bekir Sıtkı Erdoğan, Bedri Rahmi,  Orhan Veli, Özdemir Asaf, Orhan Şaik Gökyay, Ahmet Arif, Necip Fazıl, Cahit  Külebi, Behçet Kemal Çağlar gibi şairlerimizin şiirlerine karşı ilgi duydum. Onların şiirlerini okuyarak ben de bir şeyler yazmaya çalıştım. Yazmaktan daha çok  şiirler  okumayı  yeğledim…

Birçok sanat ve kültür dergilerinde şiirlerim yayınlandıktan sonra 1970 yılında Ankara’da Çaba yayınları arasında “Dicle Köprüsü (şiirler) adlı bir kitabım şair Halil Soyuer’in önsözüyle şiir dünyasına merhaba dedim.” Dicle Köprüsü “  şiirler kitabımla sanat ve kültür dünyasına bir köprü kurmuştum. Bununla yola çıktım. Sanat, kültür dünyasında birçok olumlu eleştiriler aldı.

Bu konuda kitabımla ilgili olumlu eleştiriler yazanlardan bir kaçını anmak isterim: Cahit Külebi, Halil Soyuer, İlhan Geçer, Hasan Kaya Manioğlu, Aydın karasüleymanoğlu, Enver  Tunçalp, Vedat Güler, Şevket Bulut, Güngör Özmen, Sadettin Kaplan, H.Fethi Gözler, Nedim Orta,  Muzaffer Uyguner, İrfan Ünver  Nasrattınoğlu, Güzide Taranoğlu, Tahir Kutsi Makal,  Necdet Buluz,  Nurettin Güler,  E. General Oğuz Kâzım Atok, Abdülkadir Budak, İtalya’dan Ord. Prof. Dr. Anna Masala, İ.Atilla Saka, Yusuf Mardin, Ünal Şöhret Dirlik gibi   birçok şair ve yazarlar tarafından  şiirlerimle ilgili   övgüler  ve yapıcı   eleştiriler   yazdılar. Bundan dolayı bir hayli moral aldım. Sırası gelmişken bugün bu imzaların bazıları yok aramızda onları saygıyla ve rahmetle anıyor, yaşayanlara sağlıklı ömürler ve teşekkürlerimi bir kez daha tazeliyorum. Dicle Köprüsü’nden sonra Harran’da Atatürk Çiçeği (1986),  Bir Başka Türkü ( 1992) ,Bahar Düşü ( 1995) ve Yaz Güneşi Bengisu (şiirler) kitabım Söke’de Cumhuriyet tesislerinde basıldı. (2004). Tabi bunlarla ilgili olarak basında bir çok övgüye değer eleştiriler ve ödüller de aldım. 1962’den beri şiirden hiç kopmadım. 

Şiir benim can dostum oldu, moralim bozulduğu zaman şiire sığınırım. Çünkü şiirden zarar gelmiyor.  Çok sevdiğim insan Aydın Eski Milletvekili ( mekânı cennet olsun) şair ve eğitimci yazar M. Kemal YILMAZ Ağabeyim de bir sözünde şöyle diyordu: “ Şiir bizden ekmek, su istemiyor, zararsız bir arkadaştır. En güzel kadın, bir gün ihtiyarlar, buruşur. Şiir ise, hep taze, genç ve güzel kalır. Has bahçenin gülleri solar, şiir solmayan bir çiçektir. Şiir yürekleri sevgi ısıtır, yumuşatır, Şiir yaşatır, öldürmez. Şiirden dostlarınız yoksa acırım size. Deneyin, bir kaç dost şiir edinin. Göreceksiniz daha çok mutlu olursunuz.” Sayın M. Kemal YILMAZ bunları söyledikten sonra şiirsel bir söyleyişle şöyle diyordu:

“Yunuslar beni şiir ile, müzik ile,

Ağlasınlar baş ucumda yas ile, yazık ile

Komasınlar aç beni,

Gömsünler kitaplık azık ile

*********

Şiiri bir sığınak olarak tanımlıyordu M. Kemal YILMAZ ve şöyle noktalıyordu şiirsel sözleri:

Ancak senin katında doyunurum

İnsana değil,

İnsana değil Tanrım,

Bir ŞİİR’E

Bir de sana sığınırım…

28.5.1975 / Umurlu Çiçekleri- M. Kemal YILMAZ, 3.baskı 2012,s.101. Bu uzun bir yanıt oldu sanıyorum. Şiiri seviyor ve şairlerimizi her zaman saygı duyuyorum. Şiirle öyküm ve ilgim böyle başladı ve öylece gidiyor…

 Ş.CAN- Sayın GÜLER, Köyde öğretmenlik yaptığınız yıllarda başınızdan geçen veya unutmadığınız bir anınız veya bir olay yaşadınız mı?

A.GÜLER: Efendim bir öğretmen sadece ABC peşinde değildir. Köyde olsun şehirde olsun içinde yaşadığı toplumun sorunlarıyla da ilgilenmelidir. Hele bu öğretmen  bir köyde ise. 1969 yılında Mardin ili Kızıltepe ilçesinin Gürsü adı verilen bölgede  eski adı  Üzeyir  yeni adı Uluköy olan bir köyde heyecan dolu öğretmendim, bağ, bahçe bir köyde. Halkın geçim kaynağı tütüncülük ve az sayıda hayvancılıktı.  Köyde iki öğretmendik.Yanımızda iki ayda bir Mardin Kız İlköğretmen Okulu’ndan da stajyer aday öğretmenler( öğrenciler)  geliyorlardı.

Biz öğrencilerle  uğraşırken  bir gün köyün ileri gelenlerinden Hacı Ramazan Aslan yanıma bir çay içmeğe geldiler. H.Ramazan Aslan beyin okulumuzda üç çocuğu vardı. Aşağı yukarı  okulumuzda 75 öğrenci vardı. Bunların 18 ‘i kız öğrenci idi.   Köylüler kız çocuklarını pek okula göndermek istemiyorlardı. Bu rakam bile benim  için bir başarı idi. Hacı Ramazan  Aslan    bir gün bana aynen şöyle dediler:“Sayın  Hocam, sizler çok iyi  çalışıyorsunuz,  çocuklarımızla çok fazla  ilgileniyorsunuz. Ancak ne yazık ki  Kan Davası yüzünden ilkokuldan  sonra çocuklarımızı  başka bir yere gönderemiyoruz. Sebebin nedir? dediğimde: Bizim Köyle  aşağı “Ortagürsu “  yani Yüceli köyü ile aramızda  bir kan davası vardır. ( Yüceli’ den Örnekler Ailesi, Üzeyir / Uluköy’den Aslanlar Ailesi) Bu kan davası yüzünden çocuklarımızı köyden başka bir yere gönderemiyoruz. Bu konuda yardımcı olmanızı istiyoruz” dediler…

Sözü fazla uzatmadan İlçenin kaymakamı Abdülkadir Güzeloğlu, ve Mardin Valisi  Celal Kayacan’a kadar gittim. Yörenin hatırı sayılır dinamiklerinden Şeyh Abdurrazzak Efendi’yi bin bir rica Valimizin selamlarıyla köye getirdim. Bu “KAN DAVASI”   bu şekilde hal oldu. O günden bu yana aradan 47 yıl geçti, hiçbir acı olay olmadı. Konu ile ilgili detaylı olarak İstanbul’da yayımlanan Tahir Kutsi Makal’ın çıkardığı Tarla Kültür ve sanat dergisinde “KAN DAVALARI “   başlığı altında dile getirdim. ( Tarla dergisi, Yıl, 4, Sayı: 41, Eylül 1969)  Bu benim için en önemli anı ve olaylardan biri oldu. Konu ile ilgili o zaman Vali olan Celal Kayacan’dan bir takdirname aldım. Sayın Celal Kayacan, Hacı Ramazan Aslan ve yörenin çok sevilen insanlarından H.Şeyh Abdurrazzak Efendi de bugün yok aramızda. Onları da saygıyla ve rahmetle anıyorum.            

-Ş. CAN: Sayın A.  Güler,  Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde uzun yıllar öğretmenlik ve yöneticilik yaptınız. Deneyimli bir öğretmen olarak genç öğretmenlerimize neler söylemek istersiniz?

A.GÜLER: Atatürk’ün öğretmenlerimiz için söylediği sözlerden biri: Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır. Bir başka sözünde ise: Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir” diyor… Buradan yola çıkarak öğretmenlerimizin dikkatli olmaları gerekir. Öğretmenlik bir Tanrı mesleğidir. Öğretmenler öncelikle mesleğini ve öğrencilerini çok sevmelidir. Onları büyük bir azim ve özenle yarınlara hazırlamalıdır.

Öğrencilerini, ailelerini yakından tanımalıdır. Öğrencilerinin velileriyle sıkı bir diyalog içinde olmalıdır.  Sevecen ve babacan olmalıdır. Fakir, zengin ayırımı yapmadan tümüyle eşit olarak tutmalıdır. Yetiştirdiği öğrenciler bir dilekçe, bir mektup, bir ELT, bir tutanak veya bir koli, para nasıl gönderilir bunları bilmelidir. Tutanak, rapor nasıl tutulur, bunları bilmelidir. Köyde görev yapan öğretmenler köylerini tanımalı, köyün gelenek ve göreneklerini, manilerini, bilmecelerini, atasözlerini, şehit ve gazilerini araştırmalı, köyün, yörenin türkülerini ve halk oyunları konusunda folklorik bir dosya hazırlamalıdır. Zaman zaman yeri geldikçe öğrencilerine ödevler vermeli ve bunları sırasıyla incelemelidir. Yanlışları varsa bizzat göstererek doğrusunu göstermeli ve düzeltmelidir. Başarılı öğrencilerine karınca kararınca armağanlar vermelidir. Onları yüreklendirmelidir.    

-----------------------

Söyleşimiz devam edecektir...

Abdülkadir  GÜLER 

29 Haziran 2016- SÖKE 

 

 
Toplam blog
: 2227
: 832
Kayıt tarihi
: 27.06.09
 
 

1946 Mardin ili, Kızıltepe ilçesi'nin Esenli köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Kızıltepe'de bit..