- Kategori
- Futbol
Kupa bu, herkese nasip olmaz

Fenerbahçe eğer Beşiktaş'ı İnönü'de bu kadar net bir şekilde yenmeseydi, Beşiktaş bu kupayı bu kadar çok istemezdi. Ama bu kupa finali, Beşiktaş için onur maçı oldu. 2 maçta da Fenerbahçe'ye karşı net bir şekilde boynu bükük ayrılan Beşiktaş, rakibini yenmeden gerçekleşecek bir şampiyonluğu istemedi. Bu yüzden kupayı çok istedi. Çok istekli , çok etkili oynadı, maçı ve kupayı hak etti.
Maçın başında en büyük sürpriz kalecilerdi. Her iki teknik adam da, kupadaki kalecileri finalde de değiştirmeyip beklenmeyen bir gidişata soktular maçı. Beşiktaş'ın yediği penaltı golü dışında tüm gollerde kaleciler yanlış pozisyon aldı, hatalı goller yedi. Her ne kadar Hakan bugün iyi bir maç çıkarsa da, bana göre her iki kaleci de büyük takımların kalesini koruyabilecek tecrübede değiller, güven vermiyorlar. Kupayı kazanmak istiyorsan, kupa finaline en iyi kadronla çıkarsın, her iki takım da, en iyi kadrosuyla maça çıkmadı.
Mustafa Denizli İbrahim Üzülmez'in yerine Ekrem Dağ'ı oynatıp Gökhan Zan ve Sivok'u stoperde, İbrahim Toraman'ı sağ bekte kullandı. Bu haliyle defans çokça aksadı, özellikle 25. dakikadan sonra bana göre bu akşam Fenerbahçe'nin 'tek' iyisi Deivid'le sağ kanattan çok pozisyon yarattı, gol de bu şekilde geldi. Gökhan Zan, resmen Deivid'in önünden çekilerek Deivid'e al da at dedi. İlk golde en büyük hatayı yapan, golü yiyen Hakan değil, topu ıskalayan Sivok değil, Deivid'in önünü açan Gökhan Zan'dı. Denizli, belki de yorgun savaşçısını bugün dinlendirerek Ankaragücü maçını düşünmüştü, ama ilk yarı sonunda İbrahim Üzülmez oyuna girince Beşiktaş çehre değiştirdi.
Aragones ise Denizli'nin hamlelerine karşılık vermeyi bırakın, resmen 'beni kovun' der gibiydi. Maçın başında çıkan kadro, Volkan Babacan dışında resmen 'medya gazıyla' oluşturulmuştu. 'Gökhan Gönül stoperde süper, Ali Bilgin sağ bekte harika, Alex ve Lugano dönüyor yaşasın'lar o kadar çokça yer buldu ki medyamızda, Aragones de doğruyu yapıyorum sandı. Önder yedek, Yasin kadroda yok, sağ bek Gökhan Gönül'den stoper , sağ açık Ali Bilgin'den sağ bek yaratıyorsun. Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde düşer. Beşiktaş bu 'düzeni alt üst' defansı özellikle 2. yarıda hallaç pamuğu gibi attı. Çok net pozisyonlar kaçırdı, bir tane de direkten döndü. Buna karşın oynamadığı 5 maçtan sonra, herhalde Lugano'nun gazı alınmamıştı. Dakika 1, gol 1 sarı kart gördü, maç boyunca da çok aksadı. Alex ise ilk 11'de başlayacak kadar düzelmediğini maçta ispatladı. Bir pozisyon dışında maçta gezindi durdu. Aynı zamanlarda sakatlanan Nobre maçın 80. dakikada girerken, Alex'in tüm maç boyunca oyunda kalması gerçekten inanılmaz. Selçuk ise hayalet gibiydi, biz TV karşısında adını unuttuk, kenarda Aragones de uyuyakaldı, Selçuk anlaşılmaz şekilde 90 dakika sahada kaldı.
İlk dakikalarda sıkıcı bir orta saha mücadelesi gibi geçecek görünen maç, özellikle 25. dakikadan sonra çok hareketlendi. Defans ve kaleciler bu gollü maça damga vurdu. Güzel bir final oldu. Kağıt üzerinde daha çok isteyen değil, sahada daha çok isteyen, daha çok mücadele eden, daha akıllı oynayan ve enerjisini daha zamanlı kullanan, kısacası hak eden kazandı. Beşiktaş özellikle 2-1'den sonra bu senenin en rahat futbolunu oynadı ve izleyenlere keyif verdi.
Hakem çokça avantaj kuralı kullanarak maçın hareketli geçmesine yardımcı oldu. Tek ve büyük hatası, son dakikalardaki penaltı golüydü. Bu gol maçın kaderini belirlese yazık olmayacak mıydı? Böyle ucuz penaltı nasıl çalınır, hem de yardımcı hakemin gözünün önünde, anlaşılır değil. Yine de skora etki etmediğine dua edip bunu bir nazar boncuğu olarak görelim, keyfimizi bozmayalım.
Fenerbahçeliler hiç kızmasın, kupayı alıp tüm yaşananları unutmalarının hala daha kötü olacağı inancındayım. Kupa sonuçta çok kolay bir hedefti ve 2 maçta evire çevire yendiği takımı geçip kupaya uzanmak için sadece 90 dakika iyi oynamak gerekiyordu. Fenerbahçeli oyuncular, bu inancı 90 dakika bile taşıyamadılar ve sonucunda bu hedeften de uzaklaştılar. Bu sene kayıp bir senedir ve yönetim nerede yanlış yaptığını ciddi şekilde sorgulamalıdır.
Maçın uzatmalara gitmemesi, haftasonu çok önemli bir maça çıkacak Beşiktaş için çok iyi oldu. Sonuçta kupa tabii ki değerli, ama esas değerli kupa 270 dakika sonra kazanılacak. Umarım bu zafer Beşiktaş'ta bir rehavet yaratmaz, bundan sonraki maçlara ciddiyetle hazirlanılmalı. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, kupayı kaldıranın İbrahim Üzülmez olmasını çok istedim. O ise bu söylemlerden uzak durmak istercesine geri plandaydı. Bence bu senenin gerçek kahramanı odur.
Tezgah şakşakçıları yine yanıldı, her iki maçta da beklenenin tersi oldu. Bence iyi de oldu, kötü niyetlilere konuşacak konu kalmadı.
Maçın başında en büyük sürpriz kalecilerdi. Her iki teknik adam da, kupadaki kalecileri finalde de değiştirmeyip beklenmeyen bir gidişata soktular maçı. Beşiktaş'ın yediği penaltı golü dışında tüm gollerde kaleciler yanlış pozisyon aldı, hatalı goller yedi. Her ne kadar Hakan bugün iyi bir maç çıkarsa da, bana göre her iki kaleci de büyük takımların kalesini koruyabilecek tecrübede değiller, güven vermiyorlar. Kupayı kazanmak istiyorsan, kupa finaline en iyi kadronla çıkarsın, her iki takım da, en iyi kadrosuyla maça çıkmadı.
Mustafa Denizli İbrahim Üzülmez'in yerine Ekrem Dağ'ı oynatıp Gökhan Zan ve Sivok'u stoperde, İbrahim Toraman'ı sağ bekte kullandı. Bu haliyle defans çokça aksadı, özellikle 25. dakikadan sonra bana göre bu akşam Fenerbahçe'nin 'tek' iyisi Deivid'le sağ kanattan çok pozisyon yarattı, gol de bu şekilde geldi. Gökhan Zan, resmen Deivid'in önünden çekilerek Deivid'e al da at dedi. İlk golde en büyük hatayı yapan, golü yiyen Hakan değil, topu ıskalayan Sivok değil, Deivid'in önünü açan Gökhan Zan'dı. Denizli, belki de yorgun savaşçısını bugün dinlendirerek Ankaragücü maçını düşünmüştü, ama ilk yarı sonunda İbrahim Üzülmez oyuna girince Beşiktaş çehre değiştirdi.
Aragones ise Denizli'nin hamlelerine karşılık vermeyi bırakın, resmen 'beni kovun' der gibiydi. Maçın başında çıkan kadro, Volkan Babacan dışında resmen 'medya gazıyla' oluşturulmuştu. 'Gökhan Gönül stoperde süper, Ali Bilgin sağ bekte harika, Alex ve Lugano dönüyor yaşasın'lar o kadar çokça yer buldu ki medyamızda, Aragones de doğruyu yapıyorum sandı. Önder yedek, Yasin kadroda yok, sağ bek Gökhan Gönül'den stoper , sağ açık Ali Bilgin'den sağ bek yaratıyorsun. Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde düşer. Beşiktaş bu 'düzeni alt üst' defansı özellikle 2. yarıda hallaç pamuğu gibi attı. Çok net pozisyonlar kaçırdı, bir tane de direkten döndü. Buna karşın oynamadığı 5 maçtan sonra, herhalde Lugano'nun gazı alınmamıştı. Dakika 1, gol 1 sarı kart gördü, maç boyunca da çok aksadı. Alex ise ilk 11'de başlayacak kadar düzelmediğini maçta ispatladı. Bir pozisyon dışında maçta gezindi durdu. Aynı zamanlarda sakatlanan Nobre maçın 80. dakikada girerken, Alex'in tüm maç boyunca oyunda kalması gerçekten inanılmaz. Selçuk ise hayalet gibiydi, biz TV karşısında adını unuttuk, kenarda Aragones de uyuyakaldı, Selçuk anlaşılmaz şekilde 90 dakika sahada kaldı.
İlk dakikalarda sıkıcı bir orta saha mücadelesi gibi geçecek görünen maç, özellikle 25. dakikadan sonra çok hareketlendi. Defans ve kaleciler bu gollü maça damga vurdu. Güzel bir final oldu. Kağıt üzerinde daha çok isteyen değil, sahada daha çok isteyen, daha çok mücadele eden, daha akıllı oynayan ve enerjisini daha zamanlı kullanan, kısacası hak eden kazandı. Beşiktaş özellikle 2-1'den sonra bu senenin en rahat futbolunu oynadı ve izleyenlere keyif verdi.
Hakem çokça avantaj kuralı kullanarak maçın hareketli geçmesine yardımcı oldu. Tek ve büyük hatası, son dakikalardaki penaltı golüydü. Bu gol maçın kaderini belirlese yazık olmayacak mıydı? Böyle ucuz penaltı nasıl çalınır, hem de yardımcı hakemin gözünün önünde, anlaşılır değil. Yine de skora etki etmediğine dua edip bunu bir nazar boncuğu olarak görelim, keyfimizi bozmayalım.
Fenerbahçeliler hiç kızmasın, kupayı alıp tüm yaşananları unutmalarının hala daha kötü olacağı inancındayım. Kupa sonuçta çok kolay bir hedefti ve 2 maçta evire çevire yendiği takımı geçip kupaya uzanmak için sadece 90 dakika iyi oynamak gerekiyordu. Fenerbahçeli oyuncular, bu inancı 90 dakika bile taşıyamadılar ve sonucunda bu hedeften de uzaklaştılar. Bu sene kayıp bir senedir ve yönetim nerede yanlış yaptığını ciddi şekilde sorgulamalıdır.
Maçın uzatmalara gitmemesi, haftasonu çok önemli bir maça çıkacak Beşiktaş için çok iyi oldu. Sonuçta kupa tabii ki değerli, ama esas değerli kupa 270 dakika sonra kazanılacak. Umarım bu zafer Beşiktaş'ta bir rehavet yaratmaz, bundan sonraki maçlara ciddiyetle hazirlanılmalı. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, kupayı kaldıranın İbrahim Üzülmez olmasını çok istedim. O ise bu söylemlerden uzak durmak istercesine geri plandaydı. Bence bu senenin gerçek kahramanı odur.
Tezgah şakşakçıları yine yanıldı, her iki maçta da beklenenin tersi oldu. Bence iyi de oldu, kötü niyetlilere konuşacak konu kalmadı.