- Kategori
- İnançlar
Kur'an'da sağcılar solcular

Sağcılık ve solculuk
Kuran-i Kerim'de siyasal düşünceler olduğu hatta bir düşünce akımı diye nitelenecek özellikler taşıyan ayetlerin varlığının gerçekliği yanında kimi siyasal odakların Kuran-i Kerimdeki siyasal hükümleri ya da hiçbir siyasal nitelik taşımayan ayetlerin anlamlarını çarpıtarak kutsal kitabı bile kendi siyasal amaçlarına, yani güncel siyasete alet ettikleri açık bir şekilde görünmektedir.
Genel Ulema nakli akılla, Kuran-i Kerim’de öncüler, sağcılar, solcular olmak üzere üç zümreden bahsediyor, Kıyamet koptuğu zaman, dağlar didik didik parçalanacağından, her şeyin saçılmış toz olduğu zaman bütün insanlık Müslümanı, Kâfiri hepsi toplanıp üç sınıf olacaktır, derler. Birinci sınıf öncüler yani Peygamberler, bunlar mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerinde yaslanarak karşı karşıya oturacaklar. Sürahilerle, ibriklerle, menba şarabından dolu kadehlerle etrafında dolaşan genç hizmetçiler olacak. Başları ağrımaz sarhoş olmazlar. Beğendiklerinden meyveler canlarının istediğinden kuş eti yerler. Saklı inciler gibi iri gözlü huriler (öncüler için). İkinci sınıf insanlar, Bunlar da sağcılar. Bunların mükafatı bitip tükenmeyen meyveler arasında, uzun bir gölge içinde, çağlayan su başında olacaklar, dalbastı kirazlar, sıvama muzlar arasında Kocalarına âşık bakire huriler ve köşklerdedir. Üçüncü sınıf insanlar, bunlar da solcular. Bunların cezası içlerine işleyen kaynar su ve alev, simsiyah bir dumandan gölgelikler altında, Zakkum ağacından karınlarını doyuracaklar. Susuzluktan o kaynar suyu içecekler hem de susuz develerin su içtiği gibi. Bir de cehenneme atılışları var ki işte kesin gerçek budur.
Suudi Arabistan Krallığı tarafından hazırlattırılıp yayınlanan Kuran çevirisinde, Vakıa süresinin 27. ve izleyen ayetleri yayında şöyle çevrilmiştir. “27-Sağcılar ne mutlu o sağcılara! 28-Dikensiz kirazlar, 29- meyvaları tıklım tıklım dizili muz ağaçları, 30- Yayılmış gölgeler, 31-Çağlayarak akan sular, 32- Pek çok meyva arasında, 33- Tükenmeyen ve yasaklanmayan, 34- Ve yükselmiş döşekler üstündedirler…….41-Solcular, ne yazık ki o solculara! 42- İşlerinde işleyen bir ateş ve kaynar su içinde, 43- Kapkara bir dumandan bir gölge altındadırlar….”
Ayetlerin açıklanışında çevirmenler şöyle demiş bulunuyorlar; “Yukarıdaki ayetlerde sağcıların cennetteki hayatları anlatılmaktadır. ….. Solcuların cennetteki hayatları açıklanırken, inkardaki saçmalık delilleriyle açıklanmıştır. Çeviriyi yapan kurulun Başkanı Prof. Dr. Ali Özek’e bu çarpıtılma sorulmuş ve Özek’in yanıtı şu olmuştur. “Bunun kelime olarak arapçası, “Ashabı yemin, ashabı şimal” dır. Bu sağcı, solcu diye tercüme edildiği zaman yanlış olmaz…… sağcılık, solculuk, komünizm çıkmadan önce bu tercüme normaldi. Şimdi ise memleketimizde sağcı ve solcu ayırımı var…….. bir sağcı dindar olabilir de, olamayabilir de. Yani kapitalist olanlara sağcı deniyor değil mi? Eleştirinin nedeni sağcı solcu kelimelerinin bugün ifade ettiği manadan dolayıdır. Fakat bundan maksut olan bu değildir. Çünkü, Kuran-i Kerim’de “Ashabı yemin, ashabı şimal”, “İnananlar, inanmayanlar” şeklindedir. Ne yazık ki çevirmenler kurulu Başkanı böyle demektedir ana çarpıtılmış çeviri dağıtılmış, Müslümanlar’a sunulmuş ve okuyanlara sağcıların doğrudan cennete gideceklerinin, solcularında doğruca cehenneme gönderileceklerinin Kuran hükmü olduğu iletisi bir kere verilmiş bulunmaktadır.
İhsan Eliaçık Kuran-i Kerimde sağ sol var mı? adlı köşe yazısında; Kuran’da sağcı-solcu diye çevirilen kelime ve tabirlerin geçtiği yerleri toplam üç surede (Beled, Hakka, Vakıa) geçtiğini söyleyip, bunların günümüzün sağcı-solcu tabirleri ile hiçbir ilişkisi olmadığını, olsa bile tam tersi anlamda kullanıldığını söylüyor. Durumu, İdris Küçükömer’in “Aslında Türkiye’deki sağ sol, sol sağdır.” demesine benzetiyor. Kuran-i Kerim'deki “soldakiler” veya “kitabı solundan verilenler” dediği; mal ve saltanat sahipleri, zenginliğin şımarttığı kimseler, lüks ve şatafat düşkünleri, köle sahipleri, öksüzü, yoksulu görmeyenler; tam tersi bunlara neden olanlardır, diyor.
Kuran-i Kerimdeki “sağdakiler” veya “kitabı sağından verilenler” dediği; mal biriktirmeyenler, saltanata karşı çıkanlar, zenginlere itiraz edenler, lüks ve şatafata karşı çıkanlar, kölelerin özgürlüğünü savunanlar, öksüzün, yoksulun, yerde sürünenin, ezilenin davasını güdenlerin
Bilindiği üzere, Fransız Devrimi’nden sonra mecliste sağda oturanlar statükoyu savunanlar, solda oturanlar da satötükoya karşı çıkanlar olmuştu. Günümüzdeki sağ-sol tabirlerini sokaktaki adamın algısıyla ele aldığımızda ve kabloları doğru bağlamak gerekmektedir. Kablo yumağı gibi iyice karışmış, yıpranmış, öznel anlamlar yüklenmiş bu tabirleri kullanmamak belki de en iyisi, nitekim “Yaşayan Kur’an” meal-tefsir çalışmasında sağ-sol tabirlerini hiç kullanmadığını söylüyor, İhsan Eliaçık, maalesef, İhsan Eliaçık gibi ahlaklı, erdemli, onurlu araştırmacı yazarlarımız çok değil, Arabistan'da Kura'ndaki ayetlerin anlamını değiştirip insanlığa sunarak ahlaksızlık örneği gösteren sağcılardan insanlık çok çekmiştir de yine de insanlık uyanamamıştır. Yoksa insanlar gerçekte insanlığı oluşturamamış mıdır?
Şöyle Dünyaya bakıldığında ise ne kadar çok ölüm, vahşet, kan, savaş, açlık, yoksulluk, tecavüz, ahlaksızlık, hırsızlık, adaletsizliğin var olduğu görünüyor.
Hatta bu kavramların çoğununun Yeryüzündeki uygulama pratiğini inanç adına sağcılar yapıyor biteviye.
Nizamettin BİBER