​ Kürşat Başar - Başucumda Müzik / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ağustos '09

 
Kategori
Kitap
 

Kürşat Başar - Başucumda Müzik

Kürşat Başar - Başucumda Müzik
 

Son sözü en başta söyleyeyim. Benim nazarımda başarılı bir roman değil. Çünkü sadece yazarın hayal dünyasından kopan sözlerle yazılan romanları “zayıf” bulurum. Bana göre roman dediğin, okuyucuyu olayların geçtiği mekanlara alıp götürmeli, tanımadığı insanlarla tanıştırmalı, insanların dış görünüşü kadar, iç dünyalarını da metaforlarla anlatmalı.

Romanda bir kadın, kendi hayat hikayesi anlatıyor. Olayların bu bayanın ağzından anlatılması, anlatım zayıflığına yol açmış. Çünkü bu bayanın bir kusuru var; anlatma özürlü, dünyada nerdeyse hiçbir şeye ilgi duymayan, değer vermeyen birisi. Zaten romanda da bu bayanın iç dünyası anlatılmaya çalışılmış.

Konu hiç değişmiyor ve kişiler (romanda 3-5 tane karakter var sadece) hep aynı. Acaba şimdi neler olacak, diye düşünmüyorsunuz. Kullanılan dili de akıcı bulmadım. Peki koskoca romanda hiç mi güzel bir şey yok ? Tabi ki yer yer güzel ifade edilmiş düşünce ve sözlere rastlanıyor. Ama genel anlatım bence başarılı değil.

Okurken müthiş bir negatif enerji hissettim. Roman baş kahramanı olan bayanın başına nerdeyse olumsuz hiçbir şey gelmemesine, olayları her zaman kendisinin yönlendirebilme şansına sahip olmasına, nerdeyse hiç acı çekmemesine ve çevresindeki herkesin şaşırtıcı şekilde “ideal” kişiler olmasına rağmen, kendinizi hep soğuk bir kış gününde gibi hissediyorsunuz. İçinde hiç heyecanın olmadığı bir aşk hikayesi.

Örneğin; siz bir yazarsınız ve Hindistan’da geçen bir hikaye yazmak istiyorsunuz. Fakat Hindistan’ı gerçekten görmemişseniz bu durumda ancak Hindistan hakkında duyduklarınız ve okuduklarınızı hayalinizde ne kadar canlandırabilirseniz, o kadar etkili bir roman yazabilirsiniz. Ama en önemlisi, eğer gidip Hindistan’ı gerçekten görmemişseniz, görenlerin de okuyacağını düşünerek, yanılmamak için detaylara girmezsiniz. Hikayenizi öyle bir kurgularsınız ki, sanki yer, mekan, insanlar önemli değil, “konu” önemli. İşte Başucumda Müzik’de tam bu hissi veriyor okuyucuya. Yer, mekan ve kahramanların karakter detaylarına ya hiç girilmemiş ya da yeterince girilmemiş. Aşıkların buluştukları oteller ve el ele dolaştıkları şehirler konusunda tasvir nerdeyse yok. Olayların kronolojik sıralamasında okuyucunun kafasını karıştıran bir düzensizlik var. Bu sebepler romanın anlatımını zayıflatmışlar.

Olayların nerede geçtiğini tahmin etmekte-inanmakta zorlanıyorsunuz. Roman kahramanlarından Turgut, hariciyede çalışan biri. Fakat görevi ve unvanı konusunda hiçbir detay bilgi verilmiyor. Başka bir roman kahramanı ise, Adnan Menderes hükümetinde görevli Fuat isminde bir bakan. Fakat koskoca romanda Adnan Menderes ismine hiç rastlamıyorsunuz. Fuat’ın da soyadı belirtilmemiş. Biraz tarih bilginiz varsa bu kişileri ve olayları tahmin edebiliyorsunuz. Ama okuyucu neden bir roman okurken belli bir tarih bilgisine sahip olmak zorunda olsun ki ! Üstelik Fuat böyle gerçek bir tarihi şahsiyet olarak karşımızda dururken, konuşma ve yazışmaların ona atfedilmesi çok doğru olmamış.

Okumayanların heyecanını kaçırmamak için roman konusu hakkında fazla detaya girmemeye özen gösterdim. Roman hakkındaki şahsi düşüncelerim bu şekilde. Ama belki siz benimle aynı şekilde düşünmüyorsunuzdur ? Okuyun, daha sonra düşüncelerimizi çarpıştıralım o halde. Var mısınız ! 

 
Toplam blog
: 70
: 2722
Kayıt tarihi
: 28.12.08
 
 

1992 yılından beri yurtdışında yaşıyorum. Moskova Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü mezunuyum. Mosk..