- Kategori
- Siyaset
Kürt açılımının arkasındaki asıl sorun nedir ?

Dtp'nin ve Öcalan'ın "Yol haritası" hazırmış. Aslında bunlar hep dinlediğimiz tıngırtılar gibi...
Türkiye’nin doğusu ve güneydoğu’sundaki sıkıntı ve problemlerin adı bir türlü konulamadı. Kimilerine göre “doğu sorunu”, kimilerine göre “kürt sorunu”, kimilerine göre “pkk sorunu”, kimilerine göre ise aslında bir problem yok, olağanı problem yapan birileri var. Kimilerine göre ise özellikle pkk organizayonu ile birileri kendilerine pay çıkartmakta..
Sorunun ne olduğunun tespitinde ve çözüm yollarının aranmasında ve bu sorunların çözümünde ve tamamen sıfır sorun ve problem ortamı yaratılmasında, kimin ne dediğinin belki çok önemi yokmuş gibi gözükse de değerlendirilmeli. Buna illaki bir kulp takmak gerekirse, ben daha önceden de savunduğum gibi bunun bir “kürt sorunu” olmadığına, perde arkasında ve görünürde yaşanılanlarla bu sorunların bir mecraya doğru çekildiğine inanıyorum.
Ortada bir sorun olduğu kesin. Yıllardan beri tartışıla gele, çözüm yolları aranmakta ama bir türlü bu sorunlar çözülememekte. Nedeni çok yönlü elbette ki, ama ilk başta sorunun adını ne olduğu konusunda bile mutabakat sağlanmış değil. Yukarıda da yazdığım gibi bu sorunun asıl ne olduğunun bile tam anlaşılmadığı kanaatini taşıyorum. Birileri illaki buna bir yafta yapıştıracak. Entelektüel kesim buna “kürt sorunu” deyip kestirip attı. O gün bugündür bu sorunu böyle tartıyoruz.
Ama bu tartışma içine girenlerin bile konuyu yorumlarken şu gerçeği atladığını düşünüyorum. Bugün kemikleşmiş durumda olan bu sorun o kadar çok başlıdır ki, yukarıda ilk paragrafta saydığım her biri ayrı bir tartışma konusu ve sosyal bir problem olan sorun etiketlerinin her birinin iç içe geçtiği bir garip durumla karşı karşıyayız aslında. Yani doğu ve güneydoğu kendine has coğrafi konumu içerisinde, hem sosyolojik, hem siyasi, hem ekonomik hem de pkk’yı da içinde barındıran enteresan şartlar ve çıkmazları ve bir o kadar da sorunları içinde barındıran bir yapı haline dönüştürmüş durumdadır.
Durum böyle olunca da buna yalnız “kürt sorunu” deyip işin içinden çıkmak pek doğru bir yaklaşım değildir. Birbiri içine geçmiş sorunlar, daha küçükken çözülemediği için de yıllar sonra daha karmaşık hale gelmiş ve canavarlaşan terör ve pkk gerçeği de bu sorunları çözülemez duruma sokmuştur.
Ortalıkta bir takım raporlar dolaşıyor, çözüm yolları havada uçuşuyor ama atılan bir adım yok. Hükümet belli bir siyasi duruşla, ne olduğu tam belli olmayan bir “kürt açılımı” politikasından bahsederken, Kürtleri temsil ettiğini söyleyen DTP’de kendi çözüm yollarını üretiyor. Ama baktığınız zaman ortaya serilen çözüm yollarının Pkk söyleminden farklı olmadığını görüyorsunuz. Bir de, son zamanlarda da herkesin kafasında merak uyandıran 15 Ağustos tarihi var ki, bu tarihte terörist başının açıklayacağını söylediği bir “yol haritasından” bahsediliyor. Hem Dtp’liler, hem de Pkk, Öcalan’ın önemsenmesini, muhatap alınmasını ve tanımlayacağı bu yol haritasının dikkate alınmasını istiyorlar.
Gazetelerde, televizyonlarda yazılıp konuşulsa da, merakla beklense de, DTP’nin ısrarla üzerinde durduğu İmralı’dan açıklanması beklenen “çözüm yolları” ve “yol haritasının” aslında önceki söylemlerden farklı olacağını kesinlikle tahmin etmiyorum. Tutuklandıktan sonra Türkiye’ye getirildiği uçakta, yanındakilere, ürkek ve korkak bakışlarla <ı>“her türlü iş birliğine hazırım”ı> diyen Öcalan, anlaşılan tutuklu kaldığı süre içinde kendisini epeyce geliştirmiş olacak ki, arkasına aldığı rüzgârla şimdi barış yolları açıyor ve bu barışı sağlayacak bir “yol haritasından” ve çözüm yollarından bahsediyor. Dtp ve Pekeke de bunun dikkate alınmasını, alınmadığı taktirde de neler olabileceğinin sinyallerini veriyor.
Aslında çok da enteresan ve sürpriz olabilecek şeyler beklemiyorum. Nitekim bazı ipuçları gazete yazılarına ve internete düştü bile. Öcalan avukatları vasıtası ile gönderdiği haberlerde ve hazırladığı çözüm yollarının ne olabileceği hususunda belirli ipuları şekillenmeye başlamış Buna göre, çözüm yolları denilen “yol haritası” aslında Öcalan’ın ve Pkk’nın şartlarının kabul edilmesi. Bakın nasıl bir çözüm önerecekler?
İşte YOL HARİTASI’nda belirtilen, yada belirtilmesi muhtemel 10 Olmazsa olmaz ŞART !.
<ı>1. ı><ı>Türkiye vatandaşlığı Anayasa'da yer alsın.
ı><ı>2. ı><ı>Kürtçe eğitim ve öğretim dili olarak kabul edilsin. Anayasa'da yer alsın.
ı><ı>3. ı><ı>Ateşkes devam etsin. Koşulsuz bir genel af ilan edilsin.
ı><ı>4. ı><ı>Akil adamlar geçiş döneminde inisiyatif alsın
ı><ı>5. ı><ı>Siyaset yapma özgürlüğü önündeki engeller kaldırılsın. Affedilen PKK'lılar dahil herkes siyaset yapma hakkına sahip olsun.
ı><ı>6. ı><ı>Abdullah Öcalan'a uygulanan tecrit kaldırılsın.
ı><ı>7. ı><ı>Yerel yönetimler güçlendirilsin. Demokratik özerklik kabul edilsin.
ı><ı>8. ı><ı>Çatışma döneminde işlenen faili meçhul cinayetler başta olmak üzere o dönemde meydana gelen olayları araştırmak için "Hakikatler Komisyonu" kurulsun.
ı><ı>9. ı><ı>Koruculuk kaldırılsın.
ı><ı>10. ı><ı>Toprak reformu yapılsın.ı><ı>ı>
Bu çözüm yolları gerçekten çözüm müdür? Bu şartlar kabul edilmeli midir ? Eğer bu şartlar tek kalemde kabul edilirse, arkasından ne gelecektir? Sonraki gidişat nasıl olacaktır? Kürt vatandaşlarımızın, Dtp’nin ve Pkk’nın konumu ve gelecekte alacakları rol ne olacaktır? Her şeyden önemlisi, Türkiye bugünkü sınırları içinde mi kalacak ve sıfır sorunlu, ak güvercinli barış ortamı gerçek olacak mıdır?
Yol haritalarından, çözüm yollarından ve açılımlardan, kimlerin muhatap alınmasından bahsedenler, "Öcalan doğu'da bir çiftlikte cezasını çekmelidir" gibisinden abuk sabuk öneriler getiren bazı aydınlar ve siyasetçiler dahil, herkes, bu sorulara da cevap vermelidir..
../..