Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '11

 
Kategori
Siyaset
 

Kürt Safarisi

Kürt Safarisi
 

Muhtelif yazar-çizer-muhabir tayfasının güneydoğu turları son sürat devam ediyor. Bu iş biraz safariye döndü. En son teknoloji ürünü vasıta ve muhtelif gözlem-kayıt techizatıyla nadir bir canlı türü(!) olan Kürtleri doğal yaşam alanlarında görüntüleyip izlenimlerini gazetelerinde kendilerine ayrılmış köşelerinde yazarak benzer şansı elde edememiş bizim gibi sıradan vatandaşları bilgilendiriyorlar sağolsunlar, varolsunlar, işin bu kısmında değilim. 

Hasan Cemal Kandil'de geçirdiği kadar evinde zaman geçirmiyordur. 

Nuray Mert geçen günkü yazısında vicdanının Kürt hareketine yakın durmasını emrettiğini açıkladı. 

M. Ali Birand (vesileyle kendilerine geçmiş olsun dileklerimizi iletelim) zaten bu safari işinin duayenidir. 

Şimdilerde çırak Mehveş Evin safari gözlemlerini içeren bir yazı dizisi yayınlıyor. 

Ve daha niceleri. Eh, bu gibi şeyler bir kere sosyetede yayılmayagörsün, cipini kapan safariye çıkıyor. 

Kayıtlar çözümlenip yazıya döküldükçe doğu ve güneydoğu insanının bir kesiminin düşünce ve algı yapısı hakkında edindiğim izlenim; en azından bir kesim açısından, yaşananların geçmişle bağının tamamen kopmuş olduğu, olayların içinde bulunulan zamanın koşulları ve kulaktan kulağa efsane misali yayılan bir takım yarım yamalak ama etkili siyasi propaganda malzemesi çerçevesinde değerlendirildiği. 

Mesela, PKK hareketinin 80'lerin ortasından başlayarak 90'ların ilk yarısı dahil yaklaşık 10 yıllık bir süreçte giriştiği kitle katliamlarını, köy baskınlarını, oraya buraya serpiştirilen çoluk çocuk cesedi yığınlarını, kan ve gözyaşını, kısacası PKK vahşetini günümüz genç kuşak kürtlerin ne kadarı hatırlıyor, ne kadarı biliyor? Daha doğrusu hatırlamak istiyor mu, bilmek, öğrenmek istiyor mu, böyle bir talebi var mı. Bundan daha vahimi, hepsini biliyor ama amaca ulaşma yolunda meşru ve gerekli olarak gördüğü için eleştiri konusu etmiyor mu. 

Bence gerçeği bu sonuncusunda aramak bizi daha anlamlı bir yere götürür. Çünkü o dönemleri yaşamış orta yaşlı kürtlerin önemli bir kısmı bile bugün PKK çizgisine sempati besliyor. Onların yetiştireceği kuşaklardan ne bekliyoruz ki. 

Bu şu anlama gelir ki ülkenin doğusu ve batısı arasında algı ve değerlendirmede ciddi bir uçurum var. 

Yukarıda saydığım üzere Kürtleri anlatan yazar çok, ben bizi anlatayım biraz. 

Biz Türklerin (anayasal Vatandaşlık kavramı olarak alalım) konu hakkındaki neden sonuç ilişkisi genel olarak şu şekildedir; 

1-PKK, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına ve birliğine karşı taaruza geçmiş bir silahlı isyan hareketidir (komplo teorilerine hiç girmiyorum). Asla bir siyasal hareket, sorunlara siyaset içerisinde çözüm bulma amacı güden bir siyasi proje değildir. Hiçbir zaman olmamıştır. Öyle olsaydı Gandhi'nin, Martin L. King'in ve bilcümle gerçek barış ve siyaset insanının yolunu izlerdi ve gerçekten meşru bir hareket olurdu, zaman içerisinde de meşru yoldan bu işler uzlaşma çerçevesinde hallolabilirdi. Ama PKK amacı doğrultusunda düşman veya işbirlikçi olarak gördüğü hedeflere sivil-asker ayrımı gözetmeden saldırılar düzenlemiş, pek çok insanı öldürmüş, yaralamış, büyük vahşet örneklerine imza atmış, devlete ve vatandaşa çok önemli zararlar vermiştir. PKK hareketi daha başlangıç aşamasında meşruiyetini yitirmiştir. Devlet, devlet olmanın gereği olarak bu tehdide karşı elindeki bütün imkanlarla karşı koymak ve bertaraf etmek zorundadır. Terörün bugün vitrinine siyaseti yerleştirmiş olması salt güç kullanımının sonuç almaya yetmediğini ve yetmeyeceğini görmesinden dolayı gerçekleştirmek zorunda kaldığı taktik bir değişiklikten başka hiçbirşey değildir. Kürt siyasetinin tıkandığı yerde silahların derhal devreye girmesi bunun en açık delilidir. Bu bağlamda verilecek her taviz ayrılıkçı kürt hareketini daha da azgınlaştırmaktan başka netice vermeyeceği gibi milletin mücadele azmini zayıflatmak gibi son derece tehlikeli bir sonuca yol açacaktır. 

2-Bölge insanının süreç içerisinde uğradığı terör ve devlet kaynaklı haksızlıklar yaşanan sürecin hukuk yöntemleriyle başedilemez şekle bürünmesinden kaynaklanmıştır. Tabi ki böyle olmasını kimse istemezdi ve istemiyor, bunu terör yaşanmayan bölgelerde provokasyonlar hariç kürt ve türk insanı arasında herhangi bir tatsızlık yaşanmamasından ve kardeşçe yaşanıp gitmesinden anlayabiliriz, zaten provokasyonun amacı da bu huzur ortamından rahatsızlık duyulması değil midir? Çünkü başka türlü bir yaşamın da mümkün olduğunun ispatıdır bu huzur ortamı. Bölge insanı PKK hareketine karşı yeterli direnci göstermediği gibi şu veya bu sebeple kısmen destek vererek olayın boyutlarının büyümesine yol açmıştır. Boyut büyüdükçe müdahale daha da keskinleşmiş ve olay böylece bir tavuk-yumurta denklemine dönüşmüştür. Yaşanan acılar katlanarak artmış ve insanların zihinlerinde yer etmiştir. Ancak bütün bunların sorumlusu Türk Devleti ve milleti değildir. Türk Devleti ve milleti nefsi müdafa hakkını kullanmaktadır. 

3-Konuyla ilgili olanların bileceği gibi bu iş zaten 1980'lerde, iddia edildiği üzere askeri darbe döneminin aşırılıkları yüzünden başlamış, bilmemhangi köydeki kürt köylüsüne b.k yedirilmesi ile yayılmış değildir, bunlar uydurma değilse bile tamamen yanıltıcı ve propaganda amaçlıdır. Aslında olayın yüzlerce yıllık geçmişi vardır. Merak edenler açıp bakabilir. 

4-Bugün batı illerinde kürt kökenli vatandaşlara karşı varolduğu zaman zaman safari gazetecileri tarafından gözlemlenen ve tarafımıza servis edilen (eğer iddia edildiği ölçekte varsa) önyargı ve mesafeli duruşun sebeplerini Türk insanı tarafından yukarıda izah edildiği gözle bakılan PKK hareketine verilen desteğin gayet doğal olarak (dünya üzerinde bundan daha normal birşey olamaz, bunun böyle anlamayanların iyiniyetinden şüphe ederim) bizlerde yarattığı negatif algıda aramak gerekir. Esas olarak bu iki halk kitlesinin birbirleriyle hiçbir meselesi olmamıştır ve halen de yoktur. Tersi olsaydı bugün bütün memleketi kan götürüyor olması gerekirdi ama öyle bir durum yoktur ve olacak ta değildir. Eğer bir neden sonuç ilişkisi aranacaksa siyasi kürt hareketi bugünkü boyutlarına ulaşmadan önce aynı batı illerinde aynı kürt vatandaşlara davranış kalıbı ile bugünkünü kıyaslamak gerekir. Öyle ezbere demagojiyle bu iş yapılmaz (Bkz: bizi eziyorlar, penceresiz kaldım anne vs.). 

Uzatmak istemiyorum, işte son zamanlarda safari gazetecilerimizin bizlere kürt davasını anlatma gayretleri var ya hani, ben de sıradan bir TC vatandaşı olarak kendi cephemden davamızı ortaya koyma gereği hissettim. 

 
Toplam blog
: 16
: 938
Kayıt tarihi
: 20.12.08
 
 

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Finans ve vergi danışmanlığı alanında çalışıyo..