- Kategori
- Siyaset
Kürtçe seçmeli değil zorunlu ders olsun!
İnsanlık tarihinin en kadim, en güçlü ve en zengin diline ve kültürüne sahip Kürtlerin dillerinin on yıullardır yasaklandığı, kültürlerinin bin bir türlü baskı ve ajitasyonla asimile edilmeye yeltenildiği ve sahip oldukları köklü tarihin izlerinin bir bir ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bu coğrafyada Başbakan Erdoğan'ın 12 Haziran 2012 tarihi AKP grup toplantısında dile getirdiği " yeterli sayıya ulaşılırsa artık okullarda Kürtçe seçmeli ders olarak okutulabilecek..." çıkışı kuşkusuz bir çok kesimde çeşitli tepkiler aldı ve daha çok alacak gibi.
Eğer Uludere de yaşanan katliamı hiç duymasak,bilmeseydik , eğer daha bir kaç gün öncesinde Van ve ilçelerinde BDP'li politikacılara karşı yürütülen tırpanlama harekatı yaşanmasaydı hepimiz başbakanın bu hamlesini ayakta alkışlayacak ve bir lütuf olmayıp aslında gasp edilmiş temel bir hakkın küçücük te olsa bir parçasının tekrar Kürtlere iade edilmesini coşkuyla kutlayacak ve hatta sayın başbakana bu cesur hamlesinden dolayı Kürtler olarak teşekkür dahi edecektik; ama etmiyoruz, teşekkür etmiyoruz çünkü bu çıkışın genelde bakıldığında çok anlamlı olduğu kabul edilse de aslında çok yetersiz olup ve tabiri caiz ise Kürtler için bir "sus payı" olarak öne sürülen bir manevra olduğunu görebilmek için ekstra bir gayrete ihtiyaç görmüyoruz.
Ülkede tüm muhalefete ve genelde Kürt muhalefetine karşı bunca ağır bir baskı ve bertaraf etme politikası yürütülürken korku ve baskı içinde yaşayan Kürtlerin çocuklarına "seçmeli Kürtçe" dersini okutmaya cesaret edebilecekler mi merak ediyorum ve çok muhtemeldir ki, bu hamleyi bir "deşifre" etme oyunu olarak algılayan insanlar " seçmeli Kürtçe" derslerini çocuklarına seçemeyecek ve buna karşı da iktidar kanadı: "bakın gördünüz işte,serbest bıraktığımız halde kimse Kürtçe için bir talepte bulunmadı..." diyerek cin olmadan adam çarpmış olacak.
Eğer iktidar Kürtçe için iyi niyetli, ciddi ve cesur ise yapacağı tek şey var, Kürtçeyi seçmeli değil zorunlu ders yapacak ve samimiyetlerini kimseye sorgulatmayacak bir hamle yapmış olacak.
Gözden kaçırılmaması gereken bir detay da; seçmeli derslerin genelde öğrenciler için çok ta gerekli olmayan 2.sınıf değerde dersler olduğu gerçeği, bu ülkede yaşayan 20 milyon Kürt yurttaşın dilinin hangi akılla 2.sınıf olarak görünmek istendiğini de anlamış değiliz.
Toplumsal barış ve uzlaşının sağlanabilmesi için hep söylediğimiz ve söyleceğimiz bir gerçek var ki o da:"tüm yurttaşların eşit hak ve özgürlüklere sahip olmaları" gerekliliği, işte Kürtçe'nin hayatın tüm alanında geçerli olması bu manifestonun çok önemli ve ciddi bir parçasıdır.
Yasakların olmadığı, insanların eşit ve hür yaşadığı bir coğrafyada kim neden mutsuz olsun ki, mutlu ve aydınlık yarınlar dileği ile.