- Kategori
- Siyaset
Devlet ama nasıl bir devlet?
M.Ö 428 tarihinde Atina'da doğmuş ve aynı zamanda ünlü düşünür Sokrates'inde öğrencisi de olan Yunanlı filozof Platonun "devlet" adlı kitabında devletin oturtulduğu temel ve bu temel üzerinde devletin sağlıklı bir şekilde işleyişi kaleme alınmış.
Kitap M.Ö 400' lü yıllarda yazılmış olsa da bugün tüm devletlerin nasıl sağlıklı ve iyi bir şekilde işleyebileceğini gösteriyor bize; yani bir bakıma devletlerin manifestosu gibidir bu kitap!
Ünlü düşünür devleti üç ana temel üzerine oturtuyor ve ona göre devletin bir nizam ve intizam içinde varlığını sürdürebilmesini sağlayan bu üç mihenk taşını şöyle sıralıyor:
1-zanaatkarlar, işçiler ve emekçiler,
2-bekçiler ve askerler,
3-idareciler ve hakimler,
Gelin şimdi üç ana başlık altında kendimizce sorgulayalım acaba "devlet" olabilmiş miyiz?
1.Zanaatkarlar, işçiler ve emekçiler:
Harama ve rüşvete bulaşmamış ve tüm mesailerini topluma eşit ve koşulsuz aktarabilen emekçilere, memurlara ve toplumda üretim ve hizmet sınıfında bulunan tüm kurumları ile ilkeli ve ahlaklı işleyen bir yapıya sahip isek birinci adımı aşmışız demektir.
Rüşvetin ve ahlaksızlığın bir zehir gibi kurumların derinliklerine işlediği coğrafyamızda bu analmada sınıfı geçemediğimizi ne yazık ki çoğumuz biliyoruz.
2.Bekçiler ve askerler:
Toplumsal asayiş ve düzeni sağlamak,eskilerin tabiri ile "asayişin berkemal" olabilmesi adına varlıkları zorunlu olan kolluk kuvvetleri.
Diğer bir deyişle rejimin ve sistemin işleyişini sağlamnın yanında yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlamakla mükkelef asker ve polisler.
Ülkemizde cidden devletin sağlıklı işleyişi adına bu sınıfın mensupları üzerlerine düşen sorumluluğu yeterince yerine getirebilmiş-getirebiliyorlar mı ?
Silahını yurttaşa çeviren, muhalif gösteri ve oluşumları iktidara şirin görünebilmek adına her türlü acımasız mübah yöntemle bastıran ve deyim yerinde ise iktidarların değirmenine su taşıyan birimlerin Platonun öne sürdüğü devlet olabilme koşullarıyla ne kadar tezat oluşturduğunu anlatmaya gerek yok .
Öte yandan demokrasinin sağlıklı işleyebilmesinin önünde durmadan engel olan, bu uğurda mücadele eden seçilmişlere müdahale edip darbelerle ülkeleyi istibdat altıdna tutan askerlerin devlet olabilme argümanının önünde nasıl engel olduğu su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.
3.İdareciler ve hakimler:
Belki de önceki iki sınıfın lokomotifidir bu sınıftakiler. Ülke yönetiminde bulunanların hakim oldukları teba üzerinde sınıf, ırk, milliyet ve statü gözetmeksizin herkese eşit ve aynı mesafede davranabilmesi; ister ülkenin yönetim merkezinde, ister yerel yönetimde olan tüm etkili ve yetkililerin yurttaşlara "eşitlik" düsturu ile yaklaşmaları ve ellerindeki gücü bu uğurda kullanmalarının gerekliliği çok önemlidir.
Bir bakıma bu sınıfın bireyleri toplumların geleceklerinin tayininde en önemli faktördürler.
Evet Platon'un bahsettiği "devlet" ile hem bizim, hem de Dünya üzerindeki diğer coğrafyalarda yaşıyan diğer diğer insanların yaşamış oldukları devlet yapısını sorgulayabiliriz.
İktidarların devleti mi, yoksa yurttaşların devlet mi?