- Kategori
- Siyaset
Kürt sorunu ve bitmeyen paradoks!
Reşadiye, Silvan, roboski ve dağlıca… (bu listeyi daha da uzatabiliriz) bir bıktıran paradoksun yansımaları mı bunlar yoksa bu ülkede git gide çözümü zorlaşan bir sorunun bedeli olarak mı karşımıza çıkıyor bilemiyoruz, ama görünen o ki PKK’nin son dağlıca baskın ile barışın bize bir kez daha yüzünü göstermekten vazgeçtiğin inin işaret fişeği atılmış gibi.
CHP’nin alışılmışın dışında bir manevrayla Kürt meselesinin çözümü için”artık anneler ağlamasın” çıkış noktasından hareketle ortaya koyduğu çaba, MHP ‘nin artık klişeleşmiş ve can sıkmaya başlayan yaklaşımına rağmen Ülkenin güçlü siyasi kadrolarının ve sivil toplum örgütlerinin alkışladığı bu hamlenin Oslo görüşmeleri ile toplumda barış adına duyulan özlemin kaldığı yerden sürebilmesi için umut verici idi,.
Tüm bu olumlu havanın sürdüğü dönemin hemen peşinden Leyla Zana’nın tıpkı CHP’nin alışılmışın dışındaki hamlesi kadar güçlü bir ifade ile dile gietirdiği; iktidar partisinin ve onun adına Kürt meselesinin çözümünde başbakanın arkasında durulması gerekliliğinin altını çizmesi doğrusu önemsenmesi gerekn bir çıkıştı ki hemen akabinde iktidardan iki numaralı ismi Bülent Arınç’ın Öcalan’a ev hapsinin görüşülebileceğini(örgütün silah bırakması koşulu ile) gündeme getirdiği günün ertesinde dağlıca baskınının gerçekleşmesi kuşkusuz akıllarda soru işareti bırakmıştır.
Ama muhtemeldir ki yakında gerçekleşecek Erdoğan ve Obama görüşmesinde PKK bölgenin önemli bir aktörü olduğunu, özellikle iki lider arasında görüşülecek Suriye gündeminde kendi varlıklarının ve insiyatiflerinin göz ardı edilemeyeceğini de göstermiş olabilir; zira örgütün özellikle karargah kanadında etkin olan Suriyeli Kürtlerin varlığını ve etkinliklerini bilmeyen yok.
Evet dediğimiz gibi yaşanan bu olumlu havanın tam eşiğinden dönülmek zorunda kalınması doğrusu bu topraklarda yaşayan tüm yurtseverleri derinden üzmüştür.
Barış’ın konuşulmaya başlandığı, 30 yıldır süregelen düşük yoğunluklu savaşın artık bitirilmesi adına gösterilen çabalar savaşın iki tarafından birince ne yazık ki hep akamete uğratılmıştır
Devlet’in “örgüt silahları bırakmadıkça operasyonların bitmeyeceğini- örgütün de devlet operasyonları sürdürdükçe saldırılarından vazgeçmeyeceklerini” bir kısır döngü içinde durmadan dillendirmeleri sadece ölümlerin artmasını sağladı.
Gerek Türkler ve gerekse Kürtler akan kanın durması için ortaya insiyatiflerini bir an önce koymalı, toplumsal barışın ancak “eşitlik” tezine endeksli olduğu kabul edilmelidir. Akan kardeş kanının durması adına ırkçı ve milliyetçi politika ve söylemlerin iflas ettiğini, demokrasinin eşitlikçi ve özgürlükçü doktrininin ne kadar önemli olduğunu tekrar görüyoruz.
Kürt meselesinin çözüm şifrelerinin eşitlik ve demokrasiden geçtiğini, bu coğrafyada yaşayan tüm halkların dillerini, kültürlerini ve dahası kimliklerini korkmadan ve özgürce yaşayıp ifade etmelerinin önündeki engeller kaldırılmadıkça ne yazık ki yaşadığımız bu travmadan kurtulmamız olası değil.
PKK bugün sorunun sebebi değil bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor, tüm PKK kadroları lağıv edilse, teslim edilse ve hatta öldürülse dahi Kürt meselesinin çözümü adına ilkeli politikalar ortaya konmadığı sürece ne yazık ki yeni PKK’larla karşılaşacağız.
Barış ve kardeşlik dolu yarınlar dileği ile.