​ Kurumsal yapı mı, Yıldırım'ın kurumu mu? / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '09

 
Kategori
Futbol
 

Kurumsal yapı mı, Yıldırım'ın kurumu mu?

Kurumsal yapı mı, Yıldırım'ın kurumu mu?
 

kaynak:internet


Kupa gitti, herkesin gördüğü keli Aziz Yıldırım da gördü.

Hemen arkasından acil yönetim kurulu toplantıları, yemekli gazeteci görüşmeleri, ortalıkta uçuşan haberler. Sanki ben bunları geçen senelerde de gördüm. Sonrasını da...

Aziz Yıldırım "kurum ve kurumsallaşma" kavramlarını kullanmayı çok seven bir yönetici. Her zaman Fenerbahçenin kurumsal bir yapıya büründüğünden sözediyor. Gerçekten öyle mi?

Fenerbahçe stadı, Fenerium, Fenerbahçe markalı ürünler, Kombine bilet satışlarındaki büyük rakamlar, taraftar kart, Fenercell... Aziz Yıldırım'ın son 10 yılda Fenerbahçe'nin gelir yaratan bir yapıya bürünmesini sağlayan katkıları saymakla bitmez. Ama yeter mi? Biraz daha açayım: kurumsal bir yapı olabilmek için bu gelirlerin elde edilmesi kadar doğru olarak kullanılmasının da sağlanması gerekmez mi? Kulübü Avrupa'nın en yüksek gelirlli kulüpleri arasına getirmek ama o gelirlerin kullanıldığı transferler sonucunda başarı sıralamalarında geride kalmak. Söylendiği gibi, "kurumsal bir yapı" da bu olabilir mi?

İşte Aziz Yıldırım'ın kurumsallık anlayışından ayrıldığımız nokta burası. O gelir yaratmayı kurumsallık için yeterli sayıyor, ben gelirlerin doğru harcanmasını da işin içersine katıyorum. Eğer gerçekten bir kurumsal yapı olsaydı Fenerbahçe, son sezonlarda Türkiye'de açık ara şampiyon olmuş (hele bu sezon), Avrupa'da da şubat-mart aylarının gediklisi haline gelmişti.

Aziz Yıldırım da bu gerçeğin farkına varmış olacak ki, yaptığı açıklamalarda artık başarının da geleceğini söylüyor. Bunları daha önce de söylemişti ve yaptıkları da ortada...

2005-2006 sezonu, Denizli maçı ile giden şampiyonluk ve gönderilen Daum. Tarih 14 mayıs 2006. Fenerbahçe kurumsal bir yapı olsaydı eğer, Daum'un alternatifleri her zaman hazır tutulur ve onlardan uygun birisi takımın başına en geç Haziran başı getirilirdi. Temmuz'da Avrupa deneyimi olmayan Zico geldi Japonya'dan.

Aynı sezondaki transferlere değinelim biraz.

21 Ağustos Lugano
28 Ağustos Kezman
29 Ağustos Edu
1 Eylül Deivid

Futbolcuların nitelikleri değil söylemek istediklerim. Transfer tarihlerine bakın. 14 Mayısta ligi kaptıran Fenerbahçe, önümüzdeki sezonda başarısını etkileyecek en önemli 4 yabancı transferini, transferin son haftası yapıyor apar topar. Hatırlayın, Dinamo Kiev maçları 2 yabancı ve yedek Can, Önder, Semih ile oynanmıştı. Kurumsal bir yapı da bunlar olur mu?

Sonraki sene Tuncay elden kaçtı. Kurumsal bir yapı, bunca sezon O'nun yedeğiyle mi götürür sol kanadı, yoksa gittiğinin ertesi günü flaş bir sol kanat mı transfer eder ?

Geçen sene ocak ayı, Aurelio gitti gidiyor. Ocakta gitmedi ama Temmuzda gideceğini herkes biliyordu. Menejerine kızan kurumsal yapının yöneticileri O'nu da kaçırdı. Ocak ayında muhteşem Maldonado getirildi. Maldonado'nun performansı ortada iken, Appiah sakatlığından dolayı futbolu unutmuşken ve Aurelio elden kaçmışken ne yaptı yine o kurumsal yapı? 28 Ağustosta (dikkat yine transferin son günleri) Josico'yu getirdi.

Şimdi bunlar ortadayken, önümüzdeki sezon için umut dolu sözler havalarda uçuşmaya başladı, Başkan'ın ağzından. "Savaşan Fenerbahçe". Alex ve Deivid ile mi savaşacak bu orta saha. Bu ikisini söyledim çünkü sözleşmeleri yenilenen futbolcular bunlar. Mesela "savaşmayacağı anlaşılan" Selçuk ile daha sözleşme yenilenmedi. Geçen sezonlarda savaşan ruh dikkate alınmadan mı transferler yapıldı yoksa dikkate alındı da yeteri kadar savaşçı çıkmadılar mı? Hangisi doğruysa ikisi de kötü. Kurumsal yapı, her sezon futbol karakterini değiştirmez ki. Yok değştirmiyorsa, transferler ortada...

Başa dönersem, eğer Aziz Yıldırım'ın dediği gibi kurumsal bir yapı olsaydı Fenerbahçe, şu an elinde bir futbolcu listesi olurdu sezon boyu takip edilmiş. Hangi teknik direktörle çalışılırsa çalışılsın, O'nun önüne bu liste konur ve transferler yapılırdı. Listede aynı mevki için alternatifler olacağından, bütün transfer sezonu bir iki futbolcu peşinde koşulmaz, onlar olmayınca da transferin son günlerinde menejerlerin elinde oyuncak olunmazdı. (Aslında bu tüm kulüplerimiz için geçerli).

Dikkat edin. Geçmişe ait yukarıda bahsettiklerim, hep başarısız bir sezon sonrası olanlar. Bir korkum da bu, "kriz yönetiminin olmayışı". Yine başarısız bir sezon ve sonrası...

Yukarıda okuduklarınızdan da göreceğinizi üzere aynı hataların tekrarlanıyor olması, bazı şeylerden ders alınmadığını da gösteriyor. Bunlar ortadayken nasıl korkmam ki?

İşte bu nedenle ben Fenerbahçenin kurumsal bir yapı değil Aziz Yıldırım'a bağlı bir kurum olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki, yukarıda yazdıklarımın bu sene de gerçekleşme potansiyeli yüksek. Yaz boyu yine Ronaldinho, Etoo, Ronaldo vb. isimlerle uyutulup, ağustosun 28'inde "ne çıkarsa bahtına" transferleri ile karşılaşacağız gibi geliyor. Umarım yanılırım. Umarım Başkan da artık bazı şeyleri anlar ve önümüzdeki üç yılda Fenerbahçe'yi Aziz Yıldırım kurumundan çıkartıp tam bir kurumsal yapıya dönüştürür.

 
Toplam blog
: 24
: 743
Kayıt tarihi
: 24.03.09
 
 

İzmirliyim, ve İzmirli olmaktan gurur duyuyorum. İşlerimden fırsat buldukça kitap okumayı çok seviyo..