- Kategori
- İlişkiler
Küskünlük Hâlleri
Hani olur ya bazen, eşinizden dostunuzdan hatta ailenizden birisinin size karşı tavırlarının değişmiş olduğunu fark edersiniz. Bu bazen size aniden küsülmesi olur, bazen de tavır yapılması. Belli ki bir bozulma durumu var karşı tarafta onu anlarsınız da, “haydaaa! İki gün önce hoş beş iyiydik de şimdi ne oldu?” Dersiniz.
İnsanoğlu karmaşık varlık, anlamak kolay değil. Anlaşmak zaten zor zanaat. Hâl böyle olunca ilişkilerde kırmak da kırılmak da kaçınılmaz. Burada asıl soru şu; bir tatsızlık yaşandığında taraflar karşılıklı olarak ilişkiye değer veriyor mu? Çünkü hangi taraf hatalı olursa olsun, güzel giden bir sosyal ilişki bozulur ise her iki tarafta bundan üzüntü duyar ve aslında yeniden eskisi gibi olmak ister ama çeşitli nedenlerle ilk adımı atmaz. Hatta kimi insanların kendisi adım atamadığı için “Bir aracı olsa da bizi barıştırsa artık” dediği bile olur.
Bir de öyle durumlar vardır ki; biri diğerine bir nedenden alınır, bozulur ama söylemez. Tavır yapar, uzak durur ya konuşmaz ya da konuşsa da iğneler. Kendisine göre karşıdaki böyle davranılmayı haketmiştir. Hatta kimilerinde “O zaten yaptığı hatayı biliyor” inancı dahi vardır. Halbuki belki de bilmiyordur ya da ona göre normal olan birşey sana göre hatadır. Kasıtlı, art niyetli yapılan şeyler dışında, ilişkilerimizde yaşadığımız tatsızlıkların birçoğu aslında algısal farklılıklarımız nedeniyledir.
Bu nedenle ben, kırılan kişilerin sözsüz tepkiler verme yerine açıkça kırıldıklarını karşı tarafa bildirmeleri gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu bildiri “Beni kırdığını, kızdırdığını bilmeni istiyor ve sana bu konuda kendini ifade hakkı veriyorum, çünkü ben ilişkimizin devamını arzuluyorum.” Mesajını taşır.
Bir diğer görüş, bu tip bir tavır değişikliği ile karşılaşan tarafın ilk adımı atıp “Bana karşı olan bu davranış değişikliğinin nedeni nedir? Diye sorması gerektiğidir. Evet, bu hareket de ilişkiye değer verildiğinin bir göstergesidir ve elbette hoş, yapıcı bir davranıştır.
Benim görüşüm ise, kırılan tarafın konuyu tartışmaya açmasının daha yerinde hatta gerekli olduğu yönünde, çünkü olağan giden ilişkinin - haklı ya da haksız bir nedene dayanarak-gidişatını değiştirme girişiminde bulunmuştur. Oysa her türlü sosyal ilişki tarafların karşılıklı mutabakatı ile doğar ve gelişir. Özellikle oturmuş, zaman almış ilişkilerde taraflardan birinin aniden, karşıdakini yok sayarak davranmasının doğru olmadığını, ilişkiyi kurtarmak yerine daha çok ölüme sürükleyeceğini düşünüyorum.