- Kategori
- Dünya Şehirleri
La Paz

YERYÜZÜNÜN EN YÜKSEK BAŞKENTİ LA PAZ (1)
La Paz İspanyolca’da ‘Barış’ın yapıldığı yer’ anlamına geliyor. Başkentlik vasfını bir miktar Sucre kenti ile paylaşmasına karşılık, bakanlar kurulu ve başkan La Paz'da olduğu için ülke buradan yönetiliyor. Bir buçuk milyonu aşkın nüfusunu önemli bir bölümü şehrin oturduğu vadinin yamacı ve sırtlarındaki gecekondulardan oluşuyor. Geniş bir kazanın içine oturtulmuş gibi görünen La Paz kenti, deniz seviyesinden 3600 metre yükseklikte yer alıyor. Bir çukurda olmasına rağmen bu özelliği ile dahi yeryüzünün güneşe en yakın başkenti burası. Kentin havaalanına gitmek için bu çukurdan virajlı yolları tırmanarak yaklaşık beş yüz metre daha yükselmeniz ve başkent nüfusunun yarısından fazlasının yaşadığı 4082 metredeki El Alto uydu kentini geçmeniz gerekiyor. Başkente karayoluyla yavaş yavaş gelmişseniz yüksek irtifa sorununu pek yaşamayabilrsiniz. Ancak başka ülkelerden uçakla gelen yabancıların çoğu 4000 metre’nin üstündeki havaalanına indikleri andan itibaren büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalırlar. Özellikle deniz seviyesindeki bir bölgeden gelmişseniz durum çok daha tehlikeli boyuta ulaşabilir. Neyse ki böyle durumlar için bazı tedbirler alınmış durumda. İlk yapılması gereken şey uçaktan iner inmez hemen bir araca atlayıp hızla çukurun içindeki şehir merkezine inip yükseltiyi bir miktarda olsa azaltmak. Ancak bu durum bile sorunun tümünü gidermeyecektir. Yapılması gereken en önemli şeylerden biri otel yöneticilerinden bir iki tane oksijen tüpü alarak vücuda takviye yapmak, merdivenleri aheste aheste çıkmak, her koşulda mutlaka çok yavaş hareket etmek, mutlak surette bol sıvı almak ve uzun uzun yatmak yerine küçük adımlarla odanın içinde gezinmek gerekiyor. Geçtiğimiz yıl bir grup arkadaşım Peru’nun üç bin metre yüksekliğindeki Cusco kentinden buraya gelmeleri gerekirken yaşanan bir problem nedeniyle Şili’nin deniz seviyesindeki Santiago kentinden yola çıkıp birden bire 4000 metrelik bu yükseltiye gelince iki gün boyunca yüksek irtifa akut hastalığından perişan olmuşlar bu sürede büyük bir sarsırntı yaşarlarken zaten programa göre iki gün olan La Paz gezileri sona ermiş ve çektikleri acı yanlarına kar kalarak hiç bir şey görmeden şehirden ayrılmak zorunda kalmışlar. Yani siz siz olun Güney Amerika gezisine gelirken önceliği kesinlikle La Paz’a vermeyin.
Madem ki bu kadar tehlikeli neden insanlar buraya bir kent kurmuşlar ve üstelikte onu başkent yapmışlar diye düşünmeden edemiyor insan.
Sorunun cevabını bulabilmek için 1548 yılına kadar gitmek gerekiyor. Yani Kanuni Sultan Süleyman’ın Viyana önlerinden Hint Okyanusuna kadar geniş bir coğrafyaya hükmettiği dönemlere. Alonso de Mendoza'nun önderliğindeki İspanyollar, Chuquiago adlı bu çukur içine saklanmış küçük yerleşim yerine gelerek önce savaşmışlar, ardından yapılan barış anısına buraya Nuestra Señora de La Paz ("Barışın kutsanmış Meryem Anası") adını koymuşlar.
La Paz'a gelişimin ilk günün sabahında gürültülü bir bando sesiyle uyandım. Yerel kültürün en yoğunlukta olduğu bir ülkenin başketinin sokakalrında curcunalı bir müzik sesi duymuşsanız yorganı üzerinizden atıp sokağa fırlamanız gerekiyor. Nitekim bende öyle yaparak kahvaltıyı unutup fotoğraf makinamı kaptığım gibi kendimi şehrin büyük caddesine attım. İyi ki de öyle yapmışım. Kentin en büyüğü olan Santa Cruz Caddesi’ne indiğimde çoktan ortalıkta kıyamet kopmuştu. Adını her duydğumda bile beni heyecanlandıran La Paz’ın nihayet sokaklarıyla tanıştığım bu ilk anı bile, daha önce yaşadığım o heyecanların ne kadar yerinde olduğunu gösteriyordu. Haftalardır dolaştığım Latin Amerika ülkelerinde nihayet ve nihayet bütünüyle yerel kültürün sergilendiği bir festivalin tam ortasına bulmuştum kendimi. Bir kaç yıl önce dünyanın çiçeği burnunda yeni ülkesi doğu Timor’a gitmek için Endonezya’nın Bali Adası’na uğradığımda da tesadüfen böyle renkli bir festivale denk gelmiş ve tamamen Bali halkına özgü olan bir Hinduizm kültürünün sergilendiği Kanungan ve Kuningan kutlamalarının ortasına düşüp unutulmaz gösterileri izleme şansım olmuştu. Bu kez Güney Amerika’da böyle bir şansla karşılaştım.
Tamamıyla gençlerden oluşan ve her biri kendine özgü kostümler giymiş yüzlerce farklı grubun kilometrelerce uzanan gösterisi sadece benim değil bütün halkın da ilgisini çekmiş olacak ki; gösteri yapan yüzlerce ekibi kaldırımlara birikmiş binlerce halk izliyordu. Çoğu grubun kullandığı en orjinal müzik aleti ise aynı zamanda bir giyim aksesuarı olarakda kullanılan lama toynaklarıydı. Gösteri yapan bazı grupların ayak bileklerine bağladıkları içleri boş olan yüzlerce toynak belirli bir ritimle sallanarak birbirine çarptırılıyor ve ortalığı daha önce hiç duymadığım bir müzik sesi tınlatıyordu. Bir başka grubun ayağında ise Gauço kovboylarının giydiği sivri uçlu çizmelerin yanı sıra o çizmelerin arka kısımlarına takılmış gösteri amaçlı özel yapılmış uzun mahmuzlar dikkatimi çekiyordu. Daha da ilginç olanı ise bu çizmelerin üst kısmından yukarıya doğru bir başka özel yapım çıngıraklı aletler bulunuyor. Amaç yine ortalığı velveleye vermek ve diğer gruplardan daha fazla ilgi çekmek.
İşin ilginç tarafı her grubun gösterisi birbirinden güzel olduğu için hangisini izleyeceğimi ve hangisinin fotoğraflarını çekeceğimi kestiremiyor olmamdı. Hem ilgimi çeken sadece bu grupların gösterisi değildi. Kaldırımlarda gösterileri izlemeye gelen ve renk renk bohçalarını sırtlarına geçirip içlerinede kafaları dışarıya sarkmış birer çocuk bulunan geniş fistanlı ve fötr şapkalı kadınların ilgi çeken görüntüleriydi. Genelde buna benzer gösterileri yapan gruplar resmi bir protokolün önüne geldiklerine en ciddi şekilde gösterilerini tamamlayıp görevlerini bitirmenin rahatlığı ile alandan ayrılırlar. Ancak burada böyle bir durum söz konusu değil. Her grup kendi orkestrasının müziğinin ritmine ve liderlerinin gösterdiği dans figürüne kendini kaptırmış durumda.
Bense sanki Reuters Ajansı’na en iyi fotoğrafı geçmenin telaşı içindeymişim gibi grupların arasında dolaşıp en çok ses getirecek kareyi deklanşörüme kaydetmeye çalışıyordum.
Bu sırada vakitler öğleye yaklaşmıştı ve 3600 metre yüksekliğinde olduğumuz için hava inanılmaz ısınmıştı.
Bir süre dinlenmek ve bir şeyler içmek için bir yerel büfeye girdim. Ülkenin doğusundaki iklim koşullarından dolayı o bölgeden geldiği anlaşılan taze tropikal ürünlerden yapılmış koca bir kova meyve suyunu mideye indirip yeniden gösteri alanına döndüm. Yerel kültür bu gösterilere o denli yansıtılıyor ki; izleyenler bu ülkenin ekonomik ve sosyal hayatı hakkında pek çok fikre sahip olabiliyor. Örneğin bir lama çobanı sırf bu görüntüleri izlemek ve bir parça kaıtılmak için lamalarını Andların bozkırlarından inidirip özel olarak aklayıp pakladıktan sonra el dokuması kumaşlarla renk renk süsleyerek gösteri alanındaki yerini almış olduğunu görebiliyorsunuz.
Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan ve ana caaddede kilometrelerce uzanan gösteriler akşam hava kararmak üzereyken bile devam ediyordu.
Peki büyük bir tutkuyla yapılan ve halkla tamamen bütünleşmiş bu gösteriler ne anlama geliyordu?
Bu sorunun cevabını bulabilmek için uzun bir aramadan sonra nihayet biraz İngilizce bilen birini yakalayıp gösteriler hakkında bilgi alabildim. Kendiside bir üniversite öğrencisi olan Ayma’nın açıklamaları olduğum yere çakılıp kalmama neden oldu. Meğer sabahtan beri ağzım açık bir halde bir o grubun bir bu grubun arasına dalıp hayranlıkla izlediğim bu gösteriler bir ön çalışmadan ibaretmiş. Gerçek gösteriler ise bir hafta sonra yapılacakmış. Şimdi Ayma’nın sözlerine üzlmelimiyim yoksa sevinmelimiyim? Evet Önümüzdeki haftaya kadar burada kalamayacağım için üzülebilirim. Ancak provanın bile böylesine denk geldiğim için şanslı olduğumuda kabul edip fazla nankörlük etmemeliyim. Önümüzdeki hafta ben burada olmayacağım ama La Pazlılar eğitim hakkı kazanmalarının anısına sokakaları bir kez daha çılgınca şenlendirecekler. Okulların açılıp, eğitim ve öğretimin başlamasının kutlandığı “Umsa Eğitim festivali” her yıl 30 Temmuzda yapılıyormuş. Ama Ayma esas büyük festivalin bu olmadığını Mayıs sonU ile Haziran başında yapılan “El Gran Poder Festivali” ile 24 Ocakta yapılan “Alasitas” kutlamaları olduğunu belirtti.
devam edecek