- Kategori
- Güncel
Lağım fareleri

Aslanlarım benim.
Fareler yaz kış demeden her mevsim ürerler ve çokça çoğalırlar. İnsanların ağız, burun ve kulaklarını kemirerek yerler. Farelerin tükürükleri uyuşturucu özeliğine sahip olduğundan insanı kemirdiklerinde insanlar bunu fark etmezler.
Bayrak ve sınır tartışılmaz.
Kaç gündür televizyon kanallarında izlediğim saçma sapan konuşmalar beni çıldırtacak noktaya getirdi artık.
Yok, efendim barış için İmralı’daki şahsı muhatap almalıymış.
Barış için Kürt Halkının tüm istekleri yapılmalıymış.
Kanı kan ile yıkamamalıymış.
Sınır kaydırılmalıymış.
Efendim, başbakan sınırın en uç noktasındaki sipere gittiğinde neden çömelmiş miş.
Yahu nedir bu deli saçmalıkları?
İkide birde bebek katilinin fotoğraflarının yer alması.
Şehit cenazelerinde abartılı, ağıtlı görüntüleri.
Yettiniz artık be, yettiniz!
Kime, kimlere hizmet ediliyor?
Tüm bu yapılanlar terör örgütü denilen lağım farelerine cesaret vermekten öte nedir acaba?
İstanbul Halkalı’da ki askeri servis otobüsüne bombalı saldırıda şehit düşen askerlerden Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Çağlar Bölük’ün eşi Elif Bölük, “Eşimi silahını çıkaramadan haince vurdular. Bunun öcünü alacak devletim” dedi.
Öç mü alınacak? Yoksa bu hainlere teslim olurcasına istedikleri yapılacak mı?
Aynı Elif Bölük ne demiş bir kulak verelim.
“Ben de Kürt’üm. Muş’ta doğdum, büyüdüm, okudum. Orada da Atatürk, Türk bayrağı vardı. Hiç kimse bu insanların hakkını savunuyorum demesin. Bir kaç kişi için konuşsunlar. Bütün Kürtler teröristmiş gibi konuşmasınlar. Bu saldırıyı yapanlar birer maşa, şerefsiz hain. Onlar ne Kürt ne de Türk. Bu saldırıyı Kürtler yapmadı. Hainler, şerefsizler yaptı. Doğu’ya yatırım yapılmıyor diyorlar. Ama bakın en çok okuyan Tunceli’de. Benim adımı, Kürtlerin adını ağızlarına almasınlar. Bu bayrak inmeyecek.. O kadar da çok askeri var. Bana bakıp, biz ne güzel yaptık demesinler hainler. Hiç üzülmüyorum.”
Bu kadını alnından bin kere öperim. İşte bu, budur doğru olan.
Aylardır Kadıköy’ün varoş sayılabilecek mahallelerinde CHP görevlisi olarak dolaşmış anketler yapmış halk ile bire bir konuştuğumuzu anlatmıştım.
Kürt kökenli olan vatandaşlarımızla konuştuğumuzda ki, bunlar çoğunluktaydılar, hiç birisinin toprak istemek, bölünmek gibi bir niyetleri yoktu.
Dertleri sadece geçinememek ve işsizlik, yoksulluktu. Kaç kez anlattım bunları.
Dün akşamki CNN de Ahmet Hakan’ın programında BDP li Sırrı Sakık’a konuşma arasında;
“Barış diyorsunuz, haydi o zaman terör örgütü yandaşı olarak davranmayı bırakıp, PKK den silahları bırakmasını iste.” denildi.
Adamda tık olmadı. Eveledi geveledi ve laf cambazlığı yaparak konuyu başka yöne çekti.
İşte bunun içindir ki, aynı şehit eşi Elif Bölük ‘ün dediği gibi Kürt Halkının haklarını savunuyormuşçasına konuşmasınlar.
Bu konuşmaları ile tüm Kürt Halkına ne kadar zarar verdiklerinin farkında değiller mi?
Onların Türkiye’yi parçalamak, küçük olsun benim olsun ben hükümranlığımı süreyim den başka hiçbir dertlerinin olmadığı belli değil mi?
Askere gitmeyin çağrısı yapacak kadar alçalanlar, dediğimizi yapmazsanız ortalığı kan gölüne çeviririz diye tehditler savurup, nara atanlar onlar değiller mi?
Bu tehditler ile Türkiye korkacak geri adım atacak mı sanıyorlar zavallılar. İşte bundan ötürü bedeli ne olursa olsun PKK yi bitirene kadar savaşmalıyız.
Öte yandan Kürt hakları değil insan hakları olarak bakmalıyız meseleye. Kürtler 1000 yıldır vardılar ve yine olacaklardır. Biz tüm kışkırtmalara mukabil kardeşçe yaşamaya devam edeceğiz.
Doğu ve Güneydoğuda toprak reformu yapmakla işe başlamalıyız. Ağalıkları, kan emicileri ortadan kaldırmalı hakça bölüşmeliyiz. İş, aş götürmeliyiz oralara.
Bir ailede amacı ne olursa olsun 10+15 çocuk yapılmamalıdır. Çocuğu dünyaya getirmek değil, önemli olan ona güvenli bir istikbal sağlayabilmektir.
Bugün Türkiye’de 5 milyon işsizin olduğu biliniyor. Hal böyle iken nüfus artışında mutlaka bir dengeleme yapılmalıdır. Teşvik parası verilmemelidir. Olan, kendi istekleri ile dünyaya gelmemiş çocuklara oluyor. Görüyoruz işte. Köprüler üzerinde araba camı silmeye kalkan, tinerci olan çocuklar, taş atan çocuklar hepsi bizim çocuklarımızdır.
Başbakan ve genelkurmay başkanının uç noktada siperde eğilmelerini söz edenlere de bir tek sözüm var.
Ne yani, ayakta kalıp hedef mi olmalıydılar?
Ha! Sınırlarımızdaki siperlerimizin eski kovboy filmlerindeki siperlerden daha farklı, modern korunaklı yapılması için önerileri varsa bu olur. Amenna. Bunu ben de isterim.
Kanı kan ile yıkamayı isteyecek kadar gaddar değilim ama PKK koşulsuz olarak silahı bırakmazsa her akan kanın intikamını almak isteğimi de kimse yadırgamasın.
Sınır kaydırılmasına gelince sınırları ileri doğru kaydırabiliyor muyuz ona bakalım. Yoksa şimdi BOB hayalleri içerisinde olanların isteği olarak, bir karış toprağımı geri çekmemekten yanayım. Osmanlı döneminde İngilizlerin çizmiş oldukları, bugün bir satranç oyunu gibi hamle, hamle oynanan oyunlara alet olmayı asla kendime yediremem. Hükümetin ve genelkurmayın çok iyi stratejiler uygulamalarını ve daha cesur ama dikkatli adım atmalarını öneririm.
Sonuç olarak yapılan kışkırtıcılıklara kanmadan Kürt, Türk Halkı olarak el ele düşmanla mücadele edeceğiz ve birlikte kardeşçe yaşayacağız. Gerekirse birlikte savaşacağız ama asla ayrılmayacağız. Bu böyle olacak Türkiye oyunlara gelmeyecektir.
Sevgilerimle.