Onu rahat bırakmadılar, üzdüler, kırdılar, incittiler. / Dostluk / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '10

 
Kategori
Dostluk
 

Onu rahat bırakmadılar, üzdüler, kırdılar, incittiler.

Onu rahat bırakmadılar, üzdüler, kırdılar, incittiler.
 

Işıklar içinde yat büyük usta. Seni kalbimize gömdük.


26.06.2010

Onlarca şehit haberleri üzerine, Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz ve de ödünsüz savunucusu İlhan Selçuk’u da kaybetmenin üzüntüsü sinirlerimi iyice yıpratmıştı.

İlkelerinden hiçbir zaman ödün vermeden, kişisel çıkarları gözetmeden onurlu bir gazetecilik yapan, büyük bir düşünürdü o.

Cenaze töreni için Lütfi Kırdar'da gerçekleştirilecek törene katılmama kararını alarak (çünkü yüreğim kaldırmayacaktı artık)arkadaşlarım ile buluşup Cumhuriyet Gazetesinde ona son görevimizi yapmak istemiştim.

Gazetenin bulunduğu sokak hınca hınç kalabalıktı.

Tüm olanlar şaka gibiydi.

Onun öldüğüne inanasım gelmiyordu. Sanki bir yerlerden o güler yüzü ile çıkacak ve burada neden toplandığımızı soracaktı.

Böyle olmasını çok isterdim elbette.

Ne yazık ki bazen gerçeklerden kaçamıyor insan.

Sokakta hüzün vardı, havada hüzün vardı, herkes vardı ama o yoktu.

Tıpkı, Muammer Aksoy gibi, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi bir devrimciydi.

O gerçek bir aydındı. O bir Kemalist’ti.

****

Ona bu yapılır mıydı?

Bir gece sabaha karşı 4.30 da (21 Mart 2008) meşhur Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz' ün talimatıyla, evi basıldı ve 3 saat arandı.

Kitaplarına, yazılarına, bilgisayarına haince el konuldu.

Evindeki arama sabah 7.30 a kadar sürdü. Sonra Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne götürüldü.

Ergenekon kapsamında Terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlamaları ile çağdaş hukuk devleti anlayışı ve uygulamasıyla bağdaştırılamayacak bir şekilde gözaltına alındı.

(İlhan Selçuk hipertansiyon hastasıydı. İki kez kalp krizi geçirmişti. 1978 ve 1984 )

Oysaki devlet kendisine 15 yıldır yakın koruma tahsis etmişti, ikametgâhı, çalıştığı yer ve tüm yaşamı toplumun bütün kesimlerince saydam olarak biliniyordu.

24 saat soruşturma yapıldı ve kimseyle görüştürülmedi.

2 gün gözaltında olması onu iyice yormuş ve sonun başlangıcını getirmişti. Kendisine reva görülenleri haklı olarak hazmedememiş ve çok üzülmüştü. Tekrar kalp krizi geçirdi.

Bu rezilliği yapanların vicdanları şimdi rahat mı acaba? Ne istemişlerdi ondan?

Onun aydınlığını kendilerine döndürememişlerdi ama onu öldürmüşlerdi.

İşte hem çevremdekilerle konuşuyor hem de içimden bunları geçiriyor, isyan ediyordum.

Hava iyice kararmaya, gök ortadan yarılırcasına gümbürdemeye başlamıştı bu sırada. Ben çocukluğumdan beri gök gürültüsünden, şimşek çakmasından korkan, ödü patlayan birisi olduğum için kalabalığın arasında sıkışmış kalmış, kaçacak kuytu bir yere girme imkânı bulamamıştım.”Evde mutlaka saklanacak bir yer bulurum, çocukken gardırop içine girerdim.”

Hem elimde olmayarak korkuyordum, hem de heyecanla onun gelmesini, o veda saatini bekliyordum.

Saat 15.00 sıralarında caddeden slogan sesleri duyulmaya başladı. Yerimden kıpırdayamıyordum.

Derken muazzam gök gürültülerine sağanak halinde başlayan yağmur da karıştı.

Bu bir işaretti sanki. Gazete çalışanları, arkadaşları, sevenleri, hepimiz onu alkışlarımızla ve yağmura karışan gözyaşlarımızla karşılıyorduk burada. Biz ağlıyorduk, gökyüzü ağlıyordu, şimşekler onu selamlıyordu.

İliklerimize kadar ıslanmıştık bu sırada ama hiç birimizin umurunda değildi sanırım. Kısa veda konuşmalarından sonra tören bitti.

Bayrağa sarılı naşı cenaze arabasına tekrar konuldu. Tabuta baktığımda sanki çocuk tabutu gibiydi. Demek ki hastalığı bedeninden bir hayli almış onu iyice zayıflatmıştı.

Onu rahat bırakmadılar, üzdüler, kırdılar, incittiler. Belki daha uzun yıllar yaşayabilirdi. Vakitsiz ölümüne neden oldular.

Allah bir gün kötülük düşünenlerden mutlaka hesap soracaktır. Bu tesellim oldu.

Onun bedeni bu fani dünyadan ayrıldı ama düşünceleriyle, yazılarıyla ve ilkeleriyle daima kalbimizde yaşayacak ve birçoklarına örnek olmaya devam edecektir.

Işıklar içinde rahat uyu büyük insan. Karanlıklara ışık tutan penceren, kalbimizde daima açık kalacak ve aydınlığını yaymaya devam edecektir.

 
Toplam blog
: 375
: 801
Kayıt tarihi
: 30.04.08
 
 

İstanbul Kadıköy doğumluyum. Herhangi bir menfaat grubuna bağlanmadan, açık fikirli, dürüst, önya..