- Kategori
- Eğitim
Legastheni
İlkokul birinci sınıfta okuma yazma güçlüğü çeken onlarca çocuktan biri Emir. Canlı, neşeli, zeki Emir. Çok yakın bir arkadaşımın oğlu. Oğlumla birlikte başladılar farklı okulların birinci sınıflarına. Başlangıçta her şey yolundaydı. Sonra kabus başladı.
Emir ellerimde büyüdü. Kafası zehir gibi çalışan, parlak, dost canlısı bir çocuktu hep. İlkokula başlayana kadar onu diğer çocuklardan farklı kılacak bir özellik gözlemlemedim. Solaktı sadece. Tüm itirazlarıma rağmen annesi sağ elini kullanması için çok zorladı. Sağ el, sol el arasında bocalayıp durdu çocuk. Ama sol eliyle çizdiği resimler bir harikaydı. Gerçek bir solağı, sağ ele zorlamanın anlamı nedir? Anlamı yok, hayatımızı zorlaştırmaya yarayan dayatmalardan biri bence.
Önce yaşadığı güçlükler solak oluşundan kaynaklanıyor diye düşünüldü. Küçük “d” ile “b”yi ayıt etmeyi başaramadı bir türlü. Yazarken harfler yer değiştirmeye başladı sonra. “Atla” yazması gerekirken “alta” yazıyordu örneğin. Bir müddet sonra toplama , çıkartma gibi basit matematik işlemlerine geçtiler. Defterlerine baktım. 8+5’ i alt alta yazmış, sonucu 13 bulması gerekirken 31 bulmuştu. Oysa aynı işlemi Emir’e sözel olarak sorarsanız, kafadan yapıyor ve doğru cevabı veriyordu. Aylar ilerledikçe sorunlar büyüdü. Öğretmeni Emir’in sözlü ifadelerde son derece iyi olduğunu, ama yazamadığını söyledi durdu. Sorunun ne olduğunu anlamıştım, ama objektif yaklaşamam korkusuyla bir psikolog arkadaşıma gitmelerini önerdim.Emir’e bir çok okuma yazma yöntemi uygulanmaya başlandı. Benzer harfler için farklı renkte kalemler kullanıldı, ama her şey el yazısı olduğu için bu yöntem pek geçerli olamadı. Bu ve bunun gibi bir çok şey denendi. Üstüne gidildikçe, Emir’in ruh sağlığı da bozulmaya başladı. O şeker gibi çocuk, zaman içinde huysuz, sinirli, mutsuz bir kişiliğe büründü. Ve ama şöyle, ama böyle birinci sınıf bitti.
Bu bir hastalık. Adı “Legastheni”. Yani okuma yazma güçlüğü. Üzerine pek çok araştırma yapılan bir hastalık, ama nedeni henüz bilinmiyor. Bazı araştırma sonuçları beynin dokusal yapısındaki anomalilere işaret ediyor, bazıları erken yaşta geçirilen ateşli enfeksiyonlara. Ama hiç biri kesin değil ve sonuçları destekleyecek yeterli veri yok. Bu şartlar altında Emir’i nasıl bir gelecek bekliyor? Öncelikle özel yardım mutlaka alacak ve bu belki yıllarca sürecek. Hastalığın belirtileri hafif seyrederse, yardım alarak okulunda devam edebilir. Yaşı ilerledikçe aşama kaydedebilir, hatta tamamen düzelebilir. Burada en önemli görev aileden sonra öğretmene düşmekte. Öğretmenin özel çaba ve ilgisi, çocuğu bir gün mutlaka başaracağına inandırabilmesi çok önemli. Legasthenisi olan çocukların çoğu normal veya normal üstü zekaya sahip oluyorlar. Sorunları dikkatsizlikle, zeka geriliği ile asla karıştırılmamalı ve bu çocuklara sınıf tekrar ettirilmemeli. Norveç ve Danimarka’da ağır seyreden legastheni vakaları için özel sınıfların var olduğunu biliyorum. Ancak bizim ülkemizde imkanlar çok kısıtlı. Sınıf öğretmenlerimiz bu hastalık konusunda mutlaka eğitilmeli diye düşünüyorum. En azından onların doğru ve erken teşhisleri, aynı sıkıntıyı yaşayan pek çok çocuğu zamanında tedaviye yönlendirebilir. Legasthenik bir çocuğa sahip her anne baba da kendini yetiştirmeli. Bunun bir hastalık olduğunu mümkün olduğunca çabuk kabullenip, psikolog ve psikiyatrlarla işbirliği içinde bıkmadan usanmadan çocuğuyla çalışmalı. Süreç olarak zor, ama hiç olmazsa sonuç alınabiliyor ve dünyanın sonu değil. Arkadaşıma ilk tavsiyem Emir’e hayatı zehir etmemesi, gereksiz yere hırpalamaması oldu. Ruh sağlığı bozuk olacağına, varsın okuma yazma güçlüğü olsun. O çocuğun, başına gelenleri değiştirmek için yapabileceği hiç bir şey yok. Anne baba hataları yüzünden, başarısızlık kaderi olmasın. Okuma yazma güçlüğü çeksin, ama mutlu ve kendisiyle barışık bir birey olarak yetişsin. Özgüveni pekişsin. Arkadaşıma, “onu anla, yardım et ve koşulsuz sevgi ver “dedim. Umarım beni anlamıştır.