​ Limonlu kek saatiydin kalbimin... / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Limonlu kek saatiydin kalbimin...

Limonlu kek saatiydin kalbimin...
 

Bir an gelir, bir süre önce yaşananların o sırada pekte tadına varılarak, tamda anlamlandırarak ve aslında keyfini çıkararak yaşanamadığına dair; bir his kaplar ya içinizi...

Sorarız değil mi o zamanlarda kendimize?
Neydi tüm olan biten?...
Nasıl oldu da vardık buralara? diye...

Yada daha da trajikomik olan; neydi tüm bu yaşanan? sorusu da olabilir, sorulan...
Yaşayan ben, yazan ben, oyanayan benken; neden seçilen uslup hep bir dram?...

Geçenlerde bir arkadaşımla konuşuyorduk bu konuda...
Dedik ki: Bir yemek olsa gerek şu aşk; siparişi önceden geçilen ve akabinde unutulan...

Hani o gittiğiniz o bistroda, yada sokak arasındaki fastfood lokantada...
Ve birden bire önünüze, siz daha siparişinizi vermeye girişmeden sunulan...

Bazen biriyle karşılaşırız ve alel acele; ne oldum? o da kim? diyemeden aşık halde buluruz kendimizi.

Hatta, siz sofraya oturduğunuzu bile anlamadan; yemek önünüze gelmiş, siz sipariş verdiğinizi bile hatırlamadan yemeğe koyulmuş dahi bulabilirisiniz o fotoğrafta kendinizi.

Bir de iş hesabı ödemeye geldiğinde, unutulsa ya yaşanan...
Olmaaaz...
Olmadığı gibi; ekseriyetle alel acele yenen yemeğin fatursasıdır, en yüksek olan...

Açlık güdüsüyle başlayan bir maceradır "aşk" çoğu zaman...
Bazen sadece doymak, nadirense beslenmektir sunulan...

İkisi arsında ki farksa; farktan öte, ayrı kastlara ait iki insanın yaşam biçimi kadardır aslında.

Amaç beslenmek olduğunda;" tüm yaşamımız için gerekli olan besini, mineralleri ve vitaminleri dengeli biçimde sağlasın" isteriz siparişimiz...

Amaç doymak olduğundaysa; açlık güdüsünü bastırma eğiliminin itkisiyle, azalan seçiciliğin hükmünde, önünüze sürürlen seçilmemiş listeden, lalettayin bir siparişidir geçilen.

Bazen biridir ihtiyaç duyulan, bazense diğeri...
İş ki, bunları biribirinden ayırt edebilmeli..

"Aksi halde yediğinizi fastfood yemek için ödemeniz gereken, en az mükellef bir ziyafetinki kadar olabilir" demesi benden... aman...

Yemek istediğiniz ekmek arası köfteyse, sorun nerede?
İstediğiniz eğer buysa, hayıflanmamalı...ancak bunu yerken de ona, bence dörtbaşımamur bir ziyafetmiş muamaelesi de yapmamalı.

Yine de tercih sizin.
Ancak; "böyle yapmamalı" deyişimin nedeni, soranlara söylerim...

Yapmamalı ki; yediğiniz sadece ayaküstü ekmek arası bir şeylerken, fazla iltfata tabi tutulan garson o köfte ekmeğin fiyatını fatura da ziyafetle bir tutmasın.

Belkide doğru soruları en başından sormalı: Nedir şu an ihtiyacım olan ve ne olmalı bunun ayrıntıları?...
Peki ihtiyacım olana denk düşen, o asıl istediğim bu menüde var mı?
Yoksa yetinmeli miyim burada sunulanla ?
Yada ?...

İlla da sipariş verilecekse: Yeğlerken bu menüdekilerden birini ana yemeğe... o zaman ön yemekle tıkanacak olmanın bedeli de, hesap edilmeli belkide...

Yada bilmeli derim; yediğiniz limonlu kekse onun en başından krokanlı pasta olmadığını....
Ben sormaktan yana olanlardanım, görüleceği üzere; tıpkı az sonra da yapacağım gibi:

Sen hangi zamanlara aittin ?
Ya hangi vaktiydin kalbimin ?

Bir öğleden sonrası,
Bir beşçayı sofrası...

Keten peçeteler...
Şık küçük çatalar eşliğinde

Limonlu kek tadında...

Biraz tatlı,
Biraz buruk..
Fayat yine de kıvamında...

Belli ki sen "Limonlu kek saatiydin kalbimin"...

Ve şimdi hesabı ödüyor, az sonra sofradan kalkıyorum ...


Sevgi ve ışıkla,
Ayna

13.12.2007

 
Toplam blog
: 268
: 1969
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..