Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
311
 

Livaneli'yi Engelleyen Dış Politikamız

Livaneli'yi Engelleyen Dış Politikamız
 

Türkiye her gün meydana gelen olaylarla tam bir çelişkiler ülkesi.

Öyle saçma sapan, anlam veremediğimiz olaylar yaşanıyor ki nasıl bir ülkede yaşadığımız anlamaya çalışıyoruz var gücümüzle…

Ne işini iyi yapanlara sahip çıkabiliyoruz, ne de işinin hakkını verenleri takdir ediyoruz.

İşe alımlarda akrabaydı, yakındı derken işe göre adam yerine adama göre iş veriyoruz.

Burası Türkiye diyenleri duyar gibiyim.

Can Dündar’ın Dikkati

Can Dündar’ın 25 Ağustos 2009 tarihinde Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde okuduğum olayı duyunca yine Türkiye’de yaşadığımı anımsamıştım. Böyle bir durum nasıl yaşanır diye düşünürken bugün Zülfü Livaneli’den basın açıklaması geldi.

Yaklaşık bir ay sonra gelen bu açıklama Türkiye için oldukça önemli bir konu ile ilgiliydi.

UNESCO’nun genel direktörlüğü için isimler dolaşıp duruyordu kulislerde…

***

Önce o süreci hatırlamak lazım Can Dündar’ın ağzından:

“Her şey ilkbaharda Amerikan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı’nın Zülfü Livaneli’yi aramasıyla başladı.
Müsteşar, Livaneli’ye UNESCO Genel Direktörlüğü’ne sıcak bakıp bakmayacağını soruyordu.
Livaneli 1996’dan beri UNESCO’da iyi niyet elçiliği ve Genel Direktör Danışmanlığı yapıyordu.
“Amerikan Dışişleri ve bazı Kongre çevreleri kendisinin UNESCO için iyi bir Genel Direktör olacağına inanıyorlardı”.
Livaneli, gurur duyacağını söyledi.
Bunun üzerine Amerikalılar, Türkiye’de güvendikleri çevrelerde nabız yoklamaya başladılar:
“UNECO Genel Direktörlüğü için ancak hükümetler aday gösterebiliyordu. Acaba CHP’li olarak bilinen Livaneli’yi AKP Hükümeti aday gösterir miydi?”
Amerikalılar bu soruya “Gösterebilir” cevabını aldılar.
Daha önce yine bir CHP’li olan Kemal Derviş’in Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanlığı’na aday olmasına hükümet destek vermişti. Keza CHP’li Hikmet Çetin de Afganistan’daki misyona hükümet desteğiyle gitmişti.
Şimdi aynı desteği Livaneli’ye vermemeleri için bir neden yoktu.
Bunun üzerine Amerikan Dışişleri, mayıs ayında adaylık için başvuruların bitmesine kısa bir zaman kala, Türk Dışişleri nezdinde gayri resmi girişim yaptı ve “Livaneli’yi aday gösterirseniz biz destekleriz” dedi.



Kitap yaktıracak kültür elçisi


Bu aşamada biraz bilgi verelim:
Birleşmiş Milletler’in 191 ülkenin üye olduğu Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO’nun Genel Direktörü 4 yılda bir seçiliyor. Genelde 2 dönem görev yapıyor.
“Diplomatik teamül gereği” her seçimde farklı bir kültürel bölgenin (Batı, Asya, Afrika, Latin Amerika, Arap, Doğu Avrupa gibi) temsiline dikkat ediliyor.
1974’teki Genel Direktör bir Senegalliydi.
1987’de bir İspanyol seçildi.
Halen Genel Direktörlüğü bir Japon yürütüyor.
Bu dönem, sıra Arap dünyasında...
Eylül’de Yürütme Kurulu’ndaki 50 ülke temsilcisi, aday adayları arasından 3’te 2 çoğunlukla bir tek aday belirleyecek; ekimde de Genel Konferans bu adayı onaylayacak.
En güçlü aday, Mısır’ın 14 yıllık Kültür Bakanı Faruk Hüsnü...
Ama dünya, Faruk Hüsnü’yü “Mısır kütüphanelerindeki tüm İsrail eserlerini yaktırma sözü veren” demeciyle hatırlıyor.
O yüzden Washington, -özellikle de Yahudi lobisi- bu kez “centilmenlik anlaşması”nı çiğneyip Faruk Hüsnü’nün adaylığını engellemeye çalışıyor.
Ve UNESCO için “Batı grubu”ndaki Türkiye’den, Arap dünyasının da sıcak bakabileceği bir Müslüman yazar adayı desteklemeyi düşünüyor.
Zülfü Livaneli ismi, böylece gündeme geliyor.

Ankara direniyor

Ancak konu Dışişleri’ne gelince iş karışıyor.
Çünkü Türkiye, tam da Mısır’la nicedir soğuk olan ilişkileri ısıtmaya başladığı bir dönem yaşıyor. En üst düzeyde karşılıklı ziyaretler, Hamas’ın ikna sürecinde birlikte çalışmalar, Kahire’ye havaalanı yapmalarla gelişen diplomatik-ticari ilişkilerin UNESCO nedeniyle bozulması istenmiyor.
Bu, “Arapları arkadan hançerlemek” gibi görülüyor.
Adaylık süresinin dolmasına 1 hafta kaldığından diplomatik istişareye de vakit kalmıyor.
Ayrıca “UNESCO’ya kimin başkan olacağına Yahudi lobisi karar veriyor; Türkiye de buna alet oluyor” görüntüsünün rahatsız edici olduğu düşünülüyor.
Bu yüzden Türk Dışişleri, Amerikalılara “UNESCO mutabakatı”nı hatırlatıyor.
“Livaneli ismine hiçbir itirazımız yok. Hatta memnun oluruz. Ancak son anda centilmenlik anlaşmasını çiğneyip Mısır’a karşı tavır alamayız” diyor.
Livaneli’nin adaylığı böylece suya düşüyor.

“Bir Türk’e karşı Arap’ı desteklediler”


Konuyu Dışişleri’nden araştırdıktan sonra Zülfü Livaneli’ye sordum:
“Türkiye çok büyük bir fırsatı kaçırdı” dedi:
“Destek çok güçlüydü. Aday olsaydım, silip süpürürdük. Düşünün; bir Türk’ü aday göstermek istiyorlar, ama bizim Dışişleri’ni aşamıyorlar. Türk Hükümeti, ‘Bir Arap olsun’ diye direniyor”.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu kendisini aramış:
“Sizin seçilmenize sevinirdik. Ama diplomatik teamüller bunu gerektiriyor” demiş.
“Bence Araplara söz vermişlerdi; onlarla karşı karşıya gelmek istemediler” diyor Livaneli... Kitap yakma sözü veren biri üzerinde UNESCO için mutabakat sağlanamayacağını söylüyor; o yüzden Rusya’nın, Bulgaristan’ın, Estonya’nın aday çıkardığını hatırlatıyor.”

Gelelim bugünkü Livaneli açıklamasına:

"Çünkü Cumhurbaşkanlığımız ve hükümetimiz, Batılı ülkelerin ve UNESCO’nun benimle ilgili ısrarlı taleplerini ‘sıranın Araplarda’ olduğu gerekçesiyle geri çevirdi ve Mısırlı aday Faruk Hüsnü’yü destekledi. Oysa ‘Gerekirse kitap yakarım!’ diyen Faruk Hüsnü’nün UNESCO gibi bir kültür ve eğitim kurumunun başına seçilemeyeceğini herkes biliyordu. Ama dünyada ilk kez bir hükümet kendi yurttaşının adaylığına karşı çıktığı için, sonradan aday olan Bayan Irina Bokova UNESCO’nun başına geçti.
Beni destekleyen Batılı ülke ve kurumların anlamakta güçlük çektiği bu ‘Arap adayı seçtirme ısrarı’, beklenen sonucu verdi. Bayan Bokova’yı başarısından, Türk makamlarını ise ‘basiretlerinden’ dolayı kutluyorum."

***

Türkiye’de yaşıyoruz gerçekten. 1979 yılında yarışma İsrail’de yapılıyor diye Eurovision ekibimizi son anda yarışmadan çekmiştik.

Bunun bir benzerini Arap kardeşlerimizi üzmemek için yapıyoruz. Yıl 2009. Tam 30 sene sonra. Arapları destekliyoruz fakat Bulgarlar yarışı önde bitiriyor. Türk dış politikası oldukça başarılı Allah sonumuzu hayır etsin.

Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU

Abtokmakoglu@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkemizin çıkarları uğruna ne zaman aklı başında bir iş yapılacak bu ülkede?... Özlemle bekliyorum! Ömrün yeter mi bilemem!

Aysen Ce 
 24.09.2009 18:47
 

Türk dışişlerinin baştan esnek davranıp sıkıntıyı görüp, kendi seçeneğini yaratması gerekiyordu. Ama olayın gelinen noktada yanlış anlamaya müsaait olduğu da bir gerçek. Dünya kamuoyunda yahudi ve ABD lobisinin oyununa gelmek gibi bir damga yeme olasılığı AKP'yi elbette rahatsız etmiştir. Türkiye'de her iktidarda bu durumdan rahatsız olur. Hatta bırakın dünya kamuoyunu, iç politikada bile bu söylem ağızlara sakız olurdu. Tabi bu bahane AKP'yi aklamıyor, çünkü Mısır'ın adayındaki sorunu dikkatle izleyip, en baştan tavrını koyması gerekirken, kitap yaktırma hevesli bir ismi destekleme konusunda ısrarcı olması, onların niyetlerininde çok temiz olmadığını gösteriyor. Kötü bir fırsat kaçmış gibi görünüyor, Livaneli'nin UNESCO başkanlığı iyi bir kazanım olurdu, saygılar

Bibliyofil 
 24.09.2009 13:14
 

inanmak da güçlük çekiyorum. böyle bir pozisyon olasılığı desteklenmez mi? mısır' la aramızın ısınması için kayıtsız şartsız destek mi vermek gerekirmiş. 50 lerden beri bu zihniyet hiç değişmeyecek mi? gerçekten üzüldüm. önemseyip duyurduğunuz için teşekkürler. selamlar

mor lale 
 24.09.2009 11:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 738
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 2171
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster