Lütfen dikkat! Dursun, Çiçek olabilir ama her Dursun asker olmaz / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '10

 
Kategori
Güncel
 

Lütfen dikkat! Dursun, Çiçek olabilir ama her Dursun asker olmaz

Lütfen dikkat! Dursun, Çiçek olabilir ama her Dursun asker olmaz
 

Dursun'dan arınmış sade çiçekler.


Kurban Bayramı'nın 3. günü, Hürriyet'in manşeti şöyleydi.(18. 11. 2010)

"Yanlış Çiçek Dinlenmiş!"

Yani Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek'in yerine, altı ay boyunca inşaat işçisi Dursun Çiçek'in telefonunu dinlemiş!

Albay Dursun Çiçek'in, Erzincan Savcısı İlhan Cihaner'le görüştüğü iddiası da doğru değilmiş. Çünkü Mazlum Konak Otel'inde kaldığı söylenen kişi Albay Dursun Çiçek değil, işadamı Dursun Çiçekmiş.

Bayram ortasına denk düşen bu haber kafamda bazı çağrışımlar oluşturdu. Galiba birileri, bayramın ruhlarda oluşturduğu merhamet duygusundan yararlanmayı umuyordu. Bizden, Albay Çiçek hakkında, mevcut durumun ötesinde, "O masumdur!" gibi bir düşünce geliştirmemizi istiyordu.

Halbuki mesele bu kadar kolay görünmüyordu. Çünkü ortada, altında Albay Dursun Çiçek'in imzası bulunan ve adına, "İrtica İle Mücadele Eylem Plânı" denilen (doğruluğu kabul edilmiş) bir belge vardı. Ayrıca bu belgenin, Savcı İlhan Cihaner ve Komutan Saldıray Berk tarafından Erzincan'da hayata geçirilmeye çalışıldığı iddia ediliyordu.

Savcı Cihaner, bu yüzden tutuklanmış ve ardından bazı garip hadiseler yaşanmıştı. HSYK, işi gereği olaya müdahil olan Erzurum savcısını ve arkadaşlarını görevden almıştı. Cihaner hakkındaki dava, Erzurum'daki özel yetkili mahkemeden alınmış, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'ne taşınmıştı.

Esasen bu mahkeme sahtecilik, hileli iflas, dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma gibi suçlara bakıyordu. Cihaner'i de, "görevi kötüye kullanmak ve evrakta sahtecilik" suçundan yargılıyor veya yargılayacaktı. İşte bu mahkeme, Cihaner ve arkadaşlarına atfedilen terör suçuna ilişkin dosya ile görevi kötüye kullanma davasını birleştirerek kendi bünyesinde yargılama yapmış, belki de tarihte eşi görülmemiş bir tahliye kararına imza atmıştı. Yani Cihaner ve arkadaşlarını serbest bırakmıştı.

CHP Milletvekili Ahmet Ersin, Cihaner davası görülürken, içinde pijamaları bulunan (fakat pijama taşımaya uygun olmayan) çantasıyla Erzurum Adliyesi civarında dolaşmış kaldığı otelde, bir gizli tanıkla görüşmüştü. Söylediğine göre, sayın Ersin birşey istememiş ama gizli tanık, kendisinden iş talep etmişti!

Gene İlhan Cihaner'i, dolayısı ile Dursun Çiçek'i, daha da dolayısı ile, "İrtica ile Mücadele Eylem Plânı"nın arkasındaki asıl zevatı aklamak için, gizli tanıklardan biri veya her ikisi bir televizyon proğramına çıkarılmaya çalışılmıştı. Uğur Dündar bizzat kendisi bu talebi, "bildiklerinizi mahkemede anlatın" diyerek reddettiğini söylemişti.

Ardından medyaya, yüksek hakimlere ait olduğu iddia edilen ve muhteviyatında, "birleştiririm dosyaları, basarım tahliyeyi" sözleri de bulunan bir ortam dinlemesi düşmüştü. Takip eden günlerde de Cihaner ve arkadaşları, CD'ler üzerinden birleştirilen dosyalar marifetiyle Yargıtay 11. Dairesi'nce serbest bırakılmıştı. Albay Dursun Çiçek'in durduk yerde davasını, Yargıtay'a taşımak istemesinin nedeni üzerinde ise kimsecikler durmamıştı.

Şimdilerde, Albay Çiçek'in eylem plânını hayata geçirme görevini üstlendiği iddia edilenlerden Cihaner tahliye edildi ve yeni tayin yerindeki görevine başladı. Saldıray Paşa 3. Ordu'dan, EDOK Komutanlığına atandı. Galiba ortada, tutuklu kimse kalmadı. Yoksa gerçekten, "İrtica İle Mücadele Eylem Plânı" isimli dosya inşaat işçisi Dursun Çiçek tarafından hazırlanmıştı da buna kimsenin inanmayacağını düşünen istihbarat, ikna edici olsun diye suçu, Albay Dursun Çiçek'in üzerine mi atmıştı?

Çünkü, zamanın Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, sözkonusu belgeye, "kağıt parçası" zamanın 3. Ordu Komutanı "Saldıray Berk'e" de, "iyi insan!" demişti. Bir genel komutan, doğru ve kesin bilgi olmadan böyle bir açıklama yapar mıydı? Tabi ki, yapmazdı ama yaptı. Kameraların karşısına geçip, insanların yüzüne baka baka yanlış beyanda bulunur muydu? Bulunmaması gerekirdi ama bulundu.

Ne var ki, bir süre sonra plânın gerçek, Dursun Bey'in imzasının da ıslak olduğu anlaşıldı. Genelkurmay Başkanı her ne hikmetse, kendisini yanıltanları sorgulama ihtiyacı bile duymadı. Davet edilmesine rağmen, mahkemeye ifade vermeye gitmeyen Berk Paşa'nın, "iyi insan olup olmadığı" hususu ise halâ gizemini koruyor.

Sivil ve askeri kriminal raporlarına rağmen uzun süre, "İrtica İle Mücadele" belgesinin üstünü örtmeye çalışan cihet-i askeriyye, sonunda ısrarından vazgeçti ve plânın gerçek olduğunu kabul etti. Yani her şey bir yana ortada, hayata geçirilmek üzere hazırlanmış bir plân vardı. Bunun altındaki imza da Albay Dursun Çiçek'e aitti.

Hadi bütün bunları yok sayalım da Albay Çiçek'in, üstüne lâzım olmayan, askerlik göreviyle alâkası bulunmayan bir eylem plânı hazırlamasına ne diyelim? Dursun Bey'in ve onun komutanlarının, asli görevlerini bırakıp ülke yönetmeye soyunmalarını normal mi karşılayalım?

Eğer askerin, "iç düşman" konsepti yaratıp memleketin içine nizamat vermeye kalkmasını olağan görüyorsak, o zaman meclisi, hükümeti ve emniyeti de "dış düşman"a göre yapılandırmalıyız. Zira her devletin, dış tehditlere karşı örgütlü güç bulundurması bir zorunluluktur. Zaten ordular da bunun için vardır. Eğer bir memleketin silâhlı kuvvetleri gözünü içeriye dikmişse, dışarıyı içerisi kadar önemsemiyorsa, onun mutlak bir ıslahata ve ayıklanmaya htiyacı var demektir.

Ancak hata yapanlar ayıklanmak yerine, Albay Dursun Çiçek örneğindeki gibi manşetlerle aklanmaya çalışılmamalıdır. Hakkında iddia bulunan sivil/asker herkes, adil bir yargının önüne çıkarmalıdır.

Madem bazı kimseler, Albay Dursun Çiçek'i, Savcı İlhan Cihaner'i ve daha bir çok Ergenekon zanlısını temize çıkarmak için bu kadar kararlı ve ısrarlı bir mücedele veriyor, o zaman ben de yazımı onları memnun edecek cümlelerle bitireyim.

Aslında, "İrtica İle Mücadele Eylem Plânı"nı, inşaat işçisi Dursun Çiçek hazırlamıştır. Erzincan'da, Saldıray Berk ve İlhan Cihaner'le görüşen de Mazlum Konak Otel'inde kalan işadamı Dursun Çiçektir. Görüşmenin konusu ise, adliyenin ve 3. Ordu'nun çayocağına bardak tedarikidir! Görüldüğü üzere Albay Dursun Çiçek, Cihaner, Saldıray Berk ve onlara görev verenlerle Ergenekon zanlılarının hepsi masumdur!

Bu nedenle içeridekilerin hepsi serbest bırakılmalı ve yerlerine, Başbakan, AKP'liler ve Gülen Cemaati konulmalıdır. Çünkü onlar, pozisyonları itibariyle hem mutlak, hem de ezeli ve ebedi suçlulardır!

Resim: http://resimler.ofpuf.org

 
Toplam blog
: 462
: 707
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..