- Kategori
- Güncel
Madencinin kaderi kömür karası gibi kara mı kara...
Bizim türkülerimiz aynı zamanda ağıtlarımızdır. Hemen her mevsimde yüce dağlarımızı duman kaplar. Gurbete giderken de dağlar aşılırdı, gurbetten dönerken de... Gurbet ekmek kapısıydı. Şimdilerde köyler gurbetlik oldu, şehirlerimiz konaklık... Yazları köylere gezmeye gidiyoruz artık. Şimdi bütün dertler de, eskiden gurbetlik diyarları olan şehirlerimizde yaşanıyor.
Şu yüce dağları duman kaplamış
Yine mi gurbetten kara haber var
Seher vakti bu yerde kimler ağlamış
Çimenler üstünde gözyaşları var
Büyük; koca koca şehirlerimizi duman kaplıyor artık, dağlarla birlikte... Acı gurbetin içinde; tez duyuluyor ve yürekleri yakıyor. Günün her saatinde gözyaşları akıyor... "Hayat devam ediyor" diyorlar ya, iyi de devam eden hayat ölenin değil... Çimeni de yok koca şehirlerin; ağlayanın gözyaşı her yerde var...
11 Aralık 2009 Cuma sabahı televizyonlarını açanlar, Bursa'dan gelen acı haberle sarsıldılar. Akşam meydana gelen kaza sabah haberlerinde duyuruluyordu. Ben de izledim, acı ve üzüntüyle tuttum okulumun yolunu... Yağmur yağıyordu, hava soğuktu... Bursa, Bükköy'de 19 aile, soğuk havada maden ocağının başında matem içinde, yakınlarının cenazesinin göçük altından çıkarılmasını bekliyordu. Maaşları 700 TL ile 1000 TL civarındaymış. Kimi emekliymiş, emeklilik sonrası çalışıyormuş. Zordur; madencinin yaşamı çok zordur. Karadır kaderi de, kömür karası gibi...
"Babacığım kurallara uy. Tehlikeyi farket. Önlemini alarak KAZALARDAN kendin korun. Güvenli çalış. Eve sağlıklı dön. Bizi üzme."
Maden ocağının girişinde bu uyarıcı sözler yazılıymış... Ben, inanıyorum ki işçiler gerekli önlemleri almışlardır. İşçi tulumunun içindeki beden onların; kaskın altındaki baş onların, önlem almazlar mı, mutlaka alırlar... Acaba işverenin, denetleyenin, yasaların bir ihmali veya eksikliği var mı?!.. Bu açıklığa kavuşturulmalı.
Yitimlerin ardından acılar kalıyor. Acılar ölüm gibi değil, çöreklenip kalıyor ocaklara... Ve acılar üç kuşak boyunca sürer, aile çile çeker. Çocuklar yetim veya öksüz kalır; eşler eşsiz kalır...
Ölümlerin ardında dramlar kalır. İnsanımız da o kadar tevekküllü ki, acıyı yaşayanlar; "Biz yaşadık başkaları yaşamasın" dileğinde bulunur. Acıyı bilir bizim insanımız... Ekmek parası kazanmanın meşakkatini bilir; ateşin düştüğü yeri yaktığını bilir; kendini teselli edenlere, "Allah, bu acıyı kimseye vermesin" diye dua eder... Biz böyle güzel bir milletiz... Sabırlı, hayırsever, merhametli, güzel mi güzel duyguluyuz... Bu yazının yazıldığı bu saat itibariyle 10 işçimizin cansız bedeni göçük altından çıkarılabildi.
3 bin kişinin alınacağı maden ocağına 37 bin 196 işçi adayı başvurur. İçlerinde üniversite mezunları da var. Sınav yapılır, omuzda uzun ve ağır tomruklar taşınır. Kazma ve kürek sallama/kullanma sınavları yapılır. Doktor muayenelerinden geçirilir. Sağlam ve güçlü kuvvetli bedenleri sayesinde sınavı kazananlar işe alınır... Yıllar geçer; kazalar olur; kimi kazalara kurban giderken, kimi de yaralanır. Kimi de meslek hastalıklarına yakalanır... İşin sınavı kazanılır; ama yaşamın sınavının kazanılıp kazanılmadığı belli değildir...
Türkiye'de her yıl 80 bin iş kazası meydana geliyor; bazı kaynaklara göre de 170 bin... Her yıl ortalama bin elli kişi de ölüyor... Modern ülkelerdeki ölüm oranlarının çok üstünde...
Aynı madencinin ocağında 7 işçinin de daha önce öldüğünü Akşam Gazetesi yazarı Çiğdem Toker yazdı...
Kazma ve kürekle Cumhuriyet'le birlikte tren yolları yapıldı; tuneller açıldı... Her kazma veya balyoz vuruşuyla bazen bir fındık tanesi kadar taş bile zor kırılırdı. Nuri Demirağ zaten öyle emir vermişti; "Her kazma vuruşunuzda bir fındık kadar taş parçası kırsanız dahi bu tuneller açılacak" diyordu...
Nuri Demirağlar bir başkaydı... Cumhuriyet'in bir insan tipi vardı çalışkan mı çalışkan... Her biri Cumhuriyet'e kanat geren birer kartaldı... Şimdi bizim olandan bize ne kaldı?!.. Sanayici ve işçi etle tırnak gibi olmalı... El ele verip yüceltmeli yurdu... Milletin yüzü gülmeli..
19 maden işçimizin aziz hatıraları önünde saygı ile eğilirim... Ruhları şadolsun...
Sevgilerimle...