- Kategori
- Gündelik Yaşam
Mahalle Baskısı, Volum: 3
İktidarın “Mahalle Baskısı” güçlerini göreve çağırmalarının “en bilindik “ üçüncüsüne tanık olduk; başlık o yüzden “Mahalle Baskısı, Volum 3”.
Mahalleli, Gezi zamanında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından göreve çağrılmıştı; “Etrafınızda tencere-tava çalan her kim varsa şikayet edin!” demişti!
Gayet net, gayet açık ve anlaşılır şekilde...
Kadına yönelik şiddet konusunun görüşüldüğü TBMM komisyonunda AKP İstanbul milletvekili İsmet Uçma “Gelin bir Rönesans yapalım; ezber bozalım! Dünyaya örnek olalım! Mahalle namusu diye bir şey geliştirebiliriz. O mahallede birisine yönelik bir şey yapıldı mı, herkes ona sahip çıkar ve hakikaten de yapan neredeyse onu ifna eder. Kadına şiddet konusuna devleti karıştırmayalım, mahalle baskısıyla çözelim!” diyerek mahalle baskısı güçlerini göreve davet etmişti, bundan bir ay evvel...
(Bu arada; ifna etmenin Türkçesi yok etmek. Çaktırmadan bize Arapçayı falan öğretiyorlar, bilginiz olsun!)
Dün de cumhurbaşkanımız mahalle baskısı güçlerini göreve çağırdı.
Yalnız bu kez özellikle vurguladı: “Gerçekten güçlü bir mahalle baskısı lazım!” (Demek ki daha önceki davetlere yeterince katılım olmamıştı).
Mahallelinin şimdiki görevi sigara içenleri ayıplamak, uyuşturucu kullananları adeta ağır hasta olarak görmek, acilen tedavi altına alınmalarını sağlamak!
Uyuşturucu kullananlar zaten ağır hasta konumundadırlar, en acil şekilde tedavi edilmeleri zaten gereklidir! Devlete düşen görev ise öncelikle uyuşturucu akışını önlemektir!
Yıllardır yazılıyor, en azından ben kaç kere yazdım: Okul önlerinde nohut-çekirdek gibi uyuşturucu satılıyor diye...
Okul çocuklarının etekleri, saçları, başlarıyla; din dersi, Osmanlıca dersi ile ilgilenene kadar okul önlerinde satış yapanlardan başlayarak çeteleri çökertmek çok mu zordu?
******
Aklı biraz çalışan, sigaraya, içkiye gelen zamların, vergi arttırımlarının “sözde” bireyi koruma amacı taşıdığını gayet iyi bilir.
O katmerli vergiler cillop gibi devletin kasasına girip de, mesela, cumhurbaşkanına özel bir uçak daha, bir saray, efendime söyleyeyim, zehir tahlil cihazına falan harcanırken “merdiven altı” diye tabir edilen kaçak mamüller ortalarda fink atıyor!
O mamüller burada üretilse, neyse, doğu sınırından geliyor.
O sınırdan geçen her türlü mal ülkede nohut-çekirdek gibi satılıyor!
Bir devlet halkın çoğunun bildiğini bilemez mi?
Mahalle baskısından medet ummak yerine, kaynağı kurutamaz mı?
Pardon, duyamadım?
******
Demek ki olay neymiş: Kaynağa dokunmadan mahalle halkını birbirine düşürmekmiş!
Kaynağın başını kimler tutuyor derseniz... Mahalle halkına hedef gösterilmeyen kimlerse; artık orasını da siz bulun!
******
Sigara konusuna gelince; tütünden ziyade tütünün korunması için kullanılan kimyasallar hakikaten zararlıdır. Ancak yetersiz beslenme, GDO’lu ürünleri tüketme durumunda kalmak, stresli bir ortamda yaşamak... Umutsuz hissetmek, kandırılmışlık duygusu, sevgisizlik...
Nefret ile çevrilmiş olmak, güzel haberlere hasret kalmak; yıl boyu çalışıp da iki günlük bir tatil bile yapacak paraya sahip olamamak!
Vatandaşı olduğun ülkenin bayrağı gönderlerden indirilirken ağız dolusu bir küfürü edememek; eleştirememek...
Korku içinde yaşamak; parasızlık bir yanda, sosyal medyada bir şeyi beğenip de paylaşırsam başıma neler gelir diye endişelenmek.
Ülken, vatanın için umutsuzluğa düşmen...
Hakkını aramak isteyip de arayamayan; yalanlar karşısında hakkı savunulamayanların farkında olmak! Ve... Elin kolun bağlı olmak!...
Parkta sevdiğine kolunu atamamak; bir heykelin önüne, canın çektiğinde, bir buket çiçek koyamamak...
Sigaranın zararları, inanın, solda sıfır kalır!
Mahalle halkı çağrılan görevlere katılmak yerine önce kendi bireysel görevlerinin farkında olsalar keşke!
https://twitter.com/Gulgunkaraoglu
gulgun_2006@hotmail.com