​ Mahalle baskısı / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
 

Mahalle baskısı

Mahalle baskısı
 

Bu ‘mahalle baskısı’ tartışmasının biteceği yok.

Eli kalem (pardon klavye) tutup da bu konuda görüş açıklamayan yazar-çizer kalmadı galiba.

Doğal olarak ben de, “Eh be Yakup. Senin neyin eksik, attır bakalım bir mahalle baskısı” deyip klavyeye yapıştım.

2007 yılının ortalarında Prof. Dr. Şerif Mardin tarafından gündeme getirilen ‘mahalle baskısı’, Açık Toplum Enstitüsü ile Boğaziçi Üniversitesi’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği, “Türkiye’de Farklı Olmak: Din ve Muhafazakarlık Ekseninde Ötekileştirilenler” araştırmasıyla gündemimize iyice yerleşti.

Ben hiç görmedim, duymadım, bilmiyorum ama bizim ‘dinciler’ yıllardır, “Dini inançlarını yaşamak isteyenlere baskı yapılıyor” gibi saçma bir görüşü sık sık gündeme getirirler. Oysa Prof. Dr. Binnaz Toprak ve ekibi tarafından yapılan bu araştırma, tam tersi bir baskı olduğunu ortaya çıkardı. (Ve kıyamet de sonuçların açıklanmasından sonra koptu. Çünkü Amerikalı Soros’un parasıyla kurulmuş enstitülerin araştırmalarını cansiperane bir şekilde savunan ‘yandaş’ yazarlar, son araştırmadan sonra ortalığı velveleye verdi)

Klavyeye yapışmasına yapıştım ama sonu ‘log’ la biten bir mesleğim olmadığı gibi Soros’tan da para gelmiyor ki, patlatayım bir araştırma. Bu durumda en iyisi, Google’ye müracaat etmek.

Siz de öyle yapın ve yazın arama motoruna “ramazan dayağı” ya da “oruç cinayeti”, basın ‘enter’e, görün ne mahalle baskıları var.

Ankara’da, yılbaşı gecesi parkta iki arkadaşıyla bira içtiği için tabancayla vurularak öldürülen 18 yaşındaki Soner Karaağaç’tan, Antalya’da, orucunu bozduğu için babası tarafından dövülüp işkence edilen 12 yaşındaki S.B.ye kadar öyle çok haberler var ki, insanın kanını donduruyor.

Neredeyse her yılın ramazan ayında, oruç tutmadığı için taciz edilen, dövülen ya da öldürülen kişilerin haberleri yer alır gazetelerde. Ama oruç tuttuğu veya namazını kıldığı için saldırıya uğrayan kimsenin haberini göremezsiniz.

‘Mahalle baskısı’ zaten yıllardır vardı. Buna, özellikle de AKP iktidarından sonra, gittikçe artan bir ‘bürokrat’ baskısı da eklenmeye başladı. Ramazan ayı geldi mi, devlet dairelerinin yemekhane ve kafeteryaları da kapatılmaya başlandı artık.

Başımdan geçen bir olayı, geçmişe yönelik baskıya örnek olsun diye anlatmak istiyorum.

Yıl 1987.

Milliyet Haberler Ajansı Erzurum bürosunda çalışıyorum. Genelkurmay Başkanlığı Kış Tatbikatı, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yapılıyor. Tatbikatı izlemek için Ankara’dan gelen bir grup gazeteci arkadaşla, akşam yemeği için Oral Otel’e gittik. (Şimdi nasıl bilmiyorum ama 20 yıl önce Erzurum’da iki tane ‘lüks’ otel vardı. Yemeklerimizi söylerken, içki olarak da rakı istedik. Garson, “abi ramazan ayında Türklere içki servisimiz yok” dedi. Önce, şaka yapıyor sandık. Ankaralı gazeteciler, “ne biçim ev sahibisin” diye dalga geçmeye başladı. Baktık iş ciddi, şefin gelmesini istedim. Şef de, “Yakup bey, kusura bakma. Ramazan ayında içki veremiyoruz” demez mi. Oysa yan masamızda kalabalık bir grup içki içiyordu. “Bunlar içiyor ya” dedim. “Onlar Türk değil, yabancı” dedi. Tanıyorum ya, otel müdürünü de çağırttım. Bir hayli çene çalmamıza rağmen onu da ikna edemediğimiz için sadece yemekle yetindik ve dayak da yemeden otelden ayrıldık. Belki de tanıdıkları için dövmemişlerdir!

Neymiş, “Dini inançlarını yaşamak isteyenlere baskı yapılıyormuş”

Sevsinler sizi.

Siz hiç, “içki içmediğiniz için yemek veremeyiz” diyen bir restaurant görevlisi gördünüz mü?

 
Toplam blog
: 36
: 1166
Kayıt tarihi
: 10.06.06
 
 

1962 yılının mayıs ayında Rize'nin Fındıklı ilçesi Gürsu Köyünde doğmuşum. Gazi Üniversitesi BYYO..