Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '14

 
Kategori
İnançlar
 

Mal, mülk Allah'ın, tapular kul Abdullah'ın

Mal, mülk Allah'ın, tapular kul Abdullah'ın
 

Görsel alıntı


Onlar ki saman altından su yürütürler. Fiil ve faaliyetleri değil Lillahi için. Bütün arzuları görsünler, söylesinler ve desinler için. Yağı çamur ile karıştırırlar, kimine yağ sürerler, kimine çamurlu lekeler.

Kelimenin yerini, sözün özünü, anlamını değiştirirler, Dillerinden ise baldan damlalar düşer. Doğruyu eğri, eğriyi doğru gösterirler. Rahmani görünürler, aslında şeytanidirler.

Dünyanın malına, mülküne göz dikerler. Samimiyetten uzaklar, güven vermezler. Samimi duygularla ve ihlâs içinde yapılması gereken ibadetleri, manevi hizmetleri desinler için yaparlar.

Özsaygılarını yitirirler, inandıkları değerleri ve doğruları söylemezler. Güçlülere sattıkları yağlarla beslenirler. Allah’a kul, insanlara yararlı ve şahsiyetli birer insan olmayı kaybederler. Çünkü çıkarları ve menfaatleri bunu engeller.  

Övgü, takdir ve tatmin hastalığına yakalanırlar. En yararlı tedavinin Allah'tan korkmak olduğunu unuturlar. Desinler, görsünler, söylesinler için yapılan tüm fiil ve faaliyetlerin omuzlarında ağır bir yük olduğunun farkına varmazlar.

Nefisleri ise, kamçılanmış, yolunu şaşırmış bir at misali şahlanıp dörtnala koşar, artık nafile atı gem ile durduramazlar. Ne ölüm, ne ülke ve ne de topluma mal olan hüzün, acılar onların akıl ve yürek sınarlarından geçmez.

Onlar kendilerinden başka hiç bir şey düşünmezler. Onlar rıza-i ilahi yolunda hiçbir adım atmazlar. Kişilerin akıllarını engellerler. Yetimden, fakirden, toplumun sair kesiminden ve devletten çalarlar.

Hemen fetva kapısına dayanırlar, helalden sayılması için fetva alırlar. Güçlülere sattıkları yağlarla, çaldıkları maddiyatlarla güçlenirler. İçten olmayan söz ve söylemlerle güçsüzlerin ellerini, ayaklarını, gözlerini ve dillerini bağlarlar.

Kendilerine benzemeyenleri tenkit ederler, kendileri gibi olanları alkışlarlar. Maddiyatı ve menfaati asıl ulvi değerlerden üstün tutarlar. Gösterişe önem verirler, zihinlerini kirli emeller için yorarlar.

Kendilerine, evlatlarına, torunlarına ve hatta torunların torunlarına yetecek kadar dünya malını, mülkünü biriktirirler. Mevki, makam tutkunları olurlar. Mevcut yararlı ortama uymasını pek bilirler. Rüzgârın estiği yöne doğru ne gerekiyorsa onu yaparlar.

Gelin mülkü Pir Sultan Abdal'a, Tapusu, Aşık Hasan Hüseyin'e ait "Gafil gezme şaşkın" başlıklı ibretlik sözleri okuyalım.

Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün / Dünya kadar malın olsa ne fayda / Söyleyen dillerin söylemez olur / Bülbül gibi dilin olsa ne fayda...Sen söylersin söz içinde sözün var / Çalarsın, çırparsın oğlun, kızın var / Bu dünyada üç beş arşın bezin var / Tüm bedesten senin olsa ne fayda...Söylersin de sen sözünden şaşmazsın / Haramını, helalini seçmezsin / Tükenir kepeğin su da içmezsin / Akan çaylar senin olsa ne fayda...Kul Himmet Üstadım gelse otursa / Hakk'ın kelamını dile getirse / Dünya benim deyi zapta geçirse / Karun kadar malın olsa ne fayda...

Vah Anam vah. Onlar bunları ne okurlar, ne dinlerler ve nede anlarlar. 

Sahte merhamet gösterilerinde de bulunurlar, yeri geldiğinde dersler ve fikirler verirler. Gurur, tutku, hırs, makam ve mevki arzusu onları bu dünyanın rezil rüsvası, esas dünya ahretin müflisi yapacağını bilmezler.

Yalan ve beyhude dünya için renk ve kabuk değiştirerek, yaradılış gayesinden uzak bir başka kimyaya bürünürler, gerçek yüzlerine yüzlerce maske takarak yaşamı sürdürürler. Allah’a gerçek kul olmaktan uzaklaşırlar, ciddi bir hastalığa duçar olurlar. Ne yazık ki bu hastalığa teşhis ve tanı bulamazlar. 

İşte bunlar, saman altından su yürütürler, görsünler, desinler, söylesinler içindir bütün fiil ve faaliyetler. Dilleriyle mal, mülk Allah'ın  derler. Kalpleriyle ifrazlı, parselli, mühürlü tapuların kul Abdullah’a ait olduğunu tasdik ederler.

 

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN   

 

 

 

 

 

 

                                                                              

 
Toplam blog
: 608
: 2204
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..