- Kategori
- Blog
MB da altıncı yıl,saygı sevginin ikizidir

Görsel alıntı
MB da altıncı yıla giriyoruz. Beş yıl sanki birkaç gün, birkaç hafta gibi geçti.
12 Nisan önemli bir gün. MB kuruluş günü olduğu söylenir. Bizim üyeliğimiz de 12 Nisanda tescil edilmiş.
MB da yazmanın gayesi neydi?
Elbette iç dünyamızdaki duygularımızı, düşüncelerimizi dış dünyaya yansıtmaktı.
Yeni dostlar, arkadaşlar edinmek, onların duygu ve düşüncelerinden yararlanmak ve insan ilişkilerini geliştirmekti..
Yemeklerimiz aynı yemekler olabilir, lakin her kesin çatalı, bıçağı, kaşığı ayrıdır.
Tuğlalar dizilince bina tesis olur, sözler dizilince yazı meydana gelir.
İnsan ilişkileri önce sözlerle başlar.
Yeter ki sözler kurşun olmasın, kişiyi yaralamasın. Sözler sevgiyi ve sevinci küstürmesin.
Yüreğin kapısına kilit vurulmaz, sözler şahsi gayeden ziyade insanlar için ve insanlık için olmalı.
Sözlerin namlusu ağız, tetiği dildir, dil gereken dikkat ve özeni göstermez ise söz namludan çıkar gider hiç hesapta olmayan hedefi vurur.
MB da bu istek ve arzulardan bir kısmını yeni dostları tanımakla, onların yararlı yazılarından pay almakla gerçekleşti diyebiliriz.
Ne yazık ki yazılarımızın okunduğunu gösteren ve adeta bir tutku haline gelen yorum yarışı yüzünden gerçekleşmeyen esas beklentileri rüzgâr aldı götürdü.
MB görevlilerini eleştirmekle tatmin olduk. İnsan görmediği, tanımadığı, sesini, sözünü duymadığı insanı eleştirir mi?
Yazarlardan bazıları sitem edip darıldılar ve yazılarına ara verdiler. Neden darıldıklarını bilmiyorum. Küsenler oldu onların neden küstüklerini biliyorum. Bir kirli bin temizi kirletir misali.
İnanıyorum ki MB bazı özel kişiler için faaliyetini sürdürmüyor, her kese kapısı açıktır. Unutmayalım ki dünya sadece bazı kişiler için tesis edilmedi.
Hiç görmediğimiz, ismini dahi bilmediğimiz miskalde zerre den daha küçük canlının da bu dünyada yaşama hakkı var. Biz olsak da güneş doğar, biz olmasak da güneş batar.
İnsanlık tarihi bir bakıma insanlık onuruna bağlı olarak bütün insanlara eşit bir şekilde tanınmış ve insanlık tarihi öyle başlamış.
Zenginlerin, güçlülerin, bilginlerin, ilim ve irfan sahiplerinin hep baharda göç ettikleri söylenemez.
Kiminin ömrü baharda, kiminin yazda, kiminin sarı hazanda ve kiminin de beyazlı, ayazlı zemheri kışta biter.
Bilirsiniz yaban gülü bahar gelince yapraklarını döker.
Yaban güllerinin bahar güllerinden kıymetsiz olduğuna dair bir nişane var mı? Kişinin söz ve söylemleri saygının ifadesidir. Saygı sevginin ikizidir.
Birinden alıp diğerine vermek, birini zengin, birini yoksul ederler. Onlar ki çok konuşurlar dünyanın yalnız kendileri için yaratıldığını sanırlar.
Dünya malını, maddiyatını her şeyden üstün görürler. Kula kul, emre amade, hırkaya yama, siyasete, siyasetçilere alet olurlar.
Kibirleriyle, hiddetleriyle, şiddetleriyle, korku yaymakla, haksızlıkla, zulümle bir şeyler kazanmaya çalışırlar.
Kalpleri kırarlar, sınırları aşarlar, yüzlerine vurulduğunda “ ironi “ yaptım derler. Bilmezler ki gün gelir gözleri görmez, yürekleri, gönülleri sevmez olur.
Değişime, gelişime, insanlık vasıflarını görmeye karşı kalp kapılarını daima kapalı tutarlar. Gözleriyle beyinleri arasında dar ve karanlık bir vadi meydana getirirler.
Maddi güçleri, ilim ve bilim bilgileri derya misali olsa da insanlara ve insanlık adına paylaşmaktan uzaklaşırlar, bencil olurlar. Menfaat ve çıkar uğruna bir şeyler kazanmak için özünü, sözünü ve gerçek yüzünü değiştirirler.
Hayatın geniş ve aydınlık pencereleri varken, onlar dar ve karanlık pencerelerden bakmayı severler. İnsanın kalbinde hem kibir, hem de iman birlikte olmayacağını gayet iyi bildikleri halde bu gerçeği daima kulak ardı ederler.
İnsan doğduğu anda ne kadar temiz ve ne kadar sevimlidir. Bazıları büyüdükçe dünyadaki tozlardan! Dumanlardan! Dolayı tasvip edilmeyen türde kirlenirler, sevimsiz ve güvensiz olurlar.
Koruyucu, dinleyici, paylaşımcı, yapıcı yönlendiren ve olumlu etki yapan insan güvenilir arkadaştır. Böyle dostlara yürekte yer verilmelidir.
Dost ya da arkadaş dediğin dostuna değer vermeli, Gerçek dost dostu hakkında orada, burada, arkada dedikodu yapmamalı. Dostunu küçümsememeli.
Dostluğun temeli derin, kaliteli harç, çimento ve demirden oluşmalı ve dostluk ona göre inşa edilmeli.
Kıskanç insanlar kadar insana ve insanlığa zarar veren başka bir canlı yoktur.
Hiç bir zorlukla yüzleşme cesaretini gösteremeyenler ormanda sadece ağaçları seyrederler o nedenle ormanın tamamını göremezler.
Bizim kendimize saygımız var. O nedenle arkadaşlarımızı da saygıya değer görüyoruz ve onlara saygı ile hitap ediyoruz.
Beş yılda üslubumuzda bir değişiklik olmadığına göre bundan sonramı değişiklik olacaktır? Onca yazarlarımız için yazdığımız sağlık ve mutluluk dileklerinden hiç birinin kabul görmediğine dair bir kanıtınız mı var?
Elbette öyle uzunca yorumlar yazmak saygıyla başlayıp, sağlık ve mutluluk dilekleriyle bitirmek her insanın karı değil. Bazılarının zamanı çok değerlidir!
Gerçek duygu ve düşüncelerini gizleyen samimi ve gerçekçi olamaz. Biz ne söylersek yüzlerine karşı söyleriz. Görünür, okunur şekilde dile getiririz
Bidayette de yazdık, saygı karşısındakini kendi gibi görmektir.Saygı öyle dar bir görüş değil, her konuda, her anda insan ilişkilerinde saygı olmalıdır.
Dinlemeyi bilmeyen, hep kendisini ön plana çıkaran kişinin kendisine de saygısı olmaz. Saygı güvenmektir, samimi olmaktır, saygı karşılıksız olarak gösterilen bir değerdir
Zaten saygının meali “ Bir insanın diğer insana değer verdiğini, davranış, söz ve beden dili ile tutarlı üslubudur”.
Bizim sermayemiz sevgi ve saygıdır. Söz ve söylemlerimizi yaradılış gayesine uygun şekilde kullanırız. Esas dünyamızı bu geçici dünyanın malına, maddiyatına, haksızlığına, hukuksuzluğuna değişmeyiz.
MB editörlerimize, yazarlarımıza ve okurlarımıza saygılar sunuyorum. Hep sağlıkla, daima mutlulukla yaşamalarını diliyorum.
Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN