- Kategori
- Gelenekler
Mecburiyetten, üç aylık.

Pazar günleri kahvaltı masasında başlayıp, evde kaldığımız süre boyunca devam eden, farkında olmadan oynadığımız bir oyun var.
Düğün konvoylarına katılan araçları sayıyoruz.( Hiç işimiz gücümüz yok).
Bu konvoylarda genelde araç sayısı; yirmi ile otuz arasında oluyor.( Yüz araçlık konvoylara rastladığımız da oldu.)
Düğün sahibinin hali vakti, katılan araçların kalitesine göre belirleniyor.
Yerli, modeli eski arabalar çoğunluktaysa düğün sahibi orta halli.
Jeepler, Mercedesler, BMW’ler çoğunluktaysa düğün sahibi zengin.
Zenginlerin düğünlerindeki araç sayıları yetmişten aşağı düşmüyor ve ne hikmetse o araçların kornaları daha bir agresif oluyor.
“Yani balkondan, kafanı uzatmadan düğünün zengin düğünü mü? Yoksa orta halli bir ailenin düğünü mü? Olduğunu anlayıp anlamadığımı” soracak olursanız, cevabım; "Evet."
Eskiden Sünnet Çocukları ve Evlenen çiftler düğün konvoyu ile gezerlerdi, şimdilerde olayın suyu çıktı. Nişanlananlarda konvoy yapmaya başladı.(Görmediğin çocuğu olmuş çekmiş... )
Gelin ve sünnet arabalarının plakalarında yazan yazılar ise ihtisas konum..
- Akşama deprem var.
- Mutluyuz.
- Her şeye rağmen evlendik.
- Deli miyiz neyiz?
- Şaka yaptık
- Bir ay, rahatsız etmeyin.
- Mecburiyetten, Üç aylık.
- Takılar sağ olsun.
- Game Over.
- Bir b. k yedik, sonunu getireceğiz.
- Tavsiye ederiz.
- Kestiriyoruz.
- Ucundan acık.
- Erkek oluyorum.
- Hiç acımayaaacaaaak.
- Allah’tan kertenkele gibiyim.
- Babam da kestirmiş.
- İmdaaaaaat!
Şimdi gelelim sorumuza
Düğün konvoyu yapmak şart mı? Yapmasak olmaz mı?
Siz düşünedurun..
Bir düğün konvoyu daha geçiyor. Ben araçları sayıp geliyorum.
Foto: www.onaycicekcilik.com