- Kategori
- Aşk - Evlilik
Mektuplarda yaşanan bir aşk; Kafka Milena aşkı

Milena Jesenska
Her şey değişiyor hem de son sürat.
Aşklar da bundan elbet nasibini alıyor.
İtirazım yok ama şaşırtıyor değişimin hızı.
Bu hızlı değişim içinde fiziksel uzaklıklarda yaşanan bir aşkı, iki satırlık mektup için uykusuz geçirilen geceleri kaçımız anlayabiliriz. Anlasak da kaçımız sürdürebilir böyle bir aşkı?
“Bütün gün mektuplarınla meşguldüm; ıstırap içinde,
sevgi içinde, endişe içinde ve belirsiz bir şeyden duyduğum
tümüyle belirsiz bir korku içinde.”
Mektuplarda yaşanan bir aşktan bize yansıyan satırlar bunlar.
Kimbilir kaç aşk yaşandı böyle? Kaçını biliyoruz.
Bunlardan biriydi Kafka ve Milena aşkı.
Mektuplarla başlayıp, mektuplarla biten bir aşk onlarınki.
Kafka’nın aşıkken nasıl bir adam olduğunu öğrenmek için
başlıyorsunuz Milena’ya yazdığı mektupları okumaya.
Bir yazar nasıl bir aşıktır?
Duygularını nasıl döker kağıda diye merak ediyorsunuz.
Tanımak istiyorsunuz Kafka’yı birazda aşık bir adam olarak.
Çeviriyorsunuz sayfaları.
Sonra Kafka’nın aşık olduğu kadını merak ediyorsunuz
Ve Milena’yı tanımaya başlıyorsunuz yazarın mektuplarından.
Franz Kafka’nın yasak aşkı, uykusuz gecelerine, öksürük nöbetlerine sebep olan kadın.
“Evet, seni seviyorum budala; tıpkı denizin, kendi dibindeki
küçücük bir çakıl taşını sevmesi gibi, işte sevgim öyle kaplıyor…”
Düşsel bir aşk onlarınki.
Ve acı veren bir aşk
“Sevgi; senin, içimde çevirip durduğum bıçak olman”
Milena Jesenska, Prag’lı ve evli bir kadın. Gazeteci çevirmen ve yazar. Ve biz Kafka’nın yasak aşkını, ona yazdığı mektuplardan tanıyoruz daha çok.
1919 yılının sonbaharında tanışıyorlar. Kafka’nın eserlerini çek diline çeviriyor Milena. Duygular mektuplarda başlıyor ve aşka dönüşüp derinleşiyor. İlişkileri boyunca sadece iki ya da üç kez görüşüyorlar çok istemelerine rağmen.
“…bir ben ölmek istiyorum, bir sen, bir ben senin önünde küçücük bir oğlan
çocuğu gibi ağlamak istiyorum, bir sen benim önümde küçük bir kız çocuğu
gibi…. Ve bir kez, on kez, bin kez, sürekli senin yanında olmak istiyorum,
sen de aynısını söylüyorsun. Yeter artık yeter.”
Ve biz sayfaların arasında gezinirken görüşmek için neden çaba göstermediklerini anlayamıyoruz. Buluşabilmelerini, aşklarını korkusuzca yaşayabilmelerini istiyoruz. Kafka’nın acılarının dinmesi için biraz da.
Kafka'nın çektiği acıların sorumlusudur bu aşk. Ve mektuplar giderek artırır acıyı. Mektuplarla başlayıp mektuplarla devam eden aşkı bitirir Kafka. Ona göre ciğerlerinin isyanının sorumlusu bu aşktır.
Ve1924 yılında bir sanatoryumdayken ciğerleri dayanamaz bu hayata.
Hepimizin sahip olduğu yaşama yetisinden Kafka’nın yoksun olduğunu söyler Milena .
“Çekingen, korkak, yumuşak ve iyi kalpliydi; ama yazdığı kitaplar zalim ve acıdır” diye anlatır sevdiği adamı.
“yaşayabilmek için fazla öngörülü, fazla bilge, savaşabilmek içinse fazla
güçsüzdü” diye yazar Milena Kafka için, anma yazısında.
Ve 1944 yılında Nazi kampında ölür Milena. Kafka’nın ölümünden yirmi yıl sonra.
Bazı aşklar ölümsüzdür.
Milena'nın Kafka'ya yazdığı mektuplar bulunamamıştır. Yalnızca, Kafka'nın yakın arkadaşı Max Brod’a yazdığı birkaç mektup vardır.
*
Nisan 2011 / Kurşun