​ Melekler Ve Şeytanlar / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '09

 
Kategori
Sinema
 

Melekler Ve Şeytanlar

Melekler Ve Şeytanlar
 

Filmin afişinden


“Da Vinci Şifresi”nden sonra, yazarın bu yapıtının da sinemada ele alınması kaçınılmazdı. Dan Brown kitaplarını öyle yazıyor ki, okurken adeta filmini de gözlerinizin önüne getirebiliyorsunuz. Esasen ayrıca bir de filmini yapmaya ihtiyaç var mıydı? Merakımdan hemen izlemeye gittim. Bu tür çoksatar kitapların film çevrimlerinin has sinemaseverlere hitap etmek amacında olmadıkları çok belli. Bir koyundan ikinci post çıkarmak olmalı! Ya da kitabı okuduktan sonra, kaçırdığımız ne vardı acaba, gidip bi de filminde göreyim hissi baskın... Doğrusu Ron Howard’ın yönettiği film bana hiç de kitabından farklı bir duygu yaşatmadı. Tamamiyle kitapta aktarılan atmosfer hakimdi. Bu durumda “-vay be ne teknoloji!” demenin ötesinde, söyleyeceklerim kitabı için de geçerli olacaktır.

Bizler dinler tarihini okul süreçlerimizde hemen hiç öğrenmedik. Oysa sanat ve medeniyet tarihleri ile de iç içe geçmiş bu alanda öğrenilmesi gerekli pek çok Semiyolojik (Göstergebilimsel) bilgi mevcut. Bu kitap ve filmleri o bilgiler ışığında izlemek gerek. Gerçi, varolsun yapıtı oluşturanlar, uzun uzun anlatıcı da oluyorlar. Ama anlattıklarının referanslarını algılıyor olmak konuyu iyice derinleştirebilir. Mesela Rönesans sanatçısı Bernini, bizde pek bilinen bir isim değildir. Konuda epey bahsi geçiyor. Panteon’un Hıristiyanlık öncesinden kalma olduğunu, efsanelerinin de pagan çağdan uhrevi dönemlere aktarıldığını filmde de Profesör söylüyor. Bu bilgiye dair uzun ve detaylı açıklamalar son günlerin fenomeni Zeitgeist’in ilk bölümünde verilmişti.

Melekler ve Şeytanlar’da da anlatıcılar, yine Hıristiyanlık temelinde inanç ve bilim karşılaşmasını bir polisiye kurguda irdeliyor. Bu defa inancın karşısında bilimi “İlluminati” temsil ediyor.

“Da Vinci Şifresi”ndeki olay örgüsünün bir benzeri burada da işleniyor. Bilimin aracılığıyla büyük bir sona doğru gidilmektedir. Orijini Cern Laboratuvarı olan büyük bir tehdit vardır. Buna engel olması için Göstergebilimci (Semiyolog veya Simgebilimci!) Profesör Robert Langdon’a müracaat edilir. Kitapları okuyanların çok iyi tanıdığı, bundan sonra Tom Hanks’in siması ile zihinde canlanacak olan Profesör Langdon, müthiş derin bilgisi ve hızlı algısıyla birbirine eklemlenen şifre örgüsünü çözmeye girişir. Bunun için vakit çok dardır. Adeta TV dizisi 24 gibi, an be an izleriz olan biteni. Atmosfer genellikle mistik olmaya çalışır ve karanlıktır. Açık mekanlar hep kalabalıkla doludur. Hareketler son derece hızlıdır. Neler olup bittiğini hakkıyla anlayabilmek, önceden kitabı okumuş olmayı gerektirmektedir. Karakterlerin yüzleri karanlıklar içerisinde kaybolup gitmektedir. Çok tanıdık olan aktörler oldukça flu görüntülerle karşımızdadır. Tom Hanks’in dışında Ewan Mc Gregor, Stellan Skarsgaard, Armin Mueller-Stahl (Şark Vaadleri’nin babası) tipik yüz hatları olan figürler… Ama filmin hızında suratları bol sulandırılmış boya gibi dağınıktı. Karizmatik olduğu varsayılan Ayelet Zurer de maalesef filmin görselliğinde çirkinleşmişti.
Belki, yasaklandığından dolayı gizli gizli çekim yapıldığı söylenen mekanlardaki bazı unsurlarda algımız epey zorlandı. Bernini’nin “Vecd Halindeki Azize Teresa” heykelini daha net görebilirdik, sanki! Ya da "toprak grubu iş"in nasıl olduğunu!

Dan Brown kitaplarında ve filmlerinde sona vardığımızda düşüncelerimizde pek çok felsefi sorun da oluşmuştur. Ama o soru ve sorunlar derinlemesine irdelenmekten uzak kalmış, izleyicinin kendi basiretine bırakılmıştır.
Sonuçta bellekteki, kolay tüketilen bir avantür izlemiş olmaktan ibaret kalır. “Belki derinlemesine bir irdeleme bu tür yapımların zaten amacı değildir” diyelim.
Amacı bu olanlara tavsiye edilecek yapımlar (kitap-filmler) Jean Jacques Annaud/Umberto Eco’nun “Gülün Adı”; Robert Zemeckis/Carl Sagan’ın “Contact”ı olabilir.
Ayrıca bir belgesel olan Zeitgeist ve Burak Eldem’in kitabı “Mardukla Randevu”su da tavsiyeye şayan olabilir. Yine de bu konulara ilgi duyanlara Carl Sagan’ın “Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı” isimli kitabını hatırlatıyorum. TÜBİTAK yayınlarından idi. Hala bulunuyordur, umarım.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

 
Toplam blog
: 93
: 1712
Kayıt tarihi
: 12.12.06
 
 

Ununu elemiş, eleğini henüz asmamış bir ''Mimar''ım. Hep özel sektörde çalıştım. Yoğun çalışma yılla..