- Kategori
- Gündelik Yaşam
Merhaba...
Geleli çok olmadı ama saatlerdir düşünüyorum:
Uzun bir aradan sonra “merhaba” demenin güzelliğini nasıl anlatacağımı bilemedim.
Doğum günü diyeceğim değil,
Sevgiliyle buluşmak diyeceğim değil, sevişmek hiç değil…
Ama inanın; kimin alacağını bilmeden ortaya “merhaba” demek hatta “ben geldim” demek müthiş bir duygu…
Niye yalan söyleyeyim insan kendini bir şey oldum, hatta çok önemsendiğini sanıyor.
Sanki herkes işini gücünü bırakmış benim merhaba dememi bekliyormuş gibi hissediyorum nedense…
Kaç kişi alacak kaş kişi le havle çekecek belli değilken sözün kısası; Yürek dolusu sevgilerimle “Merhaba” dostlar,
Maalesef yine ben geldim…
***
Efendim erken döneyim dedim olmadı, evdeki hesap çarşıya uymaz derler biliyorsunuz.
Aynen öyle oldu “uymadı…”
Beklenmedik bir haber aldığınızda şaşkınlık içerisinde çöküyorsunuz, eliniz ayağınıza dolaşıyor…
Bayram sevincini yaşayamadan kafanıza takılıyor binlerce soru milyonlarca “acaba”
Bu nedenle de bendeniz iki günlüğüne buradayım.
Ayın on beşi akşamı yine yollardayım, canım ablam “Mine Sultan” kalbinden rahatsız, ameliyat olacak, yani ayın on beşinden itibaren Antalya’dayım, ne zaman döneceğim belli değil…
Özlemin derinliğini sevgiyle saygıyla yoğurdunuz mu ortaya müthiş bir duygu ortaya çıkıyor; “Orada olmak” duygusu…
Hepsini çok severim ama “Mine Sultanın” yeri hep ayrıdır hep bambaşkadır. Yanında “orada” olmak istiyorum…
***
Bugün mesaj kutuma bir yazı geçmiş çok sevdiğim bir yazar dostum, kadınlar için kaleme alınmış, aynen hiç değiştirmeden alıyorum izninizle;
20 yaşında kadın “FUTBOL TOPU” gibidir, 22 kişi peşinde koşar.
30 yaşında “BASKETBOL TOPUDUR”, peşinde 10 kişi koşar.
40 yaşında “GOLF TOPUDUR”, peşinden koşan 1 kişidir…
50 yaşında “PİNG PONG TOPUDUR”, 2 kişi birbirine atar.
60 yaşında “VOLEYBOL TOPUDUR”, kimse tutmak istemez.
70 yaşında “YAKAR TOPTUR”, herkes kaçar…
***
Bu kadar ayrılıktan sonra böyle garip guraba bir mesajı taşımamın sebebi yakıştırmalara katıldığımdan değil haberiniz olsun, bilakis zerre kadar katılmıyorum,
Çünkü öyle güzel dostlarım, yaşıtlarım olan öyle güzel kadın arkadaşlarım var ki inanın yirmi yaşındaki genç kızlarımıza taş çıkartacak haldeler…
Velev ki taş gibi olmasalar ne yazar, dostlukları sohbetleri tertemiz üstelik aslan gibi yürekleri dünyalara bedel…
Doğanın kanunu bizim için değişir mi değişmez, o halde görüntüye ve yaşa takılmanın ne anlamı var?
Hem yiğidi öldürün haklarını yemeyin; “Tüm kadınlar” hangi yaşta olurlarsa olsunlar “güzeller…” ,
Üstelik her yaşın kendine has özelliği de var güzelliği de…
***
Belki dostlarım alınacak ama keşke böyle “toplu” örneklenmiş yakıştırmaları erkekler için de yapsalardı…
Kendimden ve bazı dostlarımdan biliyorum ama lütfen yanlış anlaşılmasın;
Kim bilir kaç kadın için kaç erkek” patlak bir top” olurdu acaba…
Benim göğsüm “mide ameliyatımdan” ve geçirdiğimiz kazalardan sonra boydan boya kesik ve dikişli…
Patlak ama dikişli bir top görünümünde değil miyim?
Bir dünya tatlısı ya da güzeli bir hanımefendi bana “defolu” dese haksız mı olurdu…
***
Rahmetli babamdan bir cümle ile veda edeceğim; “Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın, dünya sizin için dönmekten asla vazgeçmiyor…”
Uzakta olan çok dostlarıma ulaşamadım, gidemediğim göremediklerim de var, vefasızlıktan değil zamansızlıktan…
Örneğim bayram dönüşünde kirvem Hakan Atamer’e Arsuz’daki yazlığına uğrayacağıma söz vermiştim, çok istememize rağmen uğrayamadım. Beni affedeceklerine inanıyorum…
Bu nedenle herkesin geçmiş “Ramazan Bayramını” en kalbi duygularımla tekrar tekrar kutluyor bir başka bayram sevicinde birlikte olmayı diliyor ve umuyorum…
Yarın görüşmek üzere “iyi geceler” efendim…
Erdoğan ÖZGENÇ