- Kategori
- Siyaset
Merve Kavakçı'nın ismini gördüğünüzde ne hissediyorsunuz?

Bülent Ecevit’in “Bu, devlete bir meydan okumadır!” haykırışı tüm ülkeye dalga dalga yayılmış ve bu ses, o ana kadar olan biteni uzaktan sakin bir şekilde seyreden insanları bile titretip kendine getirmişti. “Şapka da giyen, vergi de veren“ ve devletin diğer bütün isteklerini gazabından korktuğu için yerine getirmiş olan insanlar, bir kadının çıkıp, aksi davranma cesaretini göstermesine çok içerlemişti.
Türkiye'de yaşyan hemen herkes haddini biliyordu... Bunu öğrenmişti. Fakat Merve Kavakçı’nın bir ayağı Amerika’da olduğu için, konuya biraz uzak kaldığı ve bunu öğrenemediği belliydi.
Ecevit’in dediği gibi “Birileri ona haddini bildirmeliydi!” .
O gün, Mecliste, Merve Kavakçı'ya “dışarı, dışarı ” diye tempo tutan milletvekillerinin yüzlerindeki o ifadelere derin anlamlar yüklememek lazım aslında. Onlar da devletin çocuklarıydı sonuçta. Evet, acımasız çocuklarıydılar elbette... Fakat çocuk olmayı reddeden bir kadına, alkışlarla haddini bildirmeye ve onu aralarından atmaya çalışıyorlardı sadece.
Devletin etkisinden kurtulmaya çalışan pek çok insan da Merve Kavakçı'ya takılıp düşmüştür. Merve Kavakçı ayağını uzattığı için değil, bir gözlerinin devlete olması, onu tam olarak görmemelerine ve ona takılıp düşmüşlerine neden olmuştu aslında.
Düşenlerin bir kısmı hala yerlerde...
Bir kısmı doğrulup kalkmaya çalışıyor bugün.
Nazlı Ilıcak ise o gün bügündür hep dimdik ayakta...