​ Meşe Ağaçları ve bir ormanın tükenişi / Doğal Hayat / Çevre / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '11

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
 

Meşe Ağaçları ve bir ormanın tükenişi

Meşe Ağaçları ve bir ormanın tükenişi
 

Yanmış bir ağaç.


Uzun süren kışın ardından nihayet güneş yüzünü gösterip ısıtmaya başladı. Eskiden kuzey ülkelerinden Türkiye'ye gelen futbol takımlarının seyircilerinin sadece 10 derece sıcaklığı görünce sanki hamama girmişcesine üstlerindekilerini çıkartıp oyuncularını desteklemelerini hayret içerisinde seyrederken şimdi onları artık anlayabiliyorum.

Güneşle, onun yakıcı sıcağıyla aylar sonra karşılaşınca, uzun zamandır görmediğiniz eski bir dostu görmüşcesine seviniyor ya da epey süren bir hasretliğin ardından sevgiliye sarılırcasına kollarınızı açıp kendini onun kollarına bırakmak istiyorsunuz.

Kışın soğuk havalarda evden çıkmak istemeyen bünye, bu kez de eve girmeyi reddediyor. Uzayan günlerde dağ bayır, göl nehir, çayır çimen hep ama hep gezmek, kışın hafızalara kazınan grinin tonlarını da mavilikler ve yeşilliklerle değiştirmek istiyor insan.

Geçen yaz Rusya belki de tarihinin en sıcak günlerini yaşadı. Sıcaklar sadece havanın kendi sıcakları değil yanan ormanlardan çevreye yayılan alevlerin, dumanların boğucu sıcaklarıydı da aynı zamanda. Büyük şehirlerdeki zenginlerin geçici süre şehirlerini terkedip başka ülkelere tatile gitmelerine neden olacak kadar etkili sıcaklar yine her zaman olduğu gibi en çok çalışmak zorunda oldukları için yerlerinden ayrılamayanları etkiledi.

Çuvaşistan'ın Başkenti Çeboksarı'nın hemen kuzeyinden akan Volga Nehri'nin az ötesinde Sasnovka (COCHOBKA) bölgesi de yangının merkezlerinden biriydi. Çoğu kızıl çam ve huş ağaçlarından oluşan ormanların hatırı sayılır bir bölümü ne yazık ki yandı. Rusya, dünyadaki toprakların tek başına yaklaşık altıda birine sahip ve yeraltı-yerüstü zenginlikleri açısından da inanılmaz zengin ancak yine de o büyüklüklere rağmen orman yangınları çok ciddi boyutlardaydı.

Bizim ülkemizde de olduğu gibi suçlular tabi yine bulunamadı. Sebep de ya ondandır ya bundandır usulünden piknikçilere yüklendi ve ormanlara giriş, piknik yapmak yasaklandı. Rusya da bu konularda Türkiye'den pek de farklı değil, her önemli karar iş işten geçtikten sonra alınıyor, bir süre sonra karar sulandırılıyor ve ardından da unutturuluyor.

Geçen yaz sadece uzaktan gördüğüm yangın bölgesine bu sene gidip yakından bakma fırsatı buldum, anlatılır gibi değil. İnsan gördüklerinden gerçekten çok ama pek çok etkileniyor. Yangınların yerleşim yerlerine yakın ve Volga Nehri'nin kıyısında yoğunlaşması doğrusu beni ciddi ciddi şüphelendirdi. Bizde de orman köylülerinin daha önceleri tarla yapmak için ardından da yerleşim için kasıtlı olarak orman yangınları çıkardıklarını hatırladım. Aklımda sorular oluştu. Oligarkların yangın yerlerini imara açma konusunda harekete geçme hızlarına bağlı olarak soruların yanıtlarını önümüzdeki yıllarda alırız herhalde.

Yangın sonrası şimdilik sadece temizlik çalışmaları yürütülüyor, yeniden fidan ekmek için muhtemelen yüzbinlerce yeni fidana ihtiyaç olacak ki bu da o kadar kolay değil. Halk , Putin'in bir kaç yıl önce Orman Korucularının işlevsiz oldukları gerekçesiyle sayılarının azaltılması yönünde Duma'da yasa çıkartmasının bu sonu hazırladığını söyleyerek tepkilerini gösteriyor ama giden de geri gelmiyor.

Geçen yaz meydana gelen yangınlar bu bölgedeki en büyük 2. doğa felaketi. İlk felaket 2. Dünya Savaşı sırasında yaşanmış. Volga kıyıları o zamanlar daha çok meşe ağaçlarıyla doluymuş. Malum meşe ağaçlarının meyvesi palamuttur ancak ağaçlar 50 yaşına gelmeden de meyve yani palamut vermezler. Meşe ağaçlarındaki palamutların içinde de pelit denilen kestaneye benzer tohumları vardır. Meşe ağaçları yakacak olarak kullanılırken pelitlerden de hayvan yemi olarak faydalanılır.

2. Dünya Savaşı sırasında doğal olarak enerji kaynağı ihtiyacı had safhaya varıyor. O zamanlarda en çok kullanılan kömür. Kömürden savaş esnasında askerlerin ve silahların nakliyesi için kullanılan trenlerde, Volga'da işleyen gemilerde yararlanılıyor. Ancak savaş uzadıkça ve daha çok askere ihtiyaç duyulduğundan, maden ocaklarında kömür çıkartma işinde çalışan erkeklerin de askere alınmalarından dolayı enerji sıkıntısı ortaya çıkıyor. Hükümet kadınların ve çocukların maden ocaklarında kömür çıkartamayacaklarını alternatif olarak ise ormanlardan ağaç keserek sıkıntıyı giderebileceklerini düşünerek, en yüksek enerji kaynağı olarak gördüğü meşe ağaçlarının kesimine karar veriyor. Her köyde bulunan kadınlar ve çocuklar çevrelerindeki ormanlardaki meşe ağaçlarını kesmeye başlıyorlar ve Volga'nın donmadığı zamanlarda bunları su yoluyla toplama merkezlerine ulaştırmaya çalışıyorlar.

Bu kesimler, Rusların zaferine mutlak fayda sağlamakla beraber artık aynı topraklarda meşe ağacı yetiştirmek çok uzun yıllar alacağı için de ne yazık ki boş alanlara çam ve huş ağacı ekilmesine karar veriliyor. Bu karar doğal dengeleri ve yaşamı kökünden sarsıyor.

Yaban domuzları bizde dinen yenmesinin günah olması dolayısıyla da genellikle pek sevilmeyen hayvanlardır. Aslında ise yaban domuzları ormanlar için olmazsa olmazlardan biridir. Sadece ekinlere zarar veren hayvanlar olarak tanıtılan domuzların ormanın gençleşmesine ve büyümesine katkıları çok büyüktür. Yaban domuzlarının en önemli besin kaynağı meşe palamutudur.Domuzlar ayrıca bitki artıkları ve içlerindeki solucan ve böcekleri de yerler. Bu sırada ağaçların altlarındaki bitkisel ve hayvansal gıdaları bulup yemek için burunları ile toprağı karıştırırlarken bitki artıkları içinde kalan tohumlar da toprağa karışır ve çimlenir. Bu durum ormandaki ağaçların çoğalmasını sağlar, yaşlı ağaçlar kurur ve insanlar tarafından kesilirken yeni ağaçlar da ormanı gençleştirir.

Yaşlı köylülerin anlattıklarına göre bu bölgedeki domuzlar, meşelerin kesilip yok edilmesinden dolayı başka ormanlara göç etmişler. Bu göçün de ekolojik sistemdeki anlamı ortamdaki kurtların en büyük besin kaynağı olan domuzların ortadan kalkması dolayısıyla açlıkla karşı karşıya gelmeleri ve onların da yaşam alanlarını terketmeleridir. Genelde av olarak hastalıklı hayvanları yemeyi tercih eden kurtlar olmazsa ormanda hayvanlar arasında hastalık bulaşmasını engellemek de gittikçe zorlaşır ve yayılan hastalıklar da ormanda yaşayan tüm canlıların zaman içerisinde yok olmalarına neden olur.

Uzmanı olmadığım bir konuyu orman köylüleri ile konuşmalarımdan öğrendiklerimle anlatmaya çalıştım. Ne yazık ki aslında kendi doğal dengesini mükemmel bir sistem üzerine kuran dünyayı biz insanlar müdahalelerimizle yokediyoruz. Her bir canlının kendisine biçilen rolü olan bu sistemde sanırım bizim rolümüz de aklımızla bu dengenin devamını sağlamaktan yana olması gerektiği halde en olmayacak kararlarla yaşamın işini dolayısıyla da aslında kendi hayatımızı zorlaştırıyor, hatalardan ders almamakta da direniyoruz.

 
Toplam blog
: 344
: 1122
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..