​ Meursault şizofren miydi? / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '07

 
Kategori
Kitap
 

Meursault şizofren miydi?

Meursault şizofren miydi?
 

Albert Camus, Fransız edebiyatçıdır. Bu kadar değil, o felsefecidir de. Akademik bir felsefeciliği yoktur. Ama existentialist (varoluşçuluk) felsefesinin önemli temsilcisidir. 1913 yılında doğmuş ve çok üzerinde durduğu "saçma" bir biçimde, trafik kazasında 1960 yılında ölmüştür. 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü alırken "Ben seçici kurulda olsaydım oyumu André Malraux'a verirdim" diyecek kadar da ya alçakgönüllüdür ya da Nobel'e dalga geçmektedir.

İşte bu yazar, 1942 yılında ilk romanı olan L'Etranger'ı yayınlamıştır. Dilimize "Y a b a n c ı" adıyla çevrilen bu roman ilk günlerde beklenen ilgiyi görmemiştir. Oysa ufak tefek, hacimsiz bir kitap olan Yabancı, aslında "varoluşçuluk" felsefesini ve insanın yirminci yüzyılda içine düştüğü yalnızlığı çarpıcı bir biçimde anlatmaktadır.

Roman "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. İhtiyarlar Yurdu'ndan bir telgraf aldım: -Anneniz öldü. Cenazesi yarın kaldırılacak. Saygılar- diyordu. Bundan pek bir şey anlaşılmıyor. Belki dün ölmüştür." diye başlıyor. Ve akıcı bir anlatım ve başarılı bir çeviriyle roman akıp gidiyor. Annesi ölen kahramanımızın da başına gelenler böylece başlamış oluyor.

Romanın kahramanı Meursault'dır. Otuz yaşındadır ve bekârdır. Cezayir'de bir büroda memur olarak çalışmaktadır. Yaşlılar Yurdu'ndan o telgarfı alana kadar yaşamı gayet düzgün gitmekte midir bilmiyorum. Çünkü, roman bu telgraftan sonra başlıyor. Biz de kahramanımızı bundan sonra tanımaya başlıyoruz. Pekiyi nasıl tanıyoruz şimdi ona bakalım: Meursault'nın annesi ölmüştür ama, o, annesinin ölümünden sonraki gün denize gitmiştir. Hiç de uygun olmayan bir aşk yaşamına başlamıştır. Gülünç bir filme gidip gülmüştür. Sahilde bir Arabı öldürmüştür. İdama giderken çok mutlu olduğunu ve kendisini nefret çığlıkları altında izleyenlerin olmasını istemiştir. İşin kötüsü annesi öldüğünde ağlamamıştır. Ağlamaması bir Arabı öldürdüğü için çıkarıldığı mahkemede aleyhine en kuvvetli delil olarak kullanılmış ve onu idama mahkûm ettirmiştir.

Buraya kadar herşey bir romanda olması gereken, yazarının kahramanına uygun gördüğü yaşam koşullarıdır. Yazarıyla, kahramanı arasındaki sorundur. Bizi ilgilendiren bu ilişkiyi okumaktır.

Ancak, ruhbilimciler romanı bir başka açıdan ele almışlar ve sormuşlardır: Meursault şizofren miydi? Onlara göre bu sorunun yanıtı "Evet". Çünkü, belirtiler o yöndedir. Çevresine karşı ilgisizlikleri vardır. Duygularında karşıtlık, çelişki görülmüştür. İçe dönüktür. Dona kalmaları vardır. Hattâ bu ruhbilimcilere göre kahramanımız adam öldürmeyi aslında bir intihar olarak seçmiştir. Çünkü, korkaklar kendi canına kıyamazlar. Ama, bir başkasını öldürüp pekâla kendilerini idama mahkûm ettirebilirler. İşin daha da ilginç yanı, kahramanımızı mahkûm ettiren olay, adam öldürmesinden çok, annesinin cenazesi başında ağlamamış olmasıdır. Tanıklar bunun üzerinde daha çok durmuşlar ve jüri heyetini etkilemişlerdir.

Bu romanı okumuşlara soruyorum: Ne dersiniz sizce Meursault şizofren miydi? Albert Camus gibi bir romancı, romanında şizofren bir hastayı kullanabilir mi? Ondan yararlanabilir mi?

Romanı okumamış olanlara diyorum ki, bu kitap 117 sayfalık küçük bir kitaptır. Ama önemli bir kitaptır. Alın okumaya başlayın. Ama, gelin bu romanı değişik bir tarzda okuyalım. Önce şizofreni hastalığının belirtilerini internetteki bir sağlık sayfasından ya da bir sağlık kitabından maddeler halinde yazalım. Sonra da Meursault'nın davranışlarındaki bozuklukları bu belirtilerle kıyaslayalım. Bakalım siz de aynı kanıya varacak mısınız?

Biraz zahmetli oldu galiba. Buna katlanacaksınız. Çünkü, kitap okuru ve kitap yazarı olmak başka şeydir, edebiyatçı olmak ve eser yazmak başka şeydir. Edebiyatçı olmak istiyorsanız, önünüzde güç, zahmetli ve yorucu bir yol var demektir.

Eğer bu kitabı okursanız, değerlendirmelerinizi bekliyorum. Ben de daha geniş bilgileri sizden gelen tartışmalar doğrultusunda vereceğim.

Kaynaklar:

Yabancı, Albert Camus, Varlık Yayınları, çeviri: Samih Tiryakioğlu.

Varoluşçuluk, J. P. Sartre, Say Yayınları, Asım Bezirci çevirisi.

Varoluş ve Psikiyatri, Engin Geçtan, Remzi Kitapevi

FDE, Güz 1980 sayı:6, Yazın ve Dilbilim Araştırmaları Dergisi, "Meursault Şizofren miydi?" Doç. Dr. Tanju İnal

Albert Camus hakkında, Anabritannica, cilt 5, sayfa 288-289

 
Toplam blog
: 278
: 3275
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..