- Kategori
- Kültürler
Mevsimsiz kar

Afrika da her sabah bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması
gerektiğini, yoksa öleceğini bilir.
Afrika da her sabah bir aslan uyanır. En yavaş ceylandan daha hızlı koşması
gerektiğini bilir, yoksa aç kalacağını bilir.
Aslan ve ceylan olmamızın önemi yok. Yeterki güneş doğduğunda koşuyor
olmamız gerektiğini bilin... Der Kızılderi sözleri.
Mevsimsiz kar yağıyor artık üzerimize. Kah farkındayız kah değiliz. Gözlerim mazideki şenliklere daldığında neler düşüyor ellerime, su gibi akıp gidiyor. Tutmak imkansız, harcadığımız zaman, sevgi, dostluk, arkadaşlık, aşk gibi...
Eskiden mevsimler de güzeldi. Zamanları belliydi. Kışın sobamızdan çıkan ateş sesi
üstünde pişirdiğimiz kestane kokusu, bazen mandalina kabuklarını üstüne atıp kokusundan faydalanmamız. Oysa şimdi daha masaraflı, daha ılık evlerimiz nerede o eski sıcaklık. Cebimize hem yük biniyor hem de gönlümüz soğuyor. Teknolojik kolaylıklar belki şu an yaşadığımız ama anlamadığım tadımız nerede ?
Büyük ailelerdik. Dedelerimizin, ninelerimizin sesi ile kursağımızdan geçen lokmaların tadı, sarılıp öpüşmelerimiz, saygımız ve sevgimiz... Şimdi ise mesafelerimiz var görmek isteyipte yollara düştüğümüz, ya da yarınlara ertelediğimiz, bayramları beklediğimiz günler.
Sahiplenmelerimiz vardı. Kadın erkenden kalkar eşinin kahvaltısınız hazırlar, öperek yolcu ederdi. Şimdiyse erkekleri mutfakta görmek zor değil. Ortak yaşam kuralları ve eşitlik olmasın demiyorum sadece istediğim yüzlerde sevgiden oluşan tebessüm eksikliği. Birbirine bakan eşlerin bir arada olmasından dolayı
duyduğu mutluluk. Kadınım ve erkeğim sözlerinin değeri.
Dışarı çıkıldığında kadının edebi, giyim kuşamı ile zerafeti oluşturmaları vardı. Kendini ve etrafını gözlerden sakınması. Erkeğin bayanları süzmesi, sevdiklerinin kıskançlıkları tatlı tartışmalardı. Sanki yer değiştiriyorlar artık kadın süzüyor erkek bakıyor. Kadın soyuyor erkek bakıyor. Biraz daha erkeksileşti sanki kadınlarımız da.
Ayaklar yorgana göre uzatılırdı kendini bilenler sayesinde. Şimdiyse yarışların içerisinde gibiyiz, alım güçleri azaldıkça masraflarda artmalar ve kartzade olmakta kuyruklarımız var artık. Evinin rızkını kesip şans oyunlarından medet umanlar, çocuklarına örnek olmakta deşifrelik yaratan büyükler, kendini sevdirmesini ve saydırmasını yitiren insanlık.
Geleceğimizin aydınlık yüzleri eskiden çelik çomak oynardı, naylon arabalar bile onları mutlu ederdi. Bilgisayar dünyasına adım atılması illaki gelişim açısından çok güzel. Ama nedense işe yaramaz tarafları seçiliyor. Cafeler oyun oynayan, kendini, hayal dünyasında kandıranlarla doldu. Televizyonda oynayan şiddet içerikli diziler, çizgi filmler, özendirici Mc Donalds yemekleri bizi bizden ne kadar uzaklaştırıyor. Minik beyinler kaset gibi çekiyor ve geleceğin mafya vari tiplerini oluşturuyor. İnsanlar üstündense milyarlar kazanılıyor. Huzurumuzu, mutluluklarımızı para vererek satıyoruz.
Eskiden savaşlarımızın adı vardı, şimdi ise ne için savaşılıyor bilinmezliklerde. Önce Allah'a sonra Devletimize emanetti askerlerimiz. Hangi cengabe içerisindeyiz, hangi oyunlar, hangi partinin cebi dolacak bu seçimde, kime eğildik yine, bizim de aklımız, bileğimiz, cesaretimiz var oysa. Kullanmak yerine kullanılmak niye. İçime kurt düşmeden güvenmek istiyorum.
Değişmeyen başbakan olanın cumhurbaşkanı olma hayalleri. Ya bizim hayallerimiz ? Ana baba ve çocuklar küçük aile ise toplum en büyük aile. Ailesini nasıl koruyor, kolluyorsa devlet baba da öyle korumalı. Çocukları aç olan ana baba azap içindedir, merak ediyorum seçeneksiz seçtiklerimiz dünyanın en huzurlu insanları mı? Çayımı içiyorum... Tavuk yiyorum demekle işler çözümlenmiyor. Senin doktorun başka bizim doktorlarımız başka paralarımızın duruşu bile başka.
Yazdıklarım içimdeki ülkem, dünya üstüne ise dokunmaya korkuyorum. Canlar, etler kokuyor. İnsanlar kayıplara uğradığının farkına varamadıkça... Yeşil kağıtlar gülümsüyor.
Eskiden de dolaplar dönüyordu ama insanlarda sevgi, saygı, yüzlerinde tebessümleri vardı. Kim çaldı bunları, ne ile değiştirildiler ki çığrından çıkıyor herşey. Ar damarımız kayıp, inançlarımız eksik, insanlar artık meta!
Su misalinden geçti mevsimsiz kar. Üşüdüm!