Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '09

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
427
 

Milletimizin Garip Adetleri

Milletimizin Garip Adetleri
 

Garip milletizdir. Bir restorana gittik, yemekler yenildi, hesap ödenecek diyelim. Bunu yapacak zatın en önemli işi, garsonun hesap miktarını karşısındaki, yemek yediği kişiden yada kişilerden gizlemesidir. Garsonda bunu bilir. Hesabı defter benzeri bir şeyin arasında getirir. Bu deftere benzeri şeyin bir dezavantajı vardır. Hesabı verdikten sonra oraya bahşiş koymak gerekir. Dükkan sahibine yemek için o kadar para yetmezmiş gibi, garsonlara yaptıkları hizmetten dolayı, para vermek zorundasınızdır. Bununda miktarı “hesabın en az %10 u olmalıdır” derler. Daha fazlasını verilebilir, ama azı kabül edilemez. Neyse hesap gelir. Olay başlar. Hesabı ödeyecek kişi, hızlı bir şekilde, o defter benzeri şeyin içinden hesap pusulasını alır. Hesaba bakar. Karşı tarafın kağıtta yazılı olan miktarı görmemesine azami dikkat gösterilir. Defter masanın altına indirilir. Nakit verilecekse cüzdandan çıkan para, ya da kredi kartı içine konulur. Garsona verilir. Karşı tarafın görmesi ayıptır.

Garip bir milletizdir dedim ya, okullarda sınav yapılıyor diyelim, sınav kağıtları dağıtılırken, birkaç öğrenci “Hocam istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?” diye sorar.

Öğretmenlere devamlı sorulan diğer bir soru da “Kaçıncı sayfaya kadar sorumluyuz hocam?” sorusudur.

Misafirliğe gidildiği zaman, misafir yemeyeceğim derse bu hakaret ad edilir ve zorla misafire yemek yedirilmeye çalışılır.

Üzerinden araç geçsin ve temizlensin, tozları çıksın diye paspaslar cadde ortasına atılır. Tozları çıkınca paspasın temizlendiği sanılır.

Bir de sulama merakı vardır ki, sormayın gitsin. Eline hortumu alan esnaf baştan aşağı dükkanının bulunduğu caddeyi, kaldırımları bir güzel sular. O sıra siz oradan geçiyorsanız, siz geçerken hortum aşağıya tutulur. Ama siz yine sulama hortumundan az biraz nasibinizi almış olursunuz.

Misafirliğe gittiniz diyelim, hemen kolonya gelir. Bu kolonya nedense büyüklerin ellerine çocukların kafasına dökülür. Sonra da çocuk erkese kafası okşanır, "kerate"denir.

Aynı misafirlikte kahveler içilir, çocukta kahve istediği zaman "çocuklar kahve içmez, içerlerse zenci olur." denilir.

Şehirlerarası otobüs yolculuklarında bilet almaya gittiğiniz zaman, öncelikle yolcunun bayan mı erkek mi olduğu sorulur. Akraba olmayan bayan ve erkeğin otobüste yan yana oturmalarına izin verilmez. Tek bayanın yanına evli bir kadın oturtulmak istendiği zaman, evli bayanın kocası bu duruma şiddetle itiraz eder. Hatta kavga çıkar. Ülkemizde otobüslerde bayanlara böyle sahip çıkılır. Ama yolculuk esnasında bir erkeğin yanına oturtmadıkları genç kızı otobüs muavini, kesmeyi de ihmal etmez. Bir de bayanda otobüste gösterilen saygı evde işyerinde, başka yerlerde çoğu zaman gösterilmez. İstanbul trafiğinde araba kullanan bayanları sıkıştırırlar, kaza yapmasına neden olurlar.

Gelinin beline bağlanan kırmızı kuşak bekareti simgeliyormuş. Kız tarafı bundan gurur duyar. Aynı durum erkekten, erkek tarafından gösterilmez. Damadın yakasında, kravatın rengine uygun bir mendil olur o beyaz, sarı, kırmızı olabilir. Onun da bir anlamı yoktur. Erkeğin geçmişi pek ilgilenilmez. Önemli de değildir. Düğünden sonrasına bakılır. Yeni doğan çocuk erkekse, pipisi herkese gösterilir. Hatta sarı kırmızı, sarı lacivert, siyah beyaz, bordo mavi yapılarak reklam filmi bile çekilir. Blog resminde olduğu gibi, çocuk tutularak sağlıklı olduğu herkese gösterilir.

Parmak kesildiği zaman, kan akması dursun diye, yaranın üzerine tütün dökülür. Hatta bazıları mikrop kapmasın diye çiş yapılır.

Bir yer yandığı zaman yanan yere diş macunu sürülür.

Diz ağrıdığı zaman, patates, soğan evde ne varsa sarılır.

Bel ağrısı varsa, tavsiye ile bele çiğ tatlı su balığı sarılır. Deniz balığı olmaz. Çünkü tuzu yakar. “Üç gün açılmayacak.”denir. Üç gün sonra açıldığı zaman balıklar kokmuş olur.

İspirto ile ısıtılan bardaklar, sırta konulur. Sırtı çekmesi sağlanır.

Üzerinde “oda sıcaklığında saklayınız” ibaresi olmasına rağmen, ilaçlar buzdolabında saklanır. Buzdolabının şişe konulması gereken, yerler ilaç ile dolar. Bu bölge yetmeyince, yumurtaların konulduğu yere konulur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 715
Toplam yorum
: 1698
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 2652
Kayıt tarihi
: 13.07.06
 
 

Tıp alanında doktor olarak çalışmaktayım, beyin cerrahi uzmanıyım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster