​ Milletvekili Adaylık Sınavı... / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
 

Milletvekili Adaylık Sınavı...

Milletvekili Adaylık Sınavı...
 

siyaset


12 Haziran 2011 genel seçimleri yaklaşıyor. İlerde hummalı bir şekilde aday olabilme yarışı devam ediyor. Ülke genelinde istifa edenler, edecek olanlar, il başkanları ilçe başkanları, sanayiciler, oda başkanları, dernek başkanları daha sayamadığım meslek gurupları ve niceleri aday adayı olma yarışında… Kimisi gerçekten vekil olacak, kimisi derece ve kademesini yükseltecek, kimisi de bu vatana hizmet edecek. Çok partili hayata geçtikten sonra bu devran hep böyle geldi, böyle geçti. 

Şöyle bir düşündüm de insanlar neden milletvekilliğine bu kadar rağbet ediyor? Bu kadar çaba, bu kadar hırs niye? Neredeyse kardeş kardeşi yiyecek, dost dosta düşman olacak; yok sen aday olacaksın yok ben olacağım, kulisler destek arayışları… Birbirinin ayağını kaydırmalar, genel başkana yaranmalar, vatandaşa bol keseden vaatler… 

Bir sade vatandaş olarak memleketi yönetecek, yönetmeye talip olanlara haddimi aşmayarak âcizane birkaç laf etmek istiyorum. 

Vekillik, vekâlet bir emanettir. “Emaneti ehline vermek” bizim inancımızın en temel özelliğidir. Zira emaneti hak etmeyenlerin yönettiği kurumların ve ülkelerin durumu ortadadır. Bunu Ortadoğu halkları çok bariz bir şekilde yaşamaktadır. Bizi 12 Eylül’e getiren olayların; liyakatsiz yöneticilerin beceriksizlikleri olduğunu herkes bilir. 

Aynı şekilde, pek dikkat edilmese de, layık olmayanların “emanete sahip çıkmamaları” gerektiği de çok önemli bir meziyettir. İnsan kapasitesini bilerek, emanete layık olup olmadığını ölçerek, kendisine tevdi edilen emaneti geri çevirme erdemliliğini de göstermek zorundadır. Bunu seçimlere indirgersek; halk emanete sahip çıkabilecek partilere ve adaylara oy vermelidir. Siyasi liderler de emaneti layıkıyla taşıyabilecek kişileri aday göstermek zorundadır. Böyle olmadığı sürece kendi elimizle kıyameti davet etmiş oluruz. 

Vekillerde olması gereken meziyetler. 

Çalışkan olmalı: Vekil adayı her şeyden önce vatanını sevecek. Ülkenin kalkınması için hiçbir ayrım gözetmeden, ülke menfaatlerini şahsi menfaatlerinin üzerinde tutarak ülkenin kalkınması için gece gündüz çalışmak zorundadır. Çalışmanın da bir ibadet olduğunu bilmeli, millete bu yönde akıl veren değil örnek olan kişi olmalı. 

Dürüst olmalı: Ne hazindir ki herkesin özelliği olması gereken “meziyet”, özellikle milletvekillerinden beklenir oldu. 550 vekilin dürüstlük sınavından alacağı ortalama not 100 üzerinden ancak 30-40 olur. Yani geçer notla ülke yönetiliyor. 

Dürüstlük Allah’ın kullarından istediği bir meziyettir. Bu olmadan cenneti kazanmak mümkün olmadığı halde neden bu meziyet bir ayrıcalık olsun. Ama maalesef şahsi menfaatler insanı dürüstlükten uzaklaştırıyor. Dürüst olmayan insanların millete hizmetle hiçbir alakası yoktur. Televizyonda arka arkaya izlediğimiz iki siyasetçinin aynı konudaki görüş ve yorumları birbirine taban tabana zıt. İnsanın aklına ister istemez şu geliyor: Bu iki siyasetçiden en az birinin ya kafası çalışmıyor ya da dürüst değil. Sosyal ilimlerde fen ilimlerinde olduğu gibi siyasette de doğru ve yanlışlar vardır. Bu siyasetçilerden hangisi doğru, hangisi yanlış? Doğruluğu ve dürüstlüğü yıllarca denenmiş ve onaylanmış, meclise gittiğinde değişmeyeceğinden emin olunan vekil adayları hangi partiden olursa olsun ona oy vermek vatandaşlık görevi olsa gerek. 

Sorumluluk sahibi olmalı: Kişinin başkalarına karşı yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini zamanında yerine getirme zorunluluğudur sorumluluk. Başkalarının haklarına saygılı olmak ve kendi davranışlarının sonuçlarının hesabını vermektir sorumluluk. 

Sorumlulukla ilgili büyük mimar, Mimar Sinan’dan bir kıstas aktarmak isterim. İnşallah aday olacaklar, olmaya hazırlananlar bu kısastan bir hisse çıkarırlar. 

Mimar Sinan Şehzade başı camii’ni yaparken iki taşın birleşme noktasında olan silindirik boşluğa yerleştirdiği bir cam şişeye şu notu düşer: Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri değişeceğinden kemeri nasıl inşa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. Ayrıca yapı taşlarını da Anadolu’nun neresinden getirttiğimiz bu notta yazılıdır. Size bu mektubu bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum. 

İşte sorumluluk budur. Bu gün yapılan inşaatlarda bu sorumluluğun yüzde kaçına rastlarsınız? 

Boş vaatte bulunmamalı: Milletvekili adayı olan kişiler seçim sürecinde seçmenine çeşitli konularda vaatlerde bulunurlar. Seçmenler, vekil adaylarının verdikleri sözleri seçildikten sonra tutmalarını beklerler. Çoğunlukla verilen söz buz üstüne yazılmış yazı gibi eriyip gitmektedir. Oysa “söz namustur Eminem” diye bir türkümüz var bizim.Sözünü tutmayanın namus anlayışından şüphe etmek gerekir. Bu aynı zamanda muhatabını kandırmak anlamına da gelir. Bol vaatte bulunan vekil adaylarına inanmamak gerekir. Aksi durum, siyasete olan güveni zayıflatır ve neticede bundan sistem zarar görür. Bu nedenle milletvekili olmadan önce adayların yerine getirmeyecekleri konularda vaatte bulunmamaları gerekir. 

Kapasitesi olmalı: Vekillik aynı zamanda kapasite ve birkaç konuda uzmanlık ister. Milletvekili olan kişi halkın ihtiyaç duyduğu hizmetler ve sorunlar hakkında gerek ulusal ve gerekse yerel düzeyde çözüm getirebilecek en az bir alanda uzmanlaşmış olmalıdır. Yani belli bir alanda bilgi ve beceri sahibi olmalıdır. Aksi halde mecliste sadece parmak kaldırır veya parmak indirir. Bunu yaşamış bir vekil yıllar önce hükümet meydanında (iş işten geçtikten sonra) bu durumu ifşa etmişti. Tokat halkı bunu iyi hatırlar. Meclis deneme tahtası değildir. Beceremeyenleri dört yıl sonra değiştirmek kurtuluş yolu değildir. 

Herkesi Kucaklamalı: Vekil olduktan sonra hizmetin partisi olmaz. Vekil herkese karşı adil olmak zorundadır. Milletvekilleri seçildikten sonra sadece kendilerine oy verenlerin değil vermeyenlerin de vekili olduklarını dikkate alarak temsil görevini yürütmelidirler. Vekiller her konuda demokratik kuralarla uygun hareket etmelidirler. Görevlerini yerine getirmeleri sırasında tarafsız olmalıdırlar. Vekillikle bağnazlık yan yana olamaz Bir milletvekili özellikle “kul hakkı” kavramını içine sindirmiş olmalıdır. Kulun, kula üstünlüğünün olmadığını bilenlerden olmalıdır. 

Cesaret ve yiğitlik: Doğru her yerde doğrudur. Doğruyu bilmek için kapasiteli, kendisini yetiştirmiş olması gerekir. Vekil kapasiteli olduğu sürece doğru bildiği her şeyi her yerde açık yüreklilikle dile getirebilmelidir. Genel başkanlarının veya parti gruplarının istekleri olsa dahi, yanlış buldukları konulardaki kararlara evet dememelidirler. Lider sultasına karşı korkmadan fikirlerini açıklayabilmeli ve gerektiğinde istifa edebilme cesaretini göstermelidirler. 

Vekilin kamu yararından başka bir beklentisi olmamalıdır. Milletvekili görevini yaparken ortaya çıkabilecek bir çıkar çatışmasını her zaman kamu yararı doğrultusunda çözebilmeli ve bu konuda çeşitli çevrelerden baskı görse de dürüstçe bu baskıyı halka anlatabilmelidir. 

Yaptığı işin vebalini taşımalı: Akşam evine döndüğünde yatmadan önce, hastanedeki hastayı, hapishanedeki mahkumu, parasızlık çeken öğrenciyi, evine ekmek götüremeyen işsizi, ailesinin baskısından bunalan genci, okuldaki öğretmeni, tarlada çalışan çiftçiyi vs. düşünmeli, onlara karşı empati geliştirmeli. Vebalin farkında olması, üzerindeki ağır sorumluluğu hissetmesi gerekir. 

Vekil halkın müziğini bilmeli, onu anlaması gerekir. Seçildiği ilin örf adet ve ananelerinden uzak ve yoksun olan bir milletvekilinin halkı anlaması mümkün değildir. İnsanını tanıyan, insanının ne yediğini, nasıl yaşadığını, neden hoşlandığını, nasıl eğlendiğini, ne düşündüğünü, neye üzüldüğünü, nasıl para kazandığını, nasıl baba, nasıl ana olduğunu, ne giydiğini, neye ağladığını, beklentilerini, hayallerini, özlemlerini bilmek gerekir. 

Sulusaray’lıyı, Reşatiye’liyi Başçiftlik’liyı, Almuslu’yu, Artovalı’yı …tanıması, bilmesi gerekir. Onların dertlerine çare bulmak için gayret göstermeli. Tokat’ı görmeyen, koklamayan, hissetmeyen bir milletvekili bu ilin sorunlarını çözemez. 

Onurlu olmalı: Milletvekili adayı, seçildiği takdirde Büyük Türk Milleti önünde “namusu ve şerefi” üzerine ettiği yemine sadık kalmalı. Vekil, devletin vazgeçilmez değerlerine (özellikle adalet anlayışı) olan bağlılığını yüreğinde taşımalı. 

Milletvekili görev yaptığı süre içerisinde, vekâletini aldığı bu toplum için yaptığı hizmetin ve katkının özeleştirisini yapabilecek yeterlilikte olmalı, görev süresi sonunda arzu ettiği, istediği ölçülerde faydalı olamadığını düşünürse ikinci bir defa seçime girmemesi gerektiğinin de bilincinde olmalıdır. Onurlu, memleketini seven vekil bunu yapmak zorundadır. Vekillik bir meslek değil, millete hizmet makamıdır. 

Bütün bunların sonucunda aklıma şöyle bir şey geldi. Ülkemizde her şey sınavla oluyor. Vekil adayı olacakların da bir sınavdan geçmesi nasıl olur? OSYM "vekil adayı sınavı" (VAS) yapsa fena mı olur diye düşünüyorum. Bunu düşünmeye başlasak hiç de fena olmaz. Ne dersiniz? 

Haziran seçimlerinin ülkemiz insanına hayırlar getirmesini temenni ederim. Kalın sağlıcakla. 

 
Toplam blog
: 137
: 1557
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı Trabzon Of doğumluyu. Emekli Öğretmenim Eğitimle ilgili konulara ilgim uzun yıllar önce..