Milli Takım / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '08

 
Kategori
Futbol
 

Milli Takım

TÜRK’ÜN ADI BÖYLE DUYURULUR(!)

Sporu bazı ülkeler yıllarca propaganda aracı olarak kullanırken, bazı ülkeler de reklâm aracı olarak kullandılar. ABD ve Rusya 90’lı yıllardan önce soğuk savaş döneminde sporu ideolojilerinin transferi için bir araç olarak kullanırken, Brezilya, Arjantin, Almanya ve İngiltere gibi ülkeler reklâm ve ekonomik amaçlı kullandılar. Bu gün de futbolcu transferiyle, başta Brezilya olmak üzere pek çok ülke futboldan bir hayli ekonomik getiri sağlamaktadır.

Spor, özellikle futbol yediden yetmişe tüm insanların ilgisini çeken bir fenomendir. Bununla tüm insanlığa ulaşır ve kendinizi tanıtırsınız. Bizler televizyon ekranlarında hep başkalarını izledik, onların beceri ve marifetlerine hayran kaldık, onlara özenti duyanlarımız da olmadı değil. Kendimizi bu kanaldan ifade etmeyi beceremedik, bu bereketli alanı kullanamadık. Taa ki Galatasaray’ın UEFA kupasını alıp ve mili takımımızın da 2002 dünya kupası maçlarında üçüncü olmasına kadar.

Futbol artık bir endüstri haline geldi En çok seyircisi olan spor dalı. Burada futbolcu bazında transfer ücretlerinden tutun, reklâm gelirlerine kadar ülkenizin üstünlüğünü kabul ettirip size ait ürünlerin pazarlanmasına kadar müthiş bir sektör. Bunu yıllarca kullanamadığımızdan kaybımız çok büyük olmuştur.

Bu Avrupa şampiyonasında Hollanda ve Milli takımımızın yeri başkadır. Bu iki takım şampiyonanın unutulmazları arasına şimdiden girmiştir. Özellikle ülkemiz son iki maçıyla hiç unutulmayacaktır. Oyuncu yapımız teknik olarak orta seviye bir takım olduğunu herkes dile getiriyor, biz de katılıyoruz. Ancak insani yönleri, inançları, milli duyguları çok çok yüksektir. Olması imkânsızı başarıyorlar. Bizim maçlarımız adrenali en yüksek, sonucu merak edilen maçlardır. Millilerimiz, sonuç ne olursa olsun bu şampiyonaya renk kattılar ve üzerlerine düşeni yaptılar. Ev sahibini eski rovanşı da alarak elemeleri, favori gösterilen Çek Cumhuriyeti’ne son 20 dakikada üç gol atmaları, kimsenin beceremediği bir şeydir. Özellikle geriye düşülen maçı çevirmeleri yönünden herkesin gıptayla izledikleri takım haline geldi millerimiz. Bu çok farklı bir olaydır. Tarihi gelenekleri olan, farklı farklı alanlarda tecrübesi yüksek bir milletin yüklendiği inançla başarılacak bir şeydir millilerin yaptıkları. Lafı uzatmaya gerek yok. Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar’da bir başka millet için umutların tükeneceği koşullarda bizim insanımız umutlarını kaybetmedi ve bu zor şartlardan zaferle ayrıldı. İşte böyle bir gelenek bir milletin her kuşağının genlerine işler ve yeri geldiğinde bu potansiyel kullanılır. Millilerimiz Avrupa şampiyonasında bu potansiyeli kullanmışlardır.

Son iki maçımızın başka bir anlamı daha vardır. Bizim dostlarımız, soydaşlarımız ve inancımızı paylaşan milletler biliyorum ki bizim kadar sevindiler. Onların gönüllerini rahatlattık, yüreklerine su serptik. Azeri televizyonu, İran televizyonu vb televizyonların maçı anlatma tarzları, maçtan sonra yorum ve mesajları bunu kanıtlıyor. Ezilmiş mazlum milletler bizim başarımızı kendi başarıları gibi görüyor ve bundan gurur duyuyorlar. Tıpkı Kurtuluş Savaşında, Müslüman ülkelerin (istisnalar hariç) bize dua ve yardımda bulunması ve bu bağımsızlık mücadelesini model alması gibi. Bugün de bizim her türlü başarımız onlara ilham olacaktır.

Dünyada Türkiye’yi tanıyanların sayısı zannedersem bu iki maçımız sonucunda ikiye katlanmıştır. Özellikle son maç. Yenmek güzel. Ancak böyle yenmek hiçbir millete nasip olmaz. Maçın her 30 dakikasında bir gol atarak rakibi elemiş olsaydık böyle bir reklam yapamazdık. 24 saatte maçın etkisi sona ererdi. Ancak son 20 dakikada üç gol atmak, kalecimizin kırmızı kart görmesi (tasvip etmiyorum), Tuncay’ın kaleye geçmesi vs olaylar dünyanın her yerinde Türklerin en az 20-30 cümleyle konuşulmasına vesile olmuştur. İşte Türk’ün adı böyle duyurulur. Hem de orijinaline uygun ve bedava reklâm. Reklâmın böylesine can kurban. Biz mi AB’ye gireceğiz, AB mi bize gelmeli? Bu canlı ve heyecanlı milletin birikimine dünyanın ihtiyacı olduğuna inanıyorum.

Milenyum öncesi yıllarda hükümetlerimiz dünyanın değişik ülkelerinde Türkiye’yi tanıtmaya çalışmışlar. Bu, değişik lobilerde, derneklerde, elçiliklerde gerçekleştirildi. Ne oldu? Ülkemiz adına pek de bir şey olmadı. Geleneklerimize, değerlerimize uygun olmayan tarzlarda tanıtım yapıldı. Ancak buralarda harcanan paralar amacına ulaşmamış. Düzenlenen partilerde geleneklerimize uygun olmayan kutlamalar bizi anlatmaya yetmedi. Evet, temel kriterleriniz yoksa bir faaliyette başarı yakalamanız mümkün değildir.

Bir millet başarılarıyla, dünyaya katkılarıyla, ürettikleriyle, kendi değerleriyle tanınır. Olmayan bir şeyin reklamı yapılamaz. Bir balon gibi söner, yalandan öteye gidemez.

Milli takımımız bunu yapmadı. Kendi başarısıyla tanındı. Hem de Türk’e has tavrıyla, hop oturtup hop kaldırmasıyla. Böylesi güzel oldu. Bütün Türkiye bu gençleri alınlarından öpüyor. Bunları anlamalıyız diye düşünüyorum. Ve burada kendini bilmez bazı yazarcık ve yorumcu olduğunu sananlar kafaların düzeltmeleri gerekiyor. Eleştirinin dozunu kaçıranlar boylarının ölçülerini almışlardır kanımca.

Bizi Avrupa’ya tanıtan bu inançlı gençler, 26 dev adamdırlar artık. Bunların yürekleri devdir. Siz ülkemizi, Türk ismini 2-3 milyar insana tanıtıp onların sempatisini kazandınız, ülkemiz insanını sevdirdiniz. Sakat sakat oynadınız, kafanız yarıldı, bir gazi gibi sahada mücadele ettiniz. Hem de bir hadise hariç fair play kuralları içerisinde. Bu trilyonluk reklâmı parasız pulsuz yaptınız. Bu şampiyonada en çok konuşulan oldunuz. Helal olsun size.

Önemli: Maç sonu Arda’ya (sen büyüksün, bir Sergen gibi yeteneklerini öldürmemelisin) geceyi nasıl geçireceksiniz diye sordular. Evet, gerçek Türk evladının vereceği cevabı Arda’dan duyduk. “Önümüzde Hırvatistan maçı var. Bu akşam şükretme ve dua etme zamanıdır.” Bunun tersi anlayışları da yaşadık. Bu kısmi zafer sarhoşluğuyla sabaha kadar vur patlasın çal oynasın anlayışı yıllarca yaşandı ülkemizde. Zannedersem değerlerimizi buluyoruz. Geleceğimiz parlaktır.

Evet bu hızla Hırvatları da yeneceğimize inanıyorum. Eksiklerimize rağmen her ne kadar gelebileceğimiz en iyi yer gelmişsek de görevimiz tamamlanmadı. Bu inançla daha yeneceğimiz çok takım var. Haydi 26 dev adam. Bu turu da geçmeye. İnşallah cuma günü bir destan daha yazacak bu gençler. Dualarımız sizinle.

Bu yazıyı 10 gün önce yazmıştım. Bu gün itibarıyla Almanya'ya elendik. Maalesef ezdik ama elendik. Sadece O kabak bizim fileerle daha çok buluştu. Ama Almanları ezdik, başımız dik, şansızlığın sonucu elendik. Biz gönüllerin şampiyonu oldu. Maddi değeri olan o enekeden ziyade manevi değeri daaha yüksek olan gönüllerin kupası bizim oldu diye düşünüyorum. Başta fatih teri, sonra dört beş fark atacaklarını düşünen Almanlara sahayı dar eden dünkü onbir aslana ve tüm milli akım oyuncularına teşekkür ederim. Evet 70 milyon Türk yaptığı tüm işleri milli heyecenla ve sorumlulukla yaparsa nelerin olacağını 90 yıl sonra bir kez daha gördük. Selam olsun size. İsmet Yalçınkaya

Final Dergisi Dershanesi

 
Toplam blog
: 137
: 1557
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı Trabzon Of doğumluyu. Emekli Öğretmenim Eğitimle ilgili konulara ilgim uzun yıllar önce..