Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
 

Murat GÜLCEK - Yakamoz35

http://blog.milliyet.com.tr/gulcek

07 Nisan '08

 
Kategori
Blog
 

Milliyet Blog Hatıra Ormanı

Milliyet Blog Hatıra Ormanı
 

Hatıra Ormanımız


Milliyet Blog Ormanı fikri ilk duyduğumda gerçekten çok hoşuma gitmişti. Yusuf Bey 5 Nisan’da tabela takılacağını bildirdiğinde hiçbir blog toplantısına katılamayan biri olarak mutlaka bu toplantıya katılarak başlangıç yapmayı düşünüyordum. Çünkü 5 Nisan günü izinli olduğum gündü.Telefonumun ajandasına bile kaydetmiştim bu açılış toplantısını.

Eşim cumartesi günleri çalıştığı için küçük Gülse’ciğimle birlikte merhaba dedik güne. Uyandığımda saat 10:00’du. Minik kızımın kokusuyla orman aklımın ucunda bile değilken telefonum çalmaya başladı. Birde baktım ajandam beni orman açılışına gitmem için uyarıyor. Yataktan uçarak kalktım desem yeridir. Minik kızım yatakta nazlanırken benim uçtuğumu görünce şaşırmış olmalı ki arkamdan gelerek “ baba ne oldu ” diyerek beni anlamaya çalışmıştı. Ben hazırlanıp onu babaannesiyle kalmaya ikna edene kadar vakit bir hayli geçmişti.

Hayır hayır mutlaka yetişmeliyim telaşı içinde arabamla yola koyuldum derken aracımın gazı bitmesin mi !!? Hemen en yakın gazcıdan gaz alarak yola koyulduğumda saat 11:00 civarıydı. Umudumu kaybetmeksizin tüm inatçılığımla yola devam ettim.

Bayraklı civarından daha önce işyerime gelerek benimle tanışan ve bana telefon numarasını verme nezaketinde bulunan İlyas Bayram ağabeyime telefon ettim. İlyas ağabey “Gümüşpala’dan yukarıya doğru çıkıyoruz sende o tarafa doğru gel” dedi. Gümüşpala semtine hayatımda ilk defa çıktım desem yalan olmaz.Tekrar İlyas ağabeyi aradım, yukarıya doğru çıkıyorum dedim. Doğançay mezarlığının oraya doğru gidiyoruz demez mi ?...Sanki ben biliyormuşum gibi. Sordum soruşturdum, dağları tepeleri aştım pilim bitti İlyas ağabeyi tekrar aradım. İlyas ağabey neredesiniz ?...Vallaha Murat inan bende nerede olduğumuzu bilmiyorum demez mi ?

Çaresiz kaldım mı dağın başında. İlyas ağabey ormancıların bile yolu şaşırdığını orayı tarif etmesinin ve benim bulmamın imkansız olduğunu söyledi. Ve telefonu yanındaki ormancıya verdi. Kim olduğunu sonradan da öğrenemediğim ormancı ağabeyim bana oraları biliyormuşum gibi tarif etti. Kim öle kim kala çıktım yola. Dağları tırmanmaya devam ettim ve karşıma Atatürk Ormanı çıktı. Ormancı ağabey bundan bahsetmişti. İnatla yola devam ettim. Sora sora sağlık ocağını buldum. Sağlık ocağından düz çıkmam gerekirken ben sağa dönmüşüm. Bu arada giderken dağları kontrol ederek gidiyorum ağaç diken birilerini görürmüyüm diye ve nihayet karşı dağda iki beyaz araba bir ormancı arabası gördüm. Hemen İlyas ağabey’i aradım. Onlar olduğunun teyidini aldım. Fakat oraya nasıl gideceğimi bilmiyordum. O yol bu yol derken oraya normal bir yoldan gidemiyeceğimi anladım ve en yakın noktaya geldiğimde tekrar telefon ederek ormancılardan yardım istedim. Ormancı ağabeyler arabayı otoyol kenarına bırakarak orada bulunan köprüden yaya olarak geçip onlara ulaşabileceğimi söylediklerinde çok sevinmiştim ta ki köprü dedikleri su tünelini görünceye kadar. Aşağıdaki resimlerden geçtiğim su yolunu görebilirsiniz. Yaklaşık 25 metre uzunluğunda 50cm boyunda olan bu su yolundan alçak sürünme yaparak geçerken neler düşünmedim ki !!!

Fakat inancımı hiç yitirmedim. Oraya ulaşmaktan başka bir düşüncem olmadığı için ucunda ışık görünen tüyler ürpertici bu karanlık tüneli geçtiğimde çok mutlu oldum. Hemen hızlı adımlarla değerli blogdaşlara ulaştığımda zafer kazanmış bir savaşçı edasıyla hepsinin elini sıktıktan sonra bir fidan alarak fotoğraf makinası flaşları altında fidanı toprağa dikerek tüm arzumu gerçekleştirmiş oldum.


“Tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar ormana dönmeli yurdumda.”

İlyas Bayram ve eşi, İzmir Mavilim, Doğa hanım ve ailesi, Abla ve ormancılar son fidanı benim dikmemden sonra tabelayı yerine yerleştirmek için tekrar yola koyulduk. Araçlarla biraz ilerledikten sonra tabelamızın dikileceği yere geldik derken ormancı aşağıyı işaret etti eliyle.“İşte tabelayı oraya dikeceğiz.”dedi. İlk önce şaka sandım fakat orada bir çok tabela gördüğüm için inanmaktan başka çarem yoktu. Gösterdiği yer dağdan bir hayli aşağıda bir yerdi ve yaya inip tekrar çıkacaktık. Bunu duyan 300 civarı blogcu donduk kaldık.

Fakat aralarından en yiğitleri İlyas Bayram, İzmir Mavilim, Abla, Doğa ve ben Yakamoz35 hemen atıldık biz yaparız diye. Hepimiz neşe içinde dağdan aşıya koşarak inmeye başladık. İlyas ağabeyin performansı görülmeye değerdi. İzmir Mavilim çok cesurdu. Doğa başarabileceğinden emindi. Abla sakin ve temkinliydi. Bende arada kaynadım işte.

Tabelayı diktiğimizde hepimizin yüzünde gülücükler hakimdi. Hepimiz mutluluğun zirvesine ulaşmıştık. Başarının verdiği güvenle birbirimizi kutladık. Resimler çekildik. En çok resmi İlyas ağabey ve ben çektim ama ben mavilimin makinesiyle çektiğim için burada yayınlayamadım tabii. Fotoğrafları bende istiyorum ona göre….

İşin korkunç tarafına gelmiştik yukarıya tekrar çıkmamız gerekiyordu. Hepimiz yukarıya doğru yola koyulduk ve yukarıya ilk ulaşan bendim tabii ki. Çünkü aynı zamanda grubun en genç olanıydım. Fakat yıllara meydan okuyan İlyas Bayram bir nefes arkamda benimle beraber yamacın en dik yerinden zirveye ulaşmıştı. Bayanlarda hemen arkamızdan zirveye ulaştılar. Abla’nın topuklu ayakkabılarla müthiş bir performans göstermesi takdire şahandı.

İlyas ağabey ve eşini Yalova’ya uğurladıktan sonra beni arabama ulaşmam için yine tünelin önüne bıraktılar. Tekrar tünelden alçak sürünerek arabama ulaştığımda başarmışlığın mutluluğuyla geçtim direksiyona. Bilmediğim sokaklarda ilerlerken Doğa hanımın eşinin kullandığı arabayı gördüm ve peşlerine takıldım. Onlar beni fark etmediler ama ben Orman Müdürlüğü’ne kadar takip ettim onları.

Lokalde yorgunluk çaylarımızı içtik. Mavilimin ikram ettiği gevreklerden ve keçi peynirinden yiyerek karınlarımızı doyurduk, çok teşekkürler mavilim. Doğa Hanım ve eşi bize fidanlığı gezdirdiler. Fidanlıkta gezerken fidanlıkta çalışmayan bir arabayı iktirerek çalıştırmak Doğa hanımın eşine ve bana düşmüştü. Başıma gelmeyen bir bu kalmıştı onuda yaptım. Birlikte arabayı iktirip çalıştırdık. Bu gün şansız günümde miydim? Yoksa şanslı günümde miydim bende çözemedim ama çok güzel bir gündü.

Bu Milliyet Blog Hatıra Ormanı fikrinden tutunda en ufak katkısı olanlara kadar buradan teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten biz o gün tüm emeği geçenler sayesinde çok güzel bir gün geçirdik. Sanal bir ortamda gerçekleştirilen bu proje herkese örnek olmalı diye düşünüyorum.

Sevgili İlyas Bayram’a, Abla’ya, İzmir Mavilim’e, Doğa’ya ve eşine yaşattıkları o güzel gün için ayrıca teşekkürlerimi sunmak isterim.

Bir Tek Dal Kırmadan, Ormansız Kalmadan, Her İnsan Bir Fidan Dikmeli Yurdumda…

Türkiye’nin Geleceği İçin Bir Fidanda Siz Dikin.

 
Toplam blog
: 150
: 1014
Kayıt tarihi
: 25.04.07
 
 

İzmirliyim;Şehrimi ve ülkemi seviyorum.Yaşamayı seviyorum. Eğlenmeyi, eğlendirmeyi seviyorum..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara