- Kategori
- Gezi - Tatil
Mont St.Michel

Mont St.Michel’e kolay ulaşılıyor. Kuzey Fransa’da, Cote d’Albatre sahillerinde bulunan, Mont St.Michel, aslında Normandiya bölge sınırlarında olmasına rağmen, Bretanya’nın başkenti, Rennes şehrinden daha kolay bir ulaşıma sahip. Pontorson kasaba merkezinden, yaklaşık bir kilometre kuzeyde yer alıyor. Tren ile Pontorson’a kadar gelip, buradan otobüse binmek sureti ile rahatça gidilebilir.
Cuesnon Nehri’nin ağzında, denizin ortasında yer alan Mont Saint Michel, anakaraya sudaki bir yürüyüş yolu ile bağlı. Sislerle örtülü ve göğe yükselen silueti ile, Fransa’nın, Paris şehrinden sonra en çok ziyaret edilen ikinci turistik noktası. Yer aldığı sahillerin, bir özelliği de, denizdeki med-cezir olayının, en yoğun görülebildiği yerlerden biri olması. Körfezdeki güçlü gel-gitler, doğal bir savunma görevi de görüyor.
Ada eski zamanlardan beri, tahkimatlı korunması ile stratejik bir nokta. Yüksekliğini ikiye katlayan istihkamlı bir manastıra sahip. Frank’lar tarafından yağmalanana kadar, 6.yy. ve 7.yy.larda, Mont-Saint-Michel, Roma-Breton kültürünü yansıtan güçlü bir kale olmuş.
Mont St.Michel, 8.yy.da küçük bir kilise iken,12-13.yüzyıllarda, çok etkili bir Benedictine manastırına ve gelen hacılar ile de, ünlü bir eğitim merkezine dönüşmüş. Fransız devriminden sonra ise, politik hapishaneye çevrilmiş.
Çevre istihkam duvarlarının içinden geçerek, tepedeki manastırın eteklerinde yer alan, nüfusu 2006 yılında 42 kişi olarak tespit edilmiş, küçük kasabanın ana caddesi, Grand Rue’den, yavaş yavaş, evlere ve dükkanlara bakınarak tırmanışa başlıyoruz. Yol, dükkan teraslarından ve sur duvarlarının üstünden izlediğimiz, yükseldikçe etkileyiciliği artan, alışık olmadığımız bir manzara eşliğinde, bizi manastırın girişine getiriyor. Pusların arasında sonsuz gibi görünen deniz dibi manzarası, gözlerimizi alamadığımız bir farklılığa sahip.
Manastıra gelmeden, yokuş boyunda, adayı korumuş bazı şövalyelerin evleri gezilebiliyor. Ayrıca, Ortaçağdaki hayatı mumyalarla anlatan, daha ziyade görselliğe yönelik, küçük müzelerde bulunuyor enteresan görünen.
Manastırın girişine gelince, tepeye çıktım sansanız da aslında, burası sadece giriş. Manastır üç katlı. Manastırın ( Abbaye ) girişine duvara monte edilmiş, ‘’acil kalp krizi müdahale paketi ‘’, tırmanırken fark etmediğiniz bir durumun habercisi. Çünkü yüksekliği giderken değil, çıkıp indikten sonra, geri dönüp baktığınızda daha iyi anlıyorsunuz.
Mont St.Michel Manastır Kilisesi, bir Benedictine manastırı. Manastırın üç katı, manastırlık hiyerarşisini yansıtıyor. Keşişler üst kattaki, kapalı bir dünyada yaşıyorlar. Başrahip soylu konukları orta katta ağırlıyor, asker ve hacılar ise, en alt katta kabul ediliyor. Bugün hediyelik eşya dükkanı olan imarethane de, burada.
Üst katın iç avlusunda, zarif sütunlu revaklar küçük bir bahçeyi çevreliyor. Günümüzde hala küçük bir cemaat kilisede yaşıyor ve dolaştığımız süre boyunca sık sık çanlar çalarak, bir ayinin çağrısını yapıyor.
Manastırın en üst kat terasından mesafeler, göz alabildiğine. Yüksek duvarlar, denizin nemi ile yosunlaşmış, ortaçağın kasveti ve karanlık yüzü, her bir deliğe işlemiş olsa da, manastırın içinden ziyade, çekilmiş denizin atmosferi ürkütüyor insanı. Deniz ölmüş ve yok olmuş gibi, manastırda onu izleyip, günahlarından dolayı ölmesine göz yuman, bir bekçi gibi görünüyor.
Manastır ve bulunduğu körfez, 1979’dan beri, Unesco Dünya Koruma Mirası Listesi’nde, koruma kapsamında bulunmaktadır.
Çocukla Geziyorum – Kuzey Fransa Nisan 2011 Gezisinden
http://www.cocuklageziyorum.com/kuzey-fransa-nisan-2011/