​ Montreal Ramazan günlüğü / Ramazan / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '06

 
Kategori
Ramazan
 

Montreal Ramazan günlüğü

Montreal Ramazan günlüğü
 

Ramazan geldi hoş geldi. Montreal’den size Ramazan izlenimlerimi yazacağım bu hafta. Yerelden küresele Ramazan ile ilgili tarihe bir küçük not düşmedir bu. Yeryüzünün uzak bir köşesinden Kanada’dan küçük bir paylaşımdır bu. Kendi küçük, hayalleri büyük olanların perspektifinden yazılmıştır bu. Küresel bir Ramazan dileği ve duasıdır bu. Taze, sıcak bir Ramazan günlüğüdür bu. Gurbetten Anadolu’ya bir sesleniştir bu.

Montreal’de Bir Sonbahar Akşamı

Montreal’de sonbahar başkadır. Caddelerde, sokaklarda, çimlerde renk cümbüşü zamanıdır şimdi. “Maple leaf” adı verilen Kanada’ya özgü yapraklar rengarenk bir halı gibi kentin her yanını ve yerleri kaplamıştır. Ben bu yapraklara Kanada çınar yaprakları diyorum. Kanada çınar yaprakları (maple leaf) buraların o kadar vazgeçilmez bir parçasıdır ki Kanada’yı temsil eden sembol haline gelmiş ve Kanada bayrağını süsler olmuştur. Dallarda kıpırdayan, havada uçuşan, yerlere dökülen, danseden yapraklar yeşilin, sarının, turuncunun ama özellikle kırmızının binbir tonundadır. Yerler rengarenk bir halıyla kaplıdır artık. Evet, kırmızı ağaçlar olabileceğini hiç tahmin etmezdim, hayatımda ilk kez burada kıpkırmızı yapraklarla süslü gülümseyen ağaçlar gördüm.

Sonbaharda Montreal başkadır. Montreal yazın son günlerinin ve son sıcakların keyfini sürmektedir. Güneş henüz sıcaklığını ve parlaklığını kaybetmemiştir. Havada tatlı bir ılıklık, serinlikle sarmaş dolaştır. Montreal’de Eylül geceleri sizi şefkatle bağrına basar. Mount Royal adı verilen tepeden oturup kentin silüetine baktığınızda gözleriniz kamaşır. Kent yine ışıl ışıl parıldamaktadır. Downtown adı verilen kent merkezinden gökyüzüne başını uzatan onlarca gökdelen pırıl pırıl aydınlık saçmaktadır. Gökdelenlerin ışığı yıldızların ışığından daha gösterişli ve daha parlaktır. Gecenin al yalazında hafif bir rüzgar alnınızı okşar. Martılar çığlıklar atarak Mount Royal gölünün etrafında uçuşurlar. Tepeden inerken Tim Hortons’tan kremalı kahve alarak yudumlayabilir, kenti ve insanlarını gözlemleyebilirsiniz.

Herkes yaz tatilinden, ülkesinden, dünyanın dört bir yanından geri dönmüş ve yeni sezon açılmıştır. Montreal birdenbire tazelenmiş ve hareketlenmiştir. Montreal sokaklarında ya da metrosunda beş dakika bulunmanız kentin farklılıklara dayanan çok kültürlü ve kozmopolit yapısını fark etmeniz için yeter de artar bile. Çinliler, Zenciler, Avrupalılar, Meksikalılar, Fransızlar, Hintliler kendi geleneksel giysileriyle yürürken Saint Catherine Caddesi’ni bir defile yerine döndürürler. Cadde kaldırımlarında günün her saatinde keman, gitar ve flüt çalarak klasik müzik konserleri veren müzisyenleri görebilirsiniz. Konuşulan diller başka, insanların gündemleri ve öncelikleri başkadır. Bu kozmopolit tabloda herkes her toplumun inançları ve geleneklerinden bir şekilde haberdar oluyor. Daha geçen Pazartesi Hristiyanlar için Şükran günü idi (Thanksgiving). Yakında da Cadılar Bayramı (Halloween) başlayacak. Evlerin önü kabaklarla ve saman balyalarıyla süslendi, garip kıyafetler ve kostümler satın alınmaya başlandı. Musevilerin Hannuka’sına daha var ama Yom Kippur Bayramı yakında başlıyor.

Bizim ise Ramazan’ımız bir kez daha başladı. İyi ki geldin Ramazan. Hoşgeldin Ramazan. Sefalar getirdin. Hanemize, gönlümüze, baş köşemize hoş geldin. Montreal’e hoşgeldin. Arkadaşlarım ve hocalarım Ramazan başladığını biliyorlar, takip ediyorlar ve beni “Happy Ramadan” diye tebrik ediyorlar. Birkaç hocama baklava, hurma filan ikram ettim, acaip hoşlarına gitti. Onlar da bunu Şükran Günü’ndeki aile buluşmalarına götürdüler.

Montreal’de McGill iftarları

Kuzey Amerika’nın her yerinde olduğu gibi McGill Üniversitesi’nde de üniversitenin iftar programlarını MSA (Muslim Students Association) adı verilen öğrenci birlikleri ve kuruluşları organize ediyor. Üniversite’nin balo salonu Ramazan boyunca iftarlara tahsis ediliyor. Pakistanlı, Mısırlı, Iraklı, Malezyalı, Bangladeşli, Hindistanlı, Tunuslu, Lübnanlı, Faslı, Türkmen, Amerikalı, Kanadalı arkadaşlarla iftarları beraber açıyoruz. Ezanla beraber dua ediliyor ve iftarlar hurma ve sütle açılıyor. Hurma ve süt ikilisiyle iftar açmayı denediniz mi? Bence bir deneyin, harika bir deneyim ve lezzet olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sonra Pakistan’lıların meşhur bohça şeklindeki acılı Samusa böreğinden yeniliyor. Asıl yemeğe geçilmeden önce balo salonunda dev bir cemaatle akşam namazı kılınıyor. Asıl yemekte Arap, İran ve Pakistan mutfağından çeşitlemeler sizin damak zevkinize sunuluyor. Yemek sırasında entellektüel düzeyi yüksek İngilizce konuşmalar dinleyebiliyor ve sohbete iştirak ediyorsunuz.

Montreal’de Türk iftarları

Montreal’deki Türklerin kurdukları camiilerden Yunus Camii ve Türk İslam Kültür Merkezi dev salonunu iftarlar için tahsis etmiş. Cumartesi günü katıldığım iftarda yaklaşık 500 kişi beraber iftar ediyordu. Katılan ailelerin çoğu Denizli’nin Tavas ilçesinden. Denizli Tavas’lı değilse de Konya’nın Kulu ilçesinden.

Bu arada Konya Kulu’lulardan korkulur. Konya Kulu deyip geçmeyiniz. Kulu küresel olarak acaip stratejik bir yer. İnanmıyor musunuz? Dünyanın neresine gittiysem Konya Kulu’lulara rastlıyorum. Geçtiğimiz sene Stockholm’e gittiğimde o kadar çok Kulu’lu ile tanıştım ki. Binlerce Kulu’lu Stockholm’de yaşıyormuş, hatta duyumlarıma göre Stockholm Belediye Başkan adayları oy toplama propagandasını Konya’ya gelip Kulu’dan yürütüyorlarmış! Montreal’de de binlerce Konya Kulu’lu yaşıyor. Nerelisin hemşerim? “Gonyalıyah, Gululuyah..” Benim artık tezim var: Konya Kulu’lular Kulu’da durmuyor arkadaş! Konya Kulu, nüfusu ne kadar bilmiyorum ama, sürekli yurtdışına göç gönderiyor. İncelenmeye değer sosyolojik bir vak’a..

İncelenmeye değer bir başka sosyolojik vak’a da bu iftar. Etnografi yazsan kitap olur basarsın yani o kadar. İftarımız aile iftarı şeklinde organize edildiğinden gürültüsü, patırtısı, şenliği, hareketi, bereketi, kaosu bol olan iftarlardan. Geçtiğimiz Cumartesi de tablo farklı değildi. Bu akşamın sponsorları Konya Kulu’lular, ama sanırım yarın da Denizli Tavas’lılar iftar verecek. Dernekte iki memleket arasında tatlı bir yarış ve rekabet havası seziliyor. Arada hassas stratejik ve siyasi dengeler var yani. Bu arada iftara Montreal Belediyesi’nden yöneticiler gelmiş ve Montreal’deki Türk toplumunun Ramazan’ını tebrik ediyorlar. Belediye Başkanı Fransızca bir konuşma yapıyor, ama salonda pek fazla dinleyen yok. Kaşık çatal gürültüleri, çocukların koşuşturmaları, hararetli diyaloglar, gürültülü yemek dağıtımı, kadınlarımızın muhabbetleri filan derken salonda acaip bir gürültü var. Kim kime dum duma. Her kafadan ses çıkıyor. Kimin ne dediği belli değil. Toplum olarak zaten fazla bir dinleme alışkanlığımız yok. Başkanın ne dediği de bunca karmaşa arasında pek anlaşılmıyor. Hoş pek anlamaya çalışan da yok gibi. Başkan lafı dönüp dolaştırıp oy istemeye getiriyor. Kulu’lu bir vatandaş oturduğu yerden laf atıyor: “Ne oy verecem sana be, sen vergilerden haber ver, tax’leri azaltacan mı tax’leri?” “Ha iyi dedin Osman abi, hay aklınla bin yaşa.” Bir yandan kimse kimseyi dinlemiyor gibi duruyor; bir yandan da ama Anadolu insanı acaip sevgi dolu, içten, doğal, umursamaz, vurdumduymaz, sıcakkanlı, muhabbet dolu, esprili tavırlarıyla sizin gönlünüze girmesini biliyor.

Montreal’de Genç İftarları

Bir de Montreal’de sivil toplum ruhu taşıyan eğitimli ve idealist gençlerin organize ettikleri iftarlar var. Bu iftarların özelliği daha profesyonel ve organize olmaları. Bu iftarlar beş yıldızlı otelleri aratmayan kalitede salonlarda düzenleniyor. Salonda son teknoloji bol olarak kullanılıyor. Ses sistemi, projektör, sinevizyon, mikrofonlar, videolar hazır. Organizatörler güler yüzlü, üniversiteli, takım elbiseli, eğitimli gençler. Fonda Ömer Faruk Tekbilek’in “Last Moments of Love” parçası yemek müziği olarak çalıyor. Bu iftarların bir özelliği de iftarın ardından çok dolu bir programın olması. Programın akışını Powerpoint’ten okuyorum ve size aktarıyorum, neler yok ki: Açılış, hoşgeldiniz, ezan, dua, oruç açma, çorbalar, akşam namazı, yemek, Kur’an-ı Kerim, şiirler, ilahiler, gecenin sohbeti, Sufi müzik, Montreal müzik ekibinden canlı türküler, müzikli hikayeler, meddah: çatlak profesör, Şahan’dan video klipler: Beynini aldıran adam, Dişi yakarış, mehter, teravih.. Programda yok yok anlayacağınız.

Montreal’de Dinlerarası Diyalog İftarları

“Multicultural interfaith gathering” adı verilen bu iftarlarda Hristiyanlar, Museviler ve Müslümanlar biraraya geliyor ve beraber aynı yemeği, aynı ortamı, samimiyeti paylaşıyorlar. Bölgenin ve kentin önde gelen kiliseleri, papazlar, hahamlar, devlet yetkilileri, sanatçılar, politikacılar, akademisyenler iftarlara büyük ilgi gösteriyorlar. Diyalog iftarlarını düzenleyen farklı gruplar var, ama hemen her yerde diyalog iftarı deyince bu işin öncüsü ve liderleri olarak Türkler akla geliyor. Türkiye, tarihi sorumluluğunu bir kere daha üstleniyor ve Doğu ile Batı arasında, farklı dinler arasında köprü vazifesi görüyor. Anadolu’nun engin hoşgörüsü ve çeşitliliği her yıl Montreal’de Crown Plaza oteline yansıyor. İftar yemeği Kuran ile açılıyor, benediction adı verilen Hristiyan duasıyla kapanıyor. Gecede hem Hz. Muhammed’den hem Hz. İsa’dan söz ediliyor. Geceye ve yemeğe Anadolu mutfağından, Anadolu müziğinden, Anadolu kültüründen, Anadolu misafirperverliğinden unutulmaz kareler düşüyor ve damgasını vuruyor. Başörtülü bayanlar, Ayşe Fatma Hanımlar mini etekli bayanlarla Karen’larla Suzanne’larla kucaklaşıyor. İmamlar, papazlar, hahamlar el sıkışıyor ve aynı masada samimi şekilde birbirlerini dinliyorlar. Önyargılar bir bir kırılıyor ve aşılıyor. Dostluk, barış ve sevgi dalga dalga yayılıyor. Salonda ortak bir haykırış var: Artık 11 Eylül’ler istemiyoruz. Artık savaşlar, işgaller, çatışmalar, insan hakları ihlalleri istemiyoruz. Artık terör istemiyoruz. Artık küçülen dünyada beraberce ve kardeşçe yaşamak istiyoruz. Bu tablo aşağı yukarı bu şekilde Kuzey Amerika’nın her yerinde yaşanıyor. Sadece Kuzey Amerika’da mı? Dünyanın her köşesinde, metropollerde, kozmopolit kentlerde insanlık adına ve küresel geleceğimiz adına aydınlık ve umut verici gelişmeler yaşanıyor. Ve yaşanacak...

 
Toplam blog
: 279
: 2488
Kayıt tarihi
: 09.09.06
 
 

Dr. Fahri Karakaş, Londra’da University of East Anglia’da görev yapmaktadır (Norwich Business Sch..