- Kategori
- Siyaset
Mossad ve suikast

Ünlü Time Dergisi’nin son havadisine göre İran’da cereyan eden ülkenin önde gelen nükleer uzmanlarından Mecid Şehriyari’ye yönelik saldırılarda gözler Mossad’ın üstüne çevrildi. İran İstihbarat Birimlerinin raporları da aynı istikamette. Bu son hadiseden sonra her zaman ki gibi gözlerin çevrildiği Mossad; acaba nasıl bir yapı ve ne tür bir düzene sahip?
Asıl açılım ve adı İstihbarat ve Özel Operasyonlar Enstitüsü olan Mossad 18 Eylül 1947’de kurulmuştur. İsrail’in istihbarat birimi olan bu kurum ülke menfaati adına suikastlar organize etmiştir. Bilinen birçok suikastların yanı sıra cereyan eden bazı skandalların da arkasında bu kurumun olduğu iddia edilmektedir. Ülke menfaatleri için yönetim ve idareleri çeşitli yollardan alaşağı ederek kararlığı ve gücü mevzuunda önemli emareler veren teşkilat, aynı metotları kendi ülkesinde dahi denemekten çekinmemiştir. Aynı şekilde öldürme ve suikast dışında bazı özel skandallar yaratmak suretiyle yönetimlerde değişiklik yaratma meziyetlerine de sahip bu yapı emellerine ulaşabilmek için her türlü metodu deneyebileceği konusunda birçok çevreye bu vesileyle mesaj göndermiştir.
1972 Münih Olimpiyatları’nda İsrailli atletleri rehin alarak öldüren Filistinli Militanlara Yönelik organize edilen operasyon ve bu operasyonun neticeleri malum istihbarat örgütünün gücü ve yapısı bakımından bizleri haberdar kılmakta.
Mossad’ın yaptığı iddia edilen, suikast ve suikast teşebbüslerini neden-sonuç ilişkisine dayanarak dört farklı başlık altında toplamak suretiyle size aktarmak istedim. Aktaracağım hadiseler dört farklı ülkede vuku bulan gelişmelerdir. İşte o hadiseler:
Kendine göre İsrail’in şahin tavrının komşularıyla ilişkilerde marjinalleşme neticesini doğurmasıydı. Aslında kendine göre de haklı bir politikaydı. Fakat böyle bir gelişmeyi İsrail’in yenilgisi olarak düşünecek olan Mossad için asla!(Ortadoğu'da Barışı Yok Eden İzak Rabin Suikastı, Kemal Saygın-www.turksiyer.com)
KENNEDY SUİKASTİ:
Amerika Birleşik Devletleri’nde Eisenhower’ın ardından vazifeyi devralan John F. Kennedy ülkesinin başına geldikten sonra dünyada barış için çalışacağına dair halkına vaatlerde bulunmuş ve bu istikamette siyaset yürütmüştür. Ayrıca İsrail Lobisi’nin desteğini almadan yönetime gelmiş olması tatbik ettiği politikalarda kendinden emin kararlar alabilmesine sebebiyet vermekteydi. İsrail Lobisi’nin İsrail ile alakalı politikalarda kendinden destek istemesi ve bunun karşılığında rüşvet önermesi üzerine lobinin önerisini sert bir şekilde reddetmesi onun bu konuda ki bakışı açısı bakımından ipuçları vermektedir.
Lobi Yetkilisi’nin “Kampanyanız sırasında bazı ekonomik güçlüklerle karşılaştığınızı biliyoruz”. “Ancak önümüzdeki dört yıl boyunca Ortadoğu ile alakalı politikalarınıza yön verme şansı tanırsanız, kampanyanız için size çok etkili bir biçimde yardımcı olabiliriz” diye başlayan sözlerini Kennedy'nin kendisine yapılmış bir hakaret olarak görüp reddetmesinden sonra lobi ve Kennedy arasında soğuk rüzgârlar esmeye başlamıştı. Ayrıca İsrail’in silah sattığı Fransa’ya karşı Kennedy’nin Cezayir’i desteklemesi, Nükleer Faaliyetleri’ne yönelik gösterdiği sert tepki yani özetle İsrail’in menfaatlerinin aksine tatbik ettiği politikalar ölümünde Mossad’ın parmağı olduğu şüphesini uyandırmıştır. Üstelik Kennedy’nin katili olarak yakalanan fail Lee Harvey Oswald’ın Kaldığı Dallas Polis Karakolu’nun bodrum katında Jack Ruby tarafından öldürülmesi hadisenin örtbas edildiğinin de kanıtıdır. Bu suikastın CIA ve Mossad’ın ortak operasyonu olduğu şüpheleri malum anlatılan olaylarla birlikte düşünüldüğünde daha da artmaktadır.(Selim Yörük'ün http://www.anafikir.com/ sitesinde 5Aralık 2003 Tarihli “Kennedy Suikastı ve derin devlet Amerika” başlığı altında ki makale hadisenin izahı bakımından ilgi çekici bir kaynaktır.)
İMAD MUGNİYE’NİN SURİYE’DE ÖLDÜRÜLMESİ:
Hizbullah’ın 2006 Yazı’nda ki Lübnan Savaşı'nda İsrail’e karşı başarılı olması İsrail’in uzun süredir devam eden yenilmezlik unvanına darbe vurmuştur. Genelkurmay Başkanı Dan Halutz’un bile istifasına sebebiyet veren bu yenilginin bir an önce intikamının alınması İsrail için bir onur meselesidir, artık.
İmad Mugniye, Lübnan’da İsrail’e karşı savaşan Nasrallah’ın en önemli komutanlarından birisiydi. Aynı zamanda Lübnan Savaşı’nda gösterdiği başarı örgütte daha iyi konuma gelmesine sebebiyet vermişti. Ayrıca Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah’ın bu başarıdan sonra Ortadoğu Halkları nezdinde Mısır’ın Efsanevi Devlet Başkanı “Cemal AbdülNasır”a benzetilmesi de bu yapının bölgede itibarını arttırır türden hadiselerdir. Fakat 2008’in Şubat ayında vuku bulan bir suikast Ortadoğu gündemine bomba gibi düştü. Hizbullah Komutanı İmad Mugniye bir suikastle öldürülmüştü. Fakat Muğniye’nin öldürülmesinden çok öldürüldüğü yerin 2006 Savaşı’nda İran ve Hizbullah’ın ittifak yaptığı Suriye Toprakları olması kimilerine göre devreye sokulan yeni ve sinsi bir filmin izlerini taşımaktaydı: İran-Suriye-Hizbullah İttifakını parçalamak. Yönetmeni de belliydi:Mossad
MAHMUT AHMEDİNECAT’A YAPILAN SUİKAST TEŞEBBÜSÜ:
2010 yani bu senenin Ağustos ayında cereyan eden ve dünya gündemine bomba gibi düşen bir havadiste İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat’a yönelik vuku bulan suikast teşebbüsü idi. Kimi çevreler bu iddiayı yalanlasa da İran Cumhurbaşkanlığı’na yakın bir kaynak haberi teyit etti. Bu teşebbüs neticesi gözler Ahmedinejat’ın sürekli şekilde tehditkâr bir dil kullandığı İsrail’e çevrildi ve tabii ki Mossad’a.
Netice İtibariyle; Nükleer Uzmanlara yönelik yapılan suikastlar sonucu hazırlanan raporlarda adres olarak gösterilen bu teşkilat anlaşılan daha, çok konuşulacak.
İZAK RABİN SUİKASTİ:
1992 Senesi’nde yapılan seçimlerle iş başına gelen İşçi Partisi Genel Başkanı İzak Rabin komşularıyla sorunsuz bir ilişki kurmak taraftarıydı. Bu itibarla Filistin ile yapılan görüşmelerin artık sonuçlanması gerektiğini düşünüyor ve İsrail’in işgal ettiği Filistin Topraklarından çekilmesini müdafaa ediyordu.