- Kategori
- Kişisel Gelişim
Mücadele & Siz
Gerek okul öncesi dönemde gerekse de okulda öğretmenlerim tarafından bana öğrenmem konusunda en çok desteğin verilen yegane konu: ‘Mücadele etmeden bir şey sahibi olunamayacağı ‘gerçeğiydi. Bunu soyut kavramları öğrenmeye başladığım ergenlik çağlarımda daha iyi anlamış olsam da fiziksel mücadele konusunda artık çoktan bir fikrim oluşmuştu ve hayatta her şey için mücadele ederek var olmayı öğrenmiştim . Üniversiteye devam ederken de iş hayatı tecrübesini erken edinmem adına bir yandan çalışmam gerektiğini, bir yandan öğrenmem gereken şeyleri yarım bırakmamak adına eğitim konusunda dış dünyaya açılmam gerektiğini diğer yandan da topluma nasıl fayda üreten şeyler ortaya çıkarabileceğimle meşguldüm. Kendimi durup dinlediğim zamanlar pek var diyemezdim. Dolayısıyla o yaşa kadar getirdiklerimi birebir uyguluyor , öğrendiklerim doğrultusunda ‘kendimce’ hayatımı şekillendiriyordum.
Zaman geçtikçe ; iş hayatı ve sosyal hayatta insanlarla olan iletişimim artması sonucu hayatta her şeyin mücadele olmadığını geç de olsa farkına vardığımda sahiden bir yıkım yaşamış olduğum yadsınamaz bir gerçek olarak karşıma geç de olsa çıktı. Ben her şeyi bin bir çabayla elde ederken hiçbir çaba harcamadan hayatta istediklerini tek kelimeyle gerçekleştiren insanları gördüm. Bu benim yolumu değiştirmeme neden oldu mu ? Cevap :Hayır.. Ama belli bir dönem o yoğun mücadele eden kişiden sıyrıldım. Sahiden son dönemin moda deyimiyle ‘akışına bırakmıştım’ .
O dönem ; hayatı en çok dinleyebildiğim, kaygı konusunda kendimi en çok ikna edebildiğim, mücadele kelimesini en çok da irdeleyebildiğim bir dönemdi. Burada amaç; isteklerime mücadelesiz ulaşabilmenin yolunu aramak değil bunca yıl nasıl bir yanılgı içinde yaşadığımın hayal kırıklığıydı yaşadığım duygu değişimi tabi o zamanki düşünceme göre. Kulağa adaletsiz gibi görünse de mücadele etmeden de birçok şey elde edilebiliniyordu demek.
Tüm bu hayal kırıklıkları içinde hayatın getirdikleri ve aldığım sayısız eğitim sonrasında bunca zaman ‘mücadele ‘ diye adlandırdığım tüm o çabaların aslında kendi karakter ve kişiliğime attığım birer ilmek olduğunun farkına vardım . Aslında hayat yolumu inşa ederken bir şeylerle ‘mücadele etmek’ deyimi yerine ‘kendi yolumda yürümek’ olarak adlandırmamın beni çok daha duygusal tatmine ulaştırabildiğini gördüm. Çocukluk döneminde zihne kazınan ‘her şey sadece emek verdiğinde güzel olur’ anlayışı hala çok güzel görünürken ‘havadan geldiğini düşündüğün onca kolaylık’ hala gözüme belirsiz görünmekte. Emek verip zaman harcadığım ve sonucunda sahi olduğum her şey bana; doğru yolda olduğumu hissettiren yol arkadaşlarımdı.
Dolayısıyla biz bazen hayatta kelimelere bazı anlamlar yükleyerek kendi gerçekleştirdiklerimize farklı etiketler yapıştırıyoruz. Hatta bazen kendi işimizi daha da zorlaştırıp , kendimizi kolaylıkla kurban psikolojisine sokabiliyoruz. Bu da bizi yürümek istediğimiz yolda aşırı yorgun, savaşçı, mücadeleci bir role büründürüyor. Bunun asıl kaynağı ; her ne kadar doğup büyüdüğümüz çevre, okul, aile (ne dersek diyelim )olsa da gerçekten sağlıklı düşünen bir birey olduğumuzda hepsinin etkisiz hale geldiği bir evre var insan hayatında. O da kendi yolunu kurmakta olduğun yetişkinlik çağları. Geçmişte etrafımızda şekillenenlerle beraber zihne ekilen doğru bilinenler ya da doğrular /yanlışlar; zihin tarafından ne kadar kuvvetli sahiplenilirse sahiplenilsin , günün sonunda insan kendi düşünceleri, davranışları ve duygularıyla kendi yolunda yürüyor.
Bunun adı ister mücadele, ister emek, isterse de savaşçı olsun .. Kendi yolunu kendi emeği ve isteğiyle kuran herkese selam olsun..