- Kategori
- Sinema
Muhsin Bey

Muhsin Bey
"Ağlamakla inlemekle gönlüm gelip geçiyor
Devası yok garip gönlüm günden güne eriyor
Feryadıma efganıma kimse bir ses vermiyor
Devası yok garip gönlüm günden güne eriyor"
Mediha Şen Sancakoğlu'nun o billur sesinden dinlediğimiz bu şarkıyla karşılıyor Muhsin Bey bizi. Belki en son söylenmesi gerekeni yazımın başında yazacağım. Yazacağım ki işte ne denli bir yapıt olduğu anlaşılsın Muhsin Beyin. Türk Sinemasının en güzel filmlerinden biri. Çoğu kişinin zirveye ulaştığı filmdir Muhsin Bey. Adeta ibretlik bir hayat hikayesidir. Özlemini çektiğimiz ama artık olmayan bir kişinin portresidir Muhsin Bey.
Özlemle bakarak iç çektiğimiz o eski İstanbul evlerinden birinde yaşamaktadır Muhsin Bey. Tam bir İstanbul beyefendisidir. Evinde tek başına kalan Muhsin Bey'in dert ortakları her gün konuşup dertleştiği çiçekleridir. Efendiliğini çiçekleriyle konuşurken bile bırakmaz:
-Nasılsınız bakalım?
-Suyu görünce kendinize geldiniz değil mi?
-Efendim.Ne dediniz?
-Peki başüstüne.Bir daha müziğinize zamanında başlarım.
-Ya siz? Siz nasılsınız Sevda Hanım?
-Bunlar duymasın ama Safiye Ayla'yı sizin için çaldığımı bilin.
-Size özel bir ilgi duyduğumu bilmenizi isterim.
Türk Sanat Müziğini hayatının anlamı gibi görmektedir adeta. O denli fazladır ki bu sevgisi huzur evinde ziyaret ettiği eski bir Türk Sanat Müziği sanatçısı Afitap Hanım içini açtığı tek insandır. Aslında çiçeklerinden farkı yoktur Afitap Hanm'ın çünkü o da hiç konuşmaz, dinler sadece. Belki de Muhsin Beyin özlem duyduğu, içindekileri anlatacağı güvendiği biridir.
Karşı komşusu Sevda Hanım'a gizliden gizliye bir sevgi beslemektedir. Bir gün kahvehanede otururken daha doğrusu altı aylık verdiği kirayı yardımcısı Osman'ın at yarışında kaybetmesi sonucu kirasını ödemediğinden dolayı işyerinden atılan ve yeni meskeni kahvehane olan Muhsin Bey'in askerlik arkadaşı Bitli Selman'ın yeğeni Ali Nazik gelir. Ali Nazik Urfalı bir gençtir, türkücü olmak istemektedir. Doğru kişiye gelmiş olmasına rağmen amaçları tamamen farklıdır bu iki adamın. Ali Nazik'in barlarda ve pavyonlarda çıkmaya ve arabesk okumaya meyilli yapısı Muhsin Bey'in asla tahammül edemeyeceği bir durumdur. İlk başlarda istemez Ali Nazik'i. İstemez çünkü bilir ki Ali Nazik bu yozlaşan kültürün içinde kaybolup gidecektir. Ali Nazik'in içindeki saf ve temiz duygularını gören Muhsin Bey sonunda yardımcı olmaya karar verir. Sonrası masalımsı bir hikaye gibi devam eder filmin. Tamamen farklı dünyaların insanlarıdır Muhsin Bey ve Ali Nazik. Muhsin Bey, Ali Nazik'in ünlü olmasıyla Üsküdar'dan bir ev alıp Afitap Hanım'ı huzurevinden çıkarmayı, dostlarıyla eskisi gibi fasıl yapmayı hayallerken Ali Nazik bir kebapçı kapatmayı, pembe gömlek, altın zincir ve koynuna girecek bir sürü kadın hayal etmektedir. İşte bu denli uzaklardır birbirlerine. Uçurum bu denli fazladır aralarında.
Filmin sonunda iki adamın kaybedişini izleriz aslında. Muhsin Bey'in yozlaşan değerler karşısında kaybettiği savaşa tanıklık ederken, Ali Nazik'in o saf ve temiz halinin nasıl da değiştiğini ve Muhsin Bey'in savaştığı yozlaşan değerlerin onu nasıl da içine çektiğini görürüz. Hayatın gerçekleri Don Kişot'un yel değirmenleri gibi değildir malesef. Hızla akan bir nehir gibidir ve Muhsin Bey de tutunamaz bu akıntıda. Hayatta belki de isteklerinden sadece biri gerçek olmuştur. Sevda Hanım ve kızını da alarak beraber yaşamaya başlarlar.
Muhsin Bey, Yavuz Turgul ve Şener Şen şöleniyle yoğrulmuş harikulade bir filmdir. Unutmadan Uğur Yücel'e de değinmek lazım. Bu denli değişim yaşayan bir karakteri mükemmel canlandırmıştır. Aslında filmdeki karakterlerin her biri için söylenecek söz, yazılacak çok şey var. Şimdilerde çok sık göremediğimiz tatlı Türkçesiyle konuşan Madam, Türk Rambosu Sönmez, Muhsin Bey'in yardımcısı Osman Cavcı, gazino sahipleri, mahallenin çocukları bile övgüyü hak ediyorlar. Benim gibi Şener Şen hayranlarının defalarca izlemiş olduğu bir film oduğuna eminim.
Muhsin Bey; izleyin ve izlettirin mutlaka. Hayata dair bir çok şey bulacağınız bu filmi arşivinizin baş köşesinde bulundurmayı unutmayın.