- Kategori
- Aşk - Evlilik
Muhteşem aşk

Bir iki gündür aşk'a dair yazılar yazmaya çalışıyorum.
Öyle aşık olduğum falan sanılmasın, keşke olabilsem.
Kavursa keşke, yaksa yüreğimi aşk...
Aklım bir karış havalarda olsa, kör olsa gözlerim, dönemesem virajları, uçsam ucurumlardan ve boğulsam aşk'ın sularında...
Karşılık beklemeden sevsem, sevsem, sevsem...
Aktarsam duygu yüklü söylemlerimi...
**
'Aşk'ın yaşı var diyenlere küs'üm...
Her dem olmalı insanın yüreğinde, aşk duygusu...
Eğer, taze tutulamıyorsa bir-bir, yaşlanıyor demektir insan...
Değişen yeni dünya düzeninde, aşk kavramının değiştiği, hatta yok olduğu iddia edilmekte zaman zaman...
Kızıyorum bu tanımlamalara.
Rakamsal değişimlerin yüreklere yansımalarını düşünmek dahi istemiyorum.
Elma, hep elma olmuştur dünya var oldukca, elma ederi yükselip alçaldıkca aşk'a yansıma denklemi nasıl kurulabiliyor anlamış değilim...
'Aşk'ın en güzel hali, karşılıklı olanıdır' demiştim önceki blog yazımda...
Gözlerinizi kapatıp, bir an hayal edin lütfen...
Mızrap'ı eline alıp, ud'un tellerine dokunan bir el... ve aynı ud'un nota perdelerine aynı anda dokunan başka birinin parmak ucları ile birlikte ortaya çıkan müzik sesine kulak verin...
Ne kadar muhteşem, değil mi?
İşte, karşılıklı aşk'tan doğan güzellik bu olsa gerek...