Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Muhteşem Yüzyıl

Muhteşem Yüzyıl
 

New Age


Uzun bir süredir “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin büyüsüne kapılarak Osmanlı’nın Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki o muazzam haşmet, kuvvet, ihtişam dolu zamanlarını izliyoruz. Gerçekten Orta Asya’dan Anadolu’ya olan binlerce yıllık serüvenimizin gurur ve başarı sayfasında Osmanlılar önemli bir başarı hikayesidir ve Gerileme Dönemi’ne dek Osmanlı İmparatorluğu birkaç “Muhteşem Yüzyılı” ardı ardına yaşamıştır.

Sadece Türkler olarak değil insanlık adına bakarsak bence “Muhteşem bir Yüzyıl”da yaşıyoruz. Çünkü yaşadığımız çağa artık “Bilgelik Çağı” denilmeye başlandı. 20nci yüzyılda nsanlık binlerce yıllık kayıtlı tarihinde ürettiğinden çok daha fazla bilgiyi tek bir yüzyılda üretti. Hatta gelişim 1960’lar sonrası o deni hızlı oldu ki, 1970’lerden sonraki her onar yıllık dönemlere “X kuşağı”, “Y kuşağı”, “Z kuşağı” veya “İndigo çocuklar”, “Kristal Çocuklar” gibi isimler atfederek yeni gelişen dünya düzeninin hızını bir nevi teyid eder olduk. Ve 21nci yüzyılın ilk döneminde bu hız giderek artıyor. Dünya global bir köy haline geldi, eskiden el yazmalarında çok az insana nasip olan bilgiler ve klasik yapıtlar artık her kitapevinde ve internette elimizin altında. Bilginin bu denli insanın gelişimi için hizmete sunulduğu bir dönem daha tarihte yaşanmadı. Ancak ironiktir ki bu denli bilgi yoğunluğu arasında bile gerçek, doğru ve kişinin ihtiyacı olan bilgiye ulaşmak kolay değil. VE bilgelik hala klavye tuşları arasında yapılan internet turunda değil, kişinin kendisinde yatıyor.

Artık “Her Şeyin Teorisi”, “NLP”, “Sibernetik”, “Solucan Delikleri” gibi öyle şeyleri konuşuyoruz ki, bunların günlük yaşama kullanılır teknolojiler olarak geçmesi ile insan Tasavvuf’ta kendine biçilen “Halifetullah” makamına daha yaklaşıyor. Artık uzaylılar var mıdır? Sorusuna birçok bilim insanı kainatın bu denli büyük olmasından dolayı  “olabilir” diye cevap veriyor. 200 önce bir insanın kara büyü diye adlandırabileceği bir holografik ekranı veya bir lazer görüntüsünü bugün 7 yaşındaki çocuklar bile biiyor.1970’lerden beri başta Hollywood olmak üzere öyle konularda filmler yapılıyor ki, tabular, korkular görsel ve zihinsel olarak yıkılıyor. Geçmişte insanların cadı diye yakıldıkları Simya, Ezoterik Öğretiler, Okültizm gibi konularda artık binlerce kitap yazılıyor ve insanlar fikirlerini özgürce paylaşabiliyorlar.

Evet bence bu çağ çok özel bir çağ ve son 150 yıllık insanoğlunun ürettiği bilgi ve teknolojiler ve bunların insanın gelişime katkılarına baktığımızda insanlık daha aydınlık bir geleceğe doğru hazırlanıyor. New Age akımı buna “Altın Çağ” diyor. Hindistan, Güney Amerika, İskandinavya, Mezopotamya gibi dünyanın birçok yanındaki kadim öğretilere baktığımızda, ruhsal ve medyumik kaynakları incelediğimizde insanlığın farklı insanlık çağlarından geçtiği ve artık daha yeni ve daha güzele doğru insanların bir üst bilinç seviyesiyle yaşayacakları yeni bir çağın gelişine dair bilgiler görürüz. Bunu zaman gösterecek, ama son 150 yıla bakınca her zaman güzel gelişmelerle değil aynı zamanda zorluklarla bile insanların birleşim yolunda önemli adımlar atıyor. Hala savaşlar var, ama insanlar artık aynı global köyün birer önemli ve hür iradeli parçaları olduklarını ve bu global köyünde tüm insanların Mutlak ve Bir olan Yaradan’ın bir parçası olduğunu eskiye oranla daha iyi biliyorlar.

Yani insanın sadece global değil evrensel bir entegrasyonundan da bahsediyoruz.  İnsan beşeri dünyada kendini ve yerini bulurken, aynı şeyi artık mana alemindeki yerini anlamak ve özümsemek için de yapıyor.

Son 300 yılda Batı Medeniyeti ön plana çıktı, teknoloji, sanat ve kültürüyle. Ancak Haçlı Savaşları’na dek bu bayrak Orta Doğu’daydı. Ondan öncesinde de Antik İyon ve Yunan kaynakları bayrağı Milat’tan önceki yıllarda taşıdırlar. Tüm bunlardan önce de Mısır’da Hermes Trismegistus’un  Hermetik Öğretisi, Hindistan’da Aryanların Vedik öğretisi ve Tibet’te James Churchward’ın ilk ortaya çıkardığı ve Meksika’da Niven’in bulduğu kayıtlarla pekişen Naacel öğretisi tüm öğretilerin temel çıkış noktaları oldular. Bu arada Amerika’nı keşfinden önceki döneme baktığımızda da orada Maya, Aztek, İnka, Olmekler gibi önemli medeniyetlerin yeşerdiğini ve bayrağı ayrı bir kulvarda taşıdıklarını görürüz.

Ancak 21nci yüzyıla geldiğimizde tüm bu kadim ve eşsiz insanlık mirası olan öğretilerin aynı çatı altında toplanmaya çalıştıklarını görüyoruz. İnsanlar beynin sağ ve sol yarım kürelerini birbirine bağlamak istercesine modern ve kadim bilgileri çiçeklerden bal toplayıp bal yapan arılar gibi “eklektik” bir şekilde inceleyip sentezliyorlar. Zira her bir öğreti sonlu ve geçici olan beşeri insanın sonsuz ve ölümsüz olan Mutlak Varlık’ı ve O’nun düzenini farklı yönlerden arama çalışmaları. Bu yüzden de hepsi değerli ve belki de mutlak doğruya “yaklaşmak” ancak mevcut insanlık mirasının bir sentezi ile mümkün.  İşte bu yüzden yaşadığımız çağa Bilgelik Çağı deniyor çünkü insanlık elindeki bilgileri toparlayıp, global olarak paylaşıyor ve gelişimi için kullanıyor. “Bilmekten yapmaya” geçiyoruz artık. İşte bu yüzden de bir Altın Çağ’ın gelmesi muhtemel.

Sevgiler,

Kenan Kolday

 
Toplam blog
: 245
: 1347
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..