Münevver, Münevver'e nasıl dokunur / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '08

 
Kategori
İlişkiler
 

Münevver, Münevver'e nasıl dokunur

Münevver, Münevver'e  nasıl dokunur
 

"Münevver" eski dilde "aydın" demek...

Aydın ne yapmalı, duruşu nasıl olmalı gibi konular bugünlerde blogda yazıldı çizildi. Hatta işin farklı boyutlarına gidilip Marx'ın ateist olmadığı tartşıldı. Ben farklı bir boyuta değinmek istiyorum:

"Münevver Münevver'e nasıl dokunur?", başka bir deyişle aydınların cinsel yaşamları bizimkinden farklı mıdır; yoksa halkı aydınlatmak için yaydıkları 380.000 voltluk ışık onları süper bir güç mü yapmakta ya da eve gidince patlak bir ampul mü olarak mı kalmakta? Baktım kimse yazmıyor, bu önemli (!) konuya da ben el atayım dedim:

Şimdi hangi Türk büyüğünü örnek gösterip hayali bir senaryo yazsam maazallah beni bu camiada yaşatmazlar, yabancı bir aydından bahsetsem adını yanlış yazarım, benimle dalga geçersiniz. En iyisi "münevver"...

Münevver de bizim gibi etten kemikten yaratılmıştır; ister kadın olsun ister erkek onun da cinsi iştihaları vardır, o da bizim gibi cinsel yaşama sahiptir. Az önce söylediğim gibi onlar bu işi nasıl yapar, konumuz bu. Bunu açmak için küçük bir Ayşegül okulda, tatilde ... serisi yazalım:

Münevver Panelde

Münevver "Halkın Bilinç Düzeyinin Yükselmesinde Aydının Payı" isimli bir panelde konuşmacıdır. Aydının öğrendiklerini, birikimlerini kendi süzgecinden geçirerek halka yansıttığında ortaya çıkacak sinerjiyle halkın demokratik katılımlarının artacağını, yönetime aktif olarak katılmanın şeffaflığı sağlayacağını, sivil toplum örgütlerinin güçlenmesiyle şeyin şey olacağını uzun uzadıya anlatmaktadır; bu sırada ön sıradaki dinleyicilerden son derece şuh bir kadın münevverin sakalına, bıyığına, gözlüğüne bakmakta, münevverin her cümlesinin sonunda iç gıcıklayıcı bir sesle ah çekmektedir. Bu durum karşısında münevverin 380.000 voltluk ışıldağı kontroldan çıkmakta, kadının her ah çekişinde titrek umumi hela ampulü gibi yanıp sönmektedir. Münevver durumu kurtarmak için konuşmayı otomatik pilota bağlamıştır ve konuşmasını bitirmiştir. Ama soru-cevap bölümünde öndeki kadın taarruzlarını sürdürüp münevvere şu soruyu sormuştur: Aydınlarla halk arasındaki kopukluğu nasıl gidermeli?" Münevver bu soruya da otomatik pilottan cevap verirken kadının dudaklarındaki ıslaklıkla uyarılmış, kadına 1.000.000 voltluk bir bakış fırlatmıştır bile. Toplantının sonunda aydın halk arasındaki kopukluk giderilmiş, münevver, bir kişiyi daha aydınlatmanın huzuru ile evin yolunu tutmuştur.

Münevver Evde

Münevver akşam evine gelince ailesiyle yemeği yer; o hafta gidilecek konserlerden, tiyatrolardan söz edilir, yeni çıkan kitaplardan konuşulur. Münevverin liseye giden kızı: "Baba, öğretmenimiz A.Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanındaki Mümtaz ile Nurdan'ın aşkı çreçevesinde Türk aydınının bunalımı hakkında bir kompozisyon yazmamızı istedi. Kitabı okudum, fakat yazacaklarımı toparlayamıyorum." der. Münevverin yanıtı nettir: "Kızım şimdi çok yorgunum; internetteki ödev sitelerine bakıver." Mum dibine ışık vermez atasözünü atalarımız ne güzel uydurmuş değil mi?

Yatak odasına geçilir. Münevverin karısı Münevver Hanım kocasına sevgi sözcükleriyle dokunmaya başlar. Münevver bedeni paralel bağlanmış 70.000.000 ampulün cılızlığıyla yanar. Öyle ya o halka vermektedir 380.000.000 voltunu. Otomatik pilota bağlar. Karısı her zamanki mutsuzluğuyla kaderine razı olur. Kocasının önemli işleri vardır canım...

Münevver, panelde tanışıp aydınlattığı kadından sonra karısıyla yaşadığı zoraki sevişmeden sonra kendisini kötü hisseder. Sıradan bir insan olsa sorun yoktur; ama o münevverdir.

Buraya kadar...

Aslında aydınların cinsel yaşamı diye bir konu çok saçma; çünkü insan vardır.... Aydın yoktur; sanatçı, öğretmen, doktor, manav.... vardır. Daha önceki yazımda da ironik olarak belirttiğim gibi "aydın"ı tanımlamaya çalışmak ya da ona farklı misyonlar yüklemek bir aydın sınıfı yaratmaya kadar götürür bizi.

Aydınlatma yoktur, aydınlanma vardır.

Kimsenin bir başkasının güneşi olma hakkı yoktur, güneşten herkesin eşit olarak yararlanma hakkı vardır..

 
Toplam blog
: 114
: 1620
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

1964'te Ankara'da doğdum. Meslek lisesinin elektrik bölümünü bitirip fabrikada ve şantiyede çalıştım..