- Kategori
- Güncel
Murat Sevinç'in yazısına dair bir-iki söz

İnternet haber sitesi Diken'in yazarlarından Levent Gültekin, 'Casto, Chavez ve Erdoğan' başlıklı bir yazı yazmış, çok beğendim, hoşuma gitti.
Levent Gültekin yazıda özetle şöyle bir sorgulama yapmış: Castro'nun ölümünden sonra onu göklere çıkaran, melekleştirircesine anan Türkiye'deki muhalif kesim, Tayyip Erdoğan'ı diktatörlükle suçluyor, Tayyip Erdoğan'ı özgürlükleri kısıtlamakla, fikire gem vurmakla suçluyor... Peki, benimsediği, kendine idol yaptığı liderlerden haberleri var mı? Onların da diktatör olduğundan, onların da özgürlükleri kısıtlamayı âdet edindiğinden, onların da ülkelerini sefalete ittiğinden? Çoğu biliyor ve bunu mübâh görüyor; sorun etmiyor. Ama, Erdoğan'ı suçlamaktan, üsulsuz eleştirmekten, ona oy verenleri aşağılamaktan geri kalmıyor. O zaman, samimiyet bunun neresinde demiş.
Diken'in bir başka sevdiğim yazarı Murat Sevinç de 'Levent Gültekin'in yazısına dair bir iki söz' başlıklı bir yazı yazmış, ben de Murat Seviç'in cevabına karşı bir yazı yazmayı düşündüm.
*
İki buçuk yıl önce şu başlıkta bir yazı yazmıştım:
"Stalin’e diktatör diyemeyen solcunun, Tayyip Erdoğan’a diktatör demeye hakkı var mı?"
Solculardaki en büyük hayal kırıklığım bu olmuştur. Samimiyetsiz, iki yüzlü muhaliflikleri. Kendinden olan diktatörü idolleştirir, ama kendinden olmayanın karşısında hürriyet kahramanı kesilir.
Solcu diktatörlerin durumlarını eleştirdiğimde dönemin şartına bağlayıp hafifserler, onlara bu yazımda şöyle demiştim:
'Dönem şartlarına göre yorumlama yapmamı isteyen olabilir.
Unutmasın onlar, zalimliğin ve zulmün şartı şurtu olmaz.'
*
Hadi, Stalin'ler geride kaldı diyelim, peki Castro, Chavez ne zamandı? Biri öleli birkaç gün oldu, diğerine birkaç yıl... Peki onlar özgürlük anıtı mıydı, peki onlar hürriyet kahramanı mıydı? Ben söyleyeyim: Aynı tas, aynı hamamdı.
Murat Sevinç 'Sol ideolojinin demokrasi gibi, özgürlük gibi bir amacı olmamıştır' diyor.
Olmasın kardeşim, olmasın! Aklımız, aklınız yok mu? Evrensel hümanizme, evrensel demokrasiye inanan biriysem, bu samimiyetsiz ve ik yüzlü anlayışı sorgulamak hakkımız değil midir?
*
Levent Gültekin Küba'da yaşadığı bir anıdan söz etmiş, şöyle: Otelde çalışana arkadaşı 100 dolar bahşiş vermiş, çalışan çok şaşırmış. Ve doktor olduğunu, aylığının 20 dolar olduğunu, akşamları otelde çalıştığını, burada ise ayda 30 dolar kazandığını anlatmış.
Murat Sevinç'in bu örneğe verdiği cevap ise yalnız şu: 'Dünyanın neresine gidilirse gidilsin 100 dolarlık bahşiş verilen herkesi şaşırtır.' Ne içler acısı aylıklara cevap var, ne sefalete...
Levent Gültekin, internetin çok kısıtlı olduğundan, yüz kişiden ancak üçünün evinde bilgisayar olduğundan bahsediyor, bilgiler veriyor. Murat Sevinç gelişmiş sağlık imkânlarından, modern eğitim sisteminden söz ediyor. Unutuyor, bunların sefaletle ters orantılı olduğunu...
*
Levent Gültekin'in yazısında şöyle bir kıyas var, benim çok hoşuma gitti:
"Yoksulluk o ülkeyi çürüttü. Tek bir değer bırakmadı." Ama emperyalistler Küba’ya ambargo uyguladı o yüzden böyle oldu diyorsanız, Erdoğan’ı bahane eden Batı, yarın Türkiye’ye ambargo uyguladığında bunun suçunu da Batı’ya atarsınız. Öyle mi?"
Ne güzel kıyas değil mi?
Yani, Erdoğan solcu olsaydı, ülkemiz sefil olduğunda fatura emperyalistlere kesilebilirdi.
*
Sözün özü, hepimiz eksiğiz kardeşim. Samimi muhalif değiliz. Özeleştiriye upuzağız.
-Mustafa Yıldırım - 01.01.2016