​ Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi… / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '11

 
Kategori
Güncel
 

Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi…

Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi…
 

27/Aralık/1919 Birçok kişi için bu tarih fazla bir şey ifade etmeyebilir. Birileri özellikle bizi biz yapan, geçmişimizle geleceğimizi birbirine bağlayan bu tür günleri unutturmaya çalışabilir. Cumhuriyet bayramımızı, Zafer bayramımızı terör var, deprem var der, kutlamamıza izin vermeyebilir. Ama biz unutmayacağız, unutturmayacağız.

Mustafa Kemal Ankara’ya gelmiş de ne olmuş diyenler, bu gün bu dünya güzeli ülkede hür ve başı dik gezebiliyorlarsa,  bir kısım mal mülk edinmişlerse, yüz bine yakın camiden ezan sesi duyabiliyorlarsa bunu Mustafa Kemal ve arkadaşlarının  müthiş zeka, taktik ve öngörülerine, Anadolu’da kalmış bir avuç Türkün üstün kahramanlığına borçlu olduklarını bilirler. İşte bu bilmek onları için için yer bitirir. Mustafa Kemal’i nasıl karalayacaklarını, küçük düşüreceklerini hesap etmekten beyinlerine kramp girer.

Birinci paylaşım savaşından Osmanlı önceki savaşlardan olduğu gibi yenik çıkmıştır. Çanakkale’deki muhteşem direniş sonuçta işe yaramamış, savaşarak Çanakkale’yi geçemeyenler, ellerini kollarını sallayarak gelip İstanbul’a yani Osmanlı’nın kalbine hançerlerini saplamışlardı. Memleket, yer yer işgal ediliyor, zulüm Anadolu’da adeta kıyım yapıyordu. Padişah bir tek tahtını korumak için tüm yurdu çoktan gözden çıkarmıştı. Günümüzde de örneklerini bolca gördüğümüz mütareke basınının etekleri zil çalıyor, yeni efendilerine yaranmak için ellerinden geleni yapıyordu.

Batı, artık Osmanlıyı yok ettiğine emin, kalan bir avuç Türkü de orta Anadolu’da hapsedip asimile etmeyi planlıyordu. Maalesef birçok aydın ve devlet adamı da bu durumu kabullenmişti. Aralarındaki kavgalar ülkeyi kurtarmaya değil manda olunacak ülkeyi seçmek için oluyordu. Tabii Mustafa Kemal ve bir avuç arkadaşı hariç. Beyninde ya istiklal ya ölüm düsturu ile 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıkan bu bir avuç kahraman, Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerinden sonra Anadolu’nun kalbine, gelmekte olan Türkiye cumhuriyetinin müstakbel başşehrine 27 Aralık 1919 da geldiler. O yıllarda Ankara’da yayınlanan haftalık Ankara Dergisi, Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’da karşılanışını 29 Aralık sayısında şöyle yazıyor : “Karşılama hazırlıkları üç gün önceden başladı. Ankara’nın her yanında bir şenlik, bir bayram havası yaşanıyordu.”  O günleri yaşayan Naşit Hakkı, Mustafa Kemal’in gelişini şöyle anlatıyor:

“27 Aralık 1919’da, yiğit Ankaralılar, Kızılyokuş’tan eskimiş bir otomobil içinde inen bir çift gök rengi gözün derinliklerinde vatan ufuklarından esaret bulutlarının dağılışını görmüşler, yurdun kurtuluşuna inanmışlar ve onu edebi reis tanımışlardı.

Yassı bir deri kalpağın altında zayıf bir yüz, kaç ay, kaç yıl ve yıllar milleti için rahat nedir görmemiş çelikleşmiş, sarı bir çehre ve içe işleyen sıcak bir bakış. Boz palto altında sivil bir yol elbisesi kumandanca bir yürüyüş.  Mustafa Kemal Ankara’ya böyle gelmişti.”

Atatürk’ün Ankara’ya gelişi, Kurtuluş Savaşı dönemindeki en önemli olaylardan biridir. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu Türk ordusunun kurulup hazırlanması çalışmaları Ankara’da yapıldı. Ankara milli mücadelenin merkezi haline geldi. Kısaca Ankara o günlerde başkentlik görevini üstlenmiş oluyordu.

Her 27 Aralık günü Ankaralılar için bayram gibiydi. At sırtındaki seğmenler gösteriler yaparlardı. Şehir baştanbaşa bayraklarla süslenirdi. Atatürk koşusu yapılırdı. Okullarda törenler yapılırdı. Şehirde çeşitli şenlikler yapan halk bu mutlu günü sevgi ve coşku ile kutlanırdı.

Şimdi size Metin Soysal’ın Yıllar Boyu Tarih dergisinden alınan o günü anlatalım.

“Mustafa Kemal Ankara’da

Takvim, 27 Aralık 1919 Cumartesi.

Hava açık, ılık. Birkaç gün önce sepeleyen kar tutmamış.

Halk, Çankaya bağlarının batısındaki Kırşehir yoluna açılan yokuş boyunca akın akın yollarda. Kulaklar minarelerde. O tarihi anı, selalarla bütün Ankara’ya müezzinler duyuracaktı.

Mustafa Kemal’i karşılamaya çıkanlar arasında bölük bölük Seymenler göz alıcı bir biçimde. Hepsi de çakı gibi. Kimi atlı, kimi yaya. Kiminin sağ omzunda baltaları asılı, kiminin “Martini” tüfekleri çapraz. Şal kuşaklarında hançerleri parlıyor. Gözleri gibi.

Elbas köyünden usta davulcular gelmiş. Abdal Hasan’lar, Deli Haydar’lar, Kara Mahmut’lar, Mohaç’tan, Çaldıran’dan, ya da bir başka er meydanından.

Sabırsız bir bekleyiş bu.

Saatler öğleden sonra üçü on geçeyi gösterirken, o salalar duyuldu. Cümle halk arasında bir dalgalanma oldu. Yokuş başına doğru bir yüklendi Ankara. Bir sevinçli telaş, bir büyük heyecan.

Uzaklarda bir motor gürültüsü vardı. Sonra, korna sesleri. Evet, geliyordu Mustafa Kemal.

“Bandırma” vapuruyla Samsun’a gelen Osmanlı Paşası o “Miralay Mustafa Kemal Hazretleri” değildi bu gelen. Anadolu hareketini başlattığı için boynunda sarayın “idam fermanını” taşıyan, bütün rütbelerinden istifa etmiş ve “Milletin bağrına dönmüş bir fert olarak” sadece Mustafa Kemal’di.

Kutsal kavgamızın. “Kurtuluş Savaşı’nın hazırlığını tamamlamıştı. Ankara, bu hazırlığın doruk noktasıydı. Yaralı bir ulus, artık onun önderliğinde buradan şahlanacaktı.

Samsun’da bir hurdalıktan alınan, her parçası bir başka yerde bulunmuş, üstü açık, köhne otomobili yaklaşınca heyecan son haddine varmıştı. Davullar çok daha coşkuyla vuruyor, cümle tezahürat birbirine karışıyordu.

Gülümsüyordu Mustafa Kemal, henüz 38 yaşındaydı ama yüzünde, nice savaş meydanının tandırında yoğrulmuş bir başka olgunluk vardı. Mavi gözleri çelik pırıltısıyla yanıyor, kalpağının iki kenarında, şakaklarında uçuşan başak rengi saçları, güzel yüzüne bir başka anlam veriyordu.

Yokuş başında, Seymenlerin önünde durdu. Otomobilden indi. Onlara doğru ağır ağır yürüdü.

Hepsi bir anda esas duruşa geçtiler. Her soluk tek can olmuştu. Bütün gözler, onun gözlerinde düğümlüydü. Vakur ve sert bir sesle:

-          Merhaba efendiler! dedi.

-          Sağol Paşa Hazretleri...

-          Arkadaşlar! Buraya neden geldiniz?

-          Millet yolunda can vermeye geldik!

-          Fikrinizde sabit misiniz?

-          And olsun.

... Ve, işte o zaman Mustafa Kemal’in gözleri ilk kez yaşardı. Zincir kabul etmeyen bu ulus, onun peşinde, gerekirse ölüme bile, göz kırpmadan gidebilirdi.”

Ve gittiler de. Kadını ile, çocuğu, yaşlısı genci ile inanılmaz bir direniş gösterdiler. Türkün asla pes etmeyeceğini yedi düvele bir kez daha duyurdular. İşte o muhteşem baş kaldırının bütün kararları Anadolu’nun tartışmasız kalbinde, Ankara’da alınıyordu.

Ne yazık bu günkü yöneticilerimiz bir Atatürk koşusundan bile ürker oldular. Seymen davulları akıllarını başlarından alıyor ki engellemeye çalışıyorlar. Tıpkı Zafer bayramımız gibi, Tıpkı Cumhuriyet bayramımız gibi.

ANKARA MARŞI

Ankara, Ankara, güzel Ankara,

Seni görmek ister her bahtı kara.

Senden yardım ister her düşen dara,

Yetersin onlara güzel Ankara.

 

 Burcuna göz diken, dik başlar insin,

Türk gücü orada her zoru yensin,

Yoktan var edilmiş ilk şehir sensin,

Var olsun toprağın, taşın Ankara.

Halil Bedii YÖNETKEN

İzmir 2011

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..